Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/4716 E. 2025/4812 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4716
- Karar No
- 2025/4812
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/418 Esas, 2024/772 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/322 E., 2023/766 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 01.07.2025 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıların Almanya'da kazandıkları birikimleri ve Türkiye'de elde ettikleri bir kısım gelirlerini euro olarak müvekkillerinin murisine faizli olarak borç verdiğini, davalıların verdikleri borçlar için her defasında %40'lara varan yüksek oranda faiz geliri elde ettiklerini, davacıların murisi ile davalıların hesapları inceleyip muhtelif mutabakatlar yaptıklarını, taraflar arasındaki yapılan hesap mutabakatlarında; borcun döviz-euro cinsinden verildiği ve her defasında fahiş oranlarda, %4 'lara kadar faiz işletilmek suretiyle murisin borçlandırıldığını, hesaplanan faizli borç tutarı üzerinden muris tarafından 5-6 adet senet düzenlendiğini, faize faiz işletildiğini, birbirini takip eden mutabakatlar neticesinde müvekkillerinin murisi ile davalılar arasında en son 26.11.2012 tarihli mutabakatta geçmişten gelen işlemiş faizli borç yönünden yeniden faiz işletilerek toplam borç tutarı 980.444 euro olarak belirlendiğini ve yine borca karşılık 6 adet vadeli senedin müvekkillerinin murisi tarafından davalı ...'e verildiğini, müvekkillerinin murisi tarafından, banka havalesi ve elden ödeme yapılarak borcun bir kısmının ödendiğini, murisin yaklaşık 1 milyon euro borç bırakarak vefat ettiğini, davalıların senet almakla yetinmeyip muristen taşınmaz teminatı aldıklarını, müvekkillerinin murisine ait aile apartmanı niteliğindeki taşınmazın "satış” gösterilmek suretiyle davalılara devredildiğini, muris ... ... ölümünden sonra, söz konusu taşınmazı geri almak adına davalılar ile 25.05.2015 tarihli protokolü imzaladıklarını, protokolde muris ile davalılar arasında en son yapılan mutabakatta belirlenen borç tutarı ve 6 adet senedin esas alındığını, protokol gereğince müvekkillerinin bu davaya konu icra takibinin dayanağı olan 25.05.2015 düzenleme tarihli ve vade tarihi boş/açık olan 139.000,00 euro bedelli senedi ... adına düzenleyerek verdiklerini, davalıların tefecilik faaliyeti ile murise verdikleri faizli borcu, önceden muristen devraldıkları taşınmazı satma tehditi ile davacı müvekkillerinden tahsil ettiklerini ayrıca bakiye yönünden davacıları 139.000,00 euro borçlandırıldıklarını, müvekkillerine aile apartmanını iade almak adına protokolü ve senedi imza ettirdiklerini, protokolün 5. paragrafı gereğince murisin borçlu olduğu senetlerin (6 senet) iade edilmediğini, davalıların faiz alacaklarını tahsil etmek adına harekete geçtiklerini ve protokol tarihinden itibaren 8 yıl sonra ve senetteki vade tarihini anlaşmaya aykırı olarak sonradan doldurmak suretiyle takip başlatıldığını, senet ve takip konusu alacağın hükümsüz olduğunu, taraflar arasında protokol yapılırken murisin verdiği belirtilen senetlerin müvekkillerine gösterilmediğini, bir tane senedin fotoğrafını çektiklerini ve murisin imzasının olmadığını gördüklerini, dolayısıyla aldatıldıklarını ileri sürerek icra takibine konu senet nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitini, takip dayanağı olan 25.05.2015 protokol gereğince düzenlenen 25.05.2015 tarihli kambiyo senedinin karşılıksız olduğundan iptaline karar verilmesini, alacağın 20'si oranında kötüniyet tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacıların, borçları karşılığı icra takibine konu bonoyu müvekkiline verdiğini, davacılardan murislerinin borcunun ödenmesi istenmesi üzerine tarafların bir araya geldiğini ve 25.05.2015 tarihli protokolün imzalandığını, bu protokolün, tarafların borcun yenilenmesi konusunda mutabık kaldıklarını gösterdiğini, taraflar bir araya geldiğinde borca esas belgelerin tümünün davacılara gösterildikten sonra protokol hazırlanıp taraflarca imzalandığını, müvekkillerinin ellerindeki senetleri davacılara teslim ettiğini, davaya konu bonoyu aldığını ve protokol gereği iade etmeleri gerekenleri iade ederek işlemleri tamamladıklarını, vadesi gelen bono ödenmediğinden icra takibine konulduğunu, icra takibine konu bononun kayıtsız şartsız borç ikrarı içerdiğini, davacıların bono üzerindeki imzaya itiraz etmediğini savunarak davanın reddine, davacıların takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Diğer davalı davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların faiz karşılığında borç para verdiğini meslek edindiğine dair bir delil sunulmadığı gibi davacıların da bu yönde bir iddiası bulunmadığı, davacıların murisi ... ... ... davalılardan vekaletname alarak onlar adına işlemler yaptığı, bankadan emekli maaşını çektiği, kiralarını topladığı ve bununla birlikte davalıların verdiği paralarla ticaret yaptığı, belli dönemlerde de borçlarının netleştirilmesi için protokoller yapıldığının dosyaya sunulan protokollerden anlaşıldığı, kar paylaşımı benzeri bir iş yapıldığı, dönemsel borçlar ödenmediği için senetler düzenlendiği, süresinde ödenmeyen senetler nedeniyle de yüksek oranda faiz işletildiği, ortada tefecilik olduğunu iddia etmenin mümkün olmadığı, bu konuda bir soruşturmanın sonuçlanmasını beklemenin de sonuca etki etmeyeceği, irade fesadı yönünden yapılan incelemede; taraflar arasında 25.05.2015 tarihli sözleşmenin üzerinden geçen süre dava tarihi itibarıyla 8 yıl olup davacıların bu güne kadar böyle bir iddiada bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 39. maddesi uyarınca somut olayda bu sürenin geçtiği, taraflar arasındaki 25.05.2015 tarihli borç mutabakatının şahitler huzurunda yapıldığı, bakiye borcun bir kısmı için davaya konu senet düzenlenerek verildiği, taraflar arasında bir borç alacak ilişkisinin sabit olduğu, borcun ödenmemesi nedeniyle icra takibine konulduğu, senedin içeriğinin anlaşmaya aykırı doldurulduğuna dair davacıların yazılı bir delil sunmadığı, davacılar, murisin imzaladığı senetlerin kendilerine verilmediğini ileri sürmüş ise de protokol ve yeni senet düzenlenip verildiğine göre eski senetlerin davacılara iade edildiğinin kabulü gerektiği, davalı vekilinin eski senetlerin davacılara iade edildiğini belirttiği, bu durumda murisin imzasını içermediği iddia edilen 304.836,00 euro bedelli senetle hileli işlem yaptırıldığı savunmasının da bir dayanağının sunulmadığı, muris ile davalılar arasında imzalanan son protokol olan 26.11.2012 tarihli belgede de 6 adet, toplam 980.444,00 euro bedelli senet verildiği ve birinin 02.10.2014 vadeli 304.836,00 euro bedelli olduğunun görüldüğü, davacıların bu iddiasının eski tarihli protokol içeriği ile de uyuşmadığı, taraflar arasındaki protokolün de bu eski protokol esas alınarak düzenlendiği, incelenen soruşturma dosyasından, taraflar arasında yapılmış olan 25.05.2015 tarihli borç mutabakatında tanık olarak imzası bulunan kişilerin dinlendiği ve tefecilik veya irade fesadına ilişkin iddiayı doğrulamadığı görüldüğünden bu nedenle tekrar dinlenmedikleri, davacıların irade fesadı yönünden hak düşürücü süre geçtiğinden ve tefecilik iddiaları ıspatlanamadığından, takip alacaklısı olan senet lehtarı davalı ... yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, diğer davalının senet lehtarı veya takip alacaklısı olmadığından kendisine bu davada husumet yöneltilemeyeceğinden davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği, yargılama aşamasında tedbir uygulanmadığından davacılar aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmediği gerekçesiyle davanın, davalı ... yönünden hak düşürücü süre nedeni ile davalı ... yönünden takip alacaklısı olmaması nedeni ile husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince davalı ... yönünden temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ...'e verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 03.07.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.