Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/1559 E. 2023/7799 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1559
- Karar No
- 2023/7799
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2019/41 Esas, 2022/331 Karar Avukat ... DAVA TARİHİ : HÜKÜM : Kısmen kabul Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının faturalardan kaynaklanan alacağını tahsil için başlattığı icra takibine davalının haksız şekilde itiraz ettiğini ileri sürerek 65.194,69 TL yönünden kısmi itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile davalı arasında imzalanan taahhütname gereğince davacıdan satın alınıp davalı hastanesinde kullanılan malzemelerle ilgili Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) ne ad altında olursa olsun yapacağı kesintilerden davacının sorumlu olacağı, kesintilere dair faturaların düzenlenip davacıya gönderilmesine karşın davacının cari hesaba kayıt yapmaması sebebiyle davaya konu alacak farkının ortaya çıktığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen Karar Mahkemece 08.12.2015 tarih, 2013/149 E., 2015/767 K. sayılı kararı ile davalıdan SGK'nın yaptığı kesinti bedeli olan 40.081,45 TL'nin davalı tarafından davacıya aralarındaki taahhütnameye istinaden yansıtılmış olması nedeniyle davalının davacıdan 40.081,45 TL alacağının bulunduğu, bu miktarın davacının talebinden mahsubu ile davacının bakiye 25.055,22 TL halen alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının davacıya kabul edilen 25.055,22 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatı ödemesine, davacının da davalıya reddedilen 40.081,45 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir. B. Bozma Kararı Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 23.10.2018 tarih, 2017/3659 E., 2018/5172 K. sayılı kararıyla taraflar arasında davacı tarafından davalıya satılan ürünler ve davalının ödemeleri konusunda ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasındaki çekişme, davalı tarafından davacıya yönelik olarak kesilen bir kısım iade faturalarının davacı tarafından kabul edilmemesinden kaynaklandığı, davalı iade faturaları kesmesini 2 şirket arasında imzalanan 2 adet taahhütnameye dayandırdığı, Mahkemece bu taahhütnameler geçerli kabul edilerek sonuca ulaşıldığı, ancak davacı bu taahhütnamelerdeki imzaların kendi yetkilisine ait olmadığını belirttiği, Mahkemece yapılması gereken işin, davalı tarafından sunulan 2 adet taahhütname aslının istenerek ve tarafların taahhütnameleri imzalayan kişi konusundaki açıklamalarını da alarak davacı şirket adına atıldığı iddia edilen imzanın davacı şirket müdürü, ticari mümessili veya ticari vekili tarafından atılıp atılmadığı üzerinde durmak ve buradan varılacak sonuca göre bu taahhütnamelerin davacıyı bağlayıp bağlamadığını belirlemekten ibaret olduğu, ayrıca tahkikat sırasında alınan raporların birbirleri ile çelişkili olduğu Mahkemece 2 rapor arasındaki çelişkiyi giderecek 3. bir rapor alınmadan veya hükme esas alınan rapora neden itibar edildiği ya da diğer rapora neden itibar edilmediği gösterilmeden karar verilmesi doğru olmadığı, davası kısmen reddedilen davacının kötü niyetli olduğunu gösterir yeterli delil olmadığı halde davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi doğru olmadığına işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuştur. E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında davacı tarafından davalıya satılan ürünler ve davalının ödemeleri konusunda ihtilaf bulunmadığı, uyuşmazlığın davalı tarafından davacıya yönelik olarak kesilen bir kısım iade faturalarının davacı tarafından kabul edilmemesinden kaynaklandığı, davalının iade faturaları kesmesini 2 şirket arasında imzalanan 2 adet taahhütnameye dayandırdığı ancak davacının bu belgedeki imzayı inkar ettiği ve Adli Tıp Kurumundan (ATK) alınan raporda taahhütnamedeki imzanın davacı şirketin yetkilisine ait olmadığının belirlendiği, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 65.136,67 TL alacaklı olduğu, davalının borcun 25.821,57 TL'sini kabul ettiği, dolayısıyla 39.315,10 TL yönünden davalı borçlunun icra takibine itirazında haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibin 39.315,10 TL üzerinden devamına, davacının alacağı likit olmamakla birlikte kazanılmış hakkı gözetilerek 5.011,04 TL icra inkar tazminatına karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece davalı tarafından kabul edilen 25.821,57 TL'lik kısmın iki kez borçtan düşüldüğünü, davalı borçlu hakkında 91.015,69 TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, 25.821,57 TL borcun davalı tarafından kabul edildiğini, 65.194,69 TL yönünden ise takibe itiraz edildiğini, Mahkemece 25.821,57 TL sanki iki kez ödenmiş gibi 65.136,67 TL'den düşülerek bakiye 39.315,10 TL'nin kabulüne karar verildiğini, icra inkar tazminatının kabul edilen meblağın %20'si üzerinden hesaplanması gerektiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Gaziantep Ticaret Sicil Müdürlüğünün 18.06.2021 tarihli yazısında davacı şirketin 19.03.2019 tarihinde tasfiyeye girdiği ve 20.01.2020 tarihinde tasfiye sonucu terkin edildiğinin bildirildiğini, taraf ehliyetinin dava şartı olduğunun davanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiğini, Mahkemece yalnızca şirket yetkilisi ... ...'ın imza örnekleri mukayese edildiğini, şirketin ticari mümessili veya ticari vekili olup olmadığı var ise bu kişilerin de imzaları üzerinde inceleme yapılmadığını, Yargıtay bozma kararının gerekleri yerine getirilmediğini, davaya konu taahhütnamelerin davacıyı bağlamadığı kabul edildiğinde davacının nasıl olup da müvekkiline mal satışı yaptığı ve müvekkili adına cari hesap açtığı, taahhütnamelerde yer verilen hükümlerin nasıl uygulama konusu olduğunun izahının mümkün olmadığını, tarafların karşılıklı sözleşme ve cari hesap mutabakatına bağlı bir ticari ilişki içerisinde oldukları dosya kapsamı ile ... olduğunu, yıl sonu cari hesap mutabakatı sağlanmadan takip yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre müvekkil şirkete kesilen faturalar gereğince kullanılan malzemelere ilişkin olarak ilgili Sosyal Güvenlik Kurumu veya fatura edilen Kurumlarca kabul edilmemesi veya kabul edildiği halde her ne sebeple olursa olsun kesinti yapılması durumunda örnekleme yüzdesi ile müvekkil firmadan yapılan kesintinin tamamının davacı tarafça müvekkiline ödeneceğini, kaldı ki bu yönde bir sözleşme hükmü olmasa dahi davacının kestiği fatura veya sattığı ürün sebebiyle oluşan zarardan sorumluluğunun Kanun gereği olduğunu, tarafların taahhütname içeriğine göre mali kayıtlar tutmuş olması hususu nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, alacağın likit olmayıp yargılama gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, medikal mal satışından kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. 2.Dava, medikal mal satışından kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. Davacı itirazın iptali davasına konu Ordu 1. İcra Müdürlüğünün 2012/9603 E. sayılı icra takip dosyasında 91.015,69 TL alacak talep etmiş, davalı tarafından bu alacağın 25.821,57 TL'lik kısmı kabul edilmiş, 65.194,12 TL'sine ise itiraz edilmiştir. Davanın konusu da kısmi itiraz edilen 65.194,69 TL olmasına rağmen Mahkemece, yargılama sonucu asıl alacaktan itiraz edilmeyen ve ödenen 25.821,57 TL düşülerek tespit edilen 65.136,67 TL'den takipte itiraz edilmeyen 25.821,57 TL'nin mükerrer şekilde mahsup edilerek karar verilmesi hatalı olmuştur. 3.Diğer taraftan icra takibi fatura alacağına istinaden yapılmış olup alacak likit (bilinebilir - belirlenebilir) olduğundan 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Mahkeme kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.