Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/5982 E. 2023/909 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/5982
- Karar No
- 2023/909
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/339 Esas, 2022/496 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davalı ...Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı Türk Ticaret Bankası'nın Çankaya Şubesi'nde 15.06.2001 tarihinde hesap açtırarak 3 ay vadeli 228.679,00 USD yatırdığını, davacıya ıslak imzalı hesap cüzdanı verildiğini, davalı bankanın Çankaya Şubesi'nin kapatılmasından sonra hesabın davalı bankanın Kırıkkale Şubesi'ne aktarıldığını, Kırıkkale Şubesindeki hesabın 3 aylık vade ve faiz uygulanmak suretiyle 247.540,00 USD'ye ulaştığını, Türk Ticaret Bankası'nın 14.08.2002 tarihinde tasfiye kararının ticaret siciline tescil ve ilan edildiğini, tasfiye kararı verildikten sonra bankada hesabı bulunanlara bildirim yapılması gerektiği halde davacıya bildirim yapılmadığını, davacının 21.05.2004 tarihinde bankaya yazılı olarak başvurup hesabı hakkında bilgi istemesine rağmen açıklama yapılmadığını, daha sonra da bankada böyle bir hesabın bulunmadığının bildirildiğini, davacının elindeki hesap cüzdanının bankada açtırdığı hesabı ve bu hesaba yatırdığı parayı kanıtladığını ileri sürerek 275.212,88 TL'nin faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Türk Ticaret Bankası vekili cevap dilekçesinde; davacının 82 yaşında olduğunu, söz konusu hesap cüzdanının davacıya ait olmadığını, menfaat temini amacıyla böyle bir hesap cüzdanı üretildiğini, dava konusu hesabın hesap hareketlerinin incelenmesinde 15.06.2001 tarihinde saat 12.45'de USD hesabı açıldığı, 12.46'da sehven yattığı belirtilerek hesabın kapatıldığı, bir dakika ara ile açılıp kapanan hesabın gerçek bir hesap ve verilen hesap cüzdanının da gerçek bir hesap cüzdanı olmadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan hesap ekstresinin Kırıkkale Şubesi'ne ait olduğunu, davacının kapanan Ticaret Bankası Çankaya Şube müdürü ...'ün dayısı olduğunu, ...'ün zimmet suçundan yargılanıp ceza aldığını, ...'ün 31.10.2001 tarihinde Kırıkkale Şubesi'nde göreve başladığını, oysa Kırıkkale Şubesine ait ekstrede vade başlangıç tarihinin 13.03.2001 tarihi olarak gösterildiğini, bu nedenle bu belgenin de sahte olarak üretildiğini, bankacılıkta iki farklı şubenin aynı seri numaralı hesap cüzdanı kullanmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) vekili cevap dilekçesinde; husumetten ve esastan davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen Karar Mahkemenin 18.10.2018 tarih, 2017/733 E. ve 2018/613 K. sayılı kararı ile davalı banka tarafından iddia olunan sahtecilik olgusunun ispat edilemediği, olay tarihi itibarıyla uygulanması gerekli mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 99 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hafif kusurlarından bile sorumlu olup, çalışanı tarafından verilen zarardan dolayı müşterilerine karşı yine mülga 818 sayılı Kanun'un 100 üncü maddesi uyarınca sorumlu bulunduğu, davacının davalı bankanın Çankaya Şubesinde 15.06.2001 tarihinde hesap açtırarak 228.679,00 USD yatırdığının tespit edildiği, zira usulünce düzenlenmiş banka yetkililerinin imzasını taşıyan hesap cüzdan aslının sunulduğu, davalı bankanın 228.679,00 USD karşılığı miktardan sorumlu olması gerektiği, diğer davalı TMSF yönünden ise, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 21.06.2001 tarihinde yayımlanan 15.06.2001 tarih ve 346 sayılı kararı ile davalı bankanın bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin 01.07.2001 tarihi itibarıyla kaldırıldığı, belirtilen bankanın tasfiyesi işlemlerinin gerçekleştirilmesi için TMSF'nin yetkili kılındığı, bankanın tasfiyesine karar verilmesi sonrası olağanüstü genel kurulda alınan kararın 19.08.2002 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmesiyle birlikte sürecin halen devam ettiği, bankanın mali bünyesinde yapılan iyileşme bulunmadığından davalı bankanın fiil ehliyetinin salt tasfiye gayesiyle sınırlandığı, bu süreçle birlikte TMSF'nin tasfiye halindeki banka hisselerinin yüzde 92,84'üne sahip olduğundan sorumluluğuna gidilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne 275.212,88 TL'nin 15.06.2001 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. B. Bozma Kararı Dairemizin 18.02.2021 tarih, 2020/8377 E. ve 2021/1433 K. sayılı kararıyla davacı tarafından 21.05.2004 tarihli talep dilekçesi ile mevduat hesabında bulunan paranın 15 gün içinde kendisine ödenmesi istenilmiş olduğundan ancak bu tarihin sonunda davalının temerrüde düştüğünün kabulü gerektiği, davalı temerrüde düştükten sonrada zaman itibariyle olaya uygulanması gereken 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 21 inci maddesi gereğince avans faizi istenilebileceğinden Mahkemece mevduat faizine hükmedilmesi doğru olmadığı, TMSF’nin tasfiye halindeki banka hisselerinin %92,84’üne sahip olması nedeniyle davacı alacağından sorumlu olduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmiş ise de davalı bankanın ayrı bir tüzel kişiliği olduğu, TMSF’nin banka hisselerine sahip olmasının somut uyuşmazlık kapsamında TMSF’ye husumet düşmesine ve aleyhine sorumluluğa hükmedilmesine sebebiyet vermeyeceğine işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka tarafından iddia olunan sahtecilik olgusunun ispat edilemediği, olay tarihi itibarıyla uygulanması gerekli mülga 818 sayılı Kanun'un 99 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hafif kusurlarından bile sorumlu olup, çalışanı tarafından verilen zarardan dolayı müşterilerine karşı yine mülga 818 sayılı Kanun'un 100 üncü maddesi uyarınca sorumlu bulunduğu, davacının davalı bankanın Çankaya Şubesi'nde 15.06.2001 tarihinde hesap açtırarak 228.679,00 USD yatırdığının tespit edildiği, usulünce düzenlenmiş banka yetkililerinin imzasını taşıyan hesap cüzdanının aslının sunulduğu, hal böyleyken davalı bankanın 228.679,00 USD karşılığı 275.212,88 TL'den sorumlu olması gerektiği, davacı tarafından 21.05.2004 tarihli talep dilekçesi ile mevduat hesabında bulunan paranın 15 gün içinde kendisine ödenmesi istenilmiş olduğundan ve işbu talep dilekçesi 24.05.2004 tarihinde bankaya tebliğ olduğundan verilen mehil süresi bitiminde davalının 09.06.2004 temerrüde düşürüldüğü, davalı temerrüde düştükten sonra zaman itibarıyla olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı Kanun 21 inci maddesi gereğince avans faizi istenilebileceği, davada TMSF'nin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 275.212,88 TL'nin 09.06.2004 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalı ...Ş.'den tahsiline, TMSF yönünden açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının 13.05.2020 tarihinde vefat ettiğini, ölü kişi hakkında hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının harçtan muaf olmasına karşın davacının yargılama sırasında yatırmış olduğu harçların yargılama gideri olarak davalıya yükletildiğini, davanın kısmen kabul olmasına karşın davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, davada yasal faize hükmedilmesi gerekirken avans faizine hükmolunduğunu, davanın başından itibaren hesap cüzdanının gerçek dışı olduğunu, iki şube yetkilisinin imzasını taşımadığının beyan edildiğini, alınan bilirkişi raporuyla da davalının beyanlarının haklılığının ortaya çıktığını, hesap cüzdanının gerçek dışı olduğunu, bankanın bilgisayar sistemine uygun olmadığını, davacı tarafın iyi niyetli olmadığının ortaya konulduğunu, davacının mevduatı bulunduğu iddiasına rağmen yıllar boyunca talepte bulunmayarak şube müdürü ile bağlantılı diğer mudiler aleyhine başlatılacak ceza soruşturmasının zamanaşımı nedeniyle engellediğini ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının davalı bankadan alacağı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk Mülga 818 sayılı Kanun'un 99 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve 100 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, yargılama sırasında mirasçılardan vekaletname ibraz edilmek suretiyle taraf teşkili sağlandığından karar başlığında mirasçıların gösterilmemesi mahal Mahkemesince her zaman düzeltilebilecek olmasına göre davalı ...Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir. 2.Davalı ...Ş. 5411 sayılı Bankacılık Kanun'un 140 ıncı maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu hükmün 3 no.lu bendinde belirtildiği halde, hükmün 6 no.lu bendinde yazılı şekilde yargılama giderleri içerisinde gösterilen harçlar ile sorumlu tutulmuş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince Mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ...Ş. vekilin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Davalı ...Ş. temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinin tamamen çıkarılarak yerine "Davacı tarafından yatırılan 18,40 TL başvurma harcı, 4.112,15 TL peşin harç, 2,90 TL vekalet harcının karar kesinleştiğinde isteği halinde davacıya iadesine, yirmi beş tebligat gideri 221,00 TL, on bir müzekkere gideri 101,10 TL, iki bilirkişi ücreti 1.500,00TL, talimat dosya gönderme masrafı 76,00 TL, temyiz dosya gönderme masrafı 44,50 TL, dosya posta masrafı 194,10 TL olmak üzere toplam 2.321,10 TL'nin davalı ...Ş'den alınarak davacıya ödenmesine,” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalı ...Ş.'den harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.