Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2013/11321 E. 2013/15216 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/11321
- Karar No
- 2013/15216
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.05.2011 tarih ve 2010/13-2011/266 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirket aleyhine 21.03.2008 tarih ve 3.800,00 TL bedelli, 24.06.2008 tarih ve 3.600,00 TL bedelli, 11.06.2008 tarih ve 4.000,00 TL bedelli toplam 11.400,00 TL tutarındaki üç çek için ...1. İcra Müdürlüğü'nün 2009/1176 Esas nolu dosyası ile icra takibi başlatıldığını, karşı tarafa ödeme emri tebliğ edildiğini, davalı vekilinin müvekkilinin herhangi bir borcu olmadığını iddia ederek ödeme emrine itiraz ettiğini, müvekkilinin çekin haklı ve iyiniyetli hamili olduğunu, davalı şirketin çeklerden kaynaklanan borcu ödememekle müvekkili şirket aleyhine borçtan kurtularak sebepsiz zenginleşme gayreti içerisinde olduğunu, davacı müvekkilinin ödenmeyen üç adet çek nedeni ile uğradığı zararın davalı keşidecinin sebepsiz zenginleşmesine neden olduğunu, toplam 11.400,00 TL tutarındaki meblağın TTK madde 664 hükümleri doğrultusunda sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ticari faizi ile davalıdan tahsiline, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 07.07.2010 tarihinde sunduğu ıslah dilekçesi ile sehven sebepsiz zenginleşme davası açıldığını, söz konusu davanın alacak davası olduğunu belirterek davayı tamamen ıslah etmiştir. Davalı vekili, öncelikle dava konusunu oluşturan çeklerin zamanaşımına uğradığını, sebepsiz zenginleşme davasının açılması için gereken bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, bu nedenle evvelemirde davanın zamanaşımı sebebi ile reddi gerektiğini, müvekkili şirketin davalı tarafa herhangi bir borcu da bulunmadığını, davacı taraf her ne kadar TTK'nın 664. maddesinden bahsetmiş ise de bu maddenin dava konusu ile ne tür bir ilgisi olduğunu anlamadıklarını, fakat kastedilmek istenilenin TTK'nın 644 maddesi ise bu defa da davacı tarafça TTK'nın 644. maddesine göre sebepsiz zenginleşme davası açılamayacağını, TTK'nın 644. maddesine göre ciranta olmayan hamilin bu maddeye dayanarak sebepsiz zenginleşme davası açamayacağının Yargıtay içtihatları ile de sabit olduğunu, keşideci ile arasında temel ilişki olan lehtarca bu madde hükmüne dayanarak dava açılamayacağını, dolayısıyla davacı tarafın müvekkili şirkete karşı TTK'nın 644. maddesine dayanarak sebepsiz zenginleşme davasını açma imkanı olmadığını savunarak, hukuki mesnetten yoksun davanın reddi ile %40'tan aşağı olmamak üzere müvekkili şirket lehine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davaya konu üç adet çekin davalı şirket tarafından davacı şirket emrine keşide edilmiş çekler olduğu, keşide tarihlerinin 21.03.2008, 24.06.2008, 17.06.2008 olup, çeklerin keşide tarihleri itibari ile bankaya süresinde ibraz edildiği ve karşılıklarının çıkmadığı, davacı alacaklının 04.02.2009 tarih itibariyle söz konusu çeklerle ilgili ...3.İcra Müdürlüğü'nün 2009/1176 Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız takip başlattığı, davalı borçlu tarafça hem yetkiye hem de borca itiraz edildiği, yetkili icra dairesinin...cra Dairesi olduğunun belirtildiği, itirazın süresinde olması sebebi ile icra takibinin durduğu, davalı tarafça her ne kadar söz konusu alacağın zaman aşımına uğradığı iddia olunmuş ise de, davacı tarafın sebepsiz zenginleşme davasının ıslah ederek alacak davasına dönüştürdüğü, davanın 11.01.2010 tarihinde açıldığı, icra takibinden sonra bir yıllık sürenin dolmadığı, bu sebeple zaman aşımı itirazının yerinde olmadığı, davalı tarafça verilen kesin süreye rağmen ticari defterlerin ibraz edilmediği, davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, söz konusu çek bedelleri kadar davalı taraftan alacaklı olduklarının kayıtlı olduğu, ibraz edilen faturaların tebliğ edilmediği, ticari defterlerin usulüne uygun kapanış tasdiklerinin bulunmadığı ancak söz konusu çek altındaki imzanın ve çek hesabının davalı tarafça açıkca inkar olunmadığı, söz konusu çeklerin davalı şirket yetkilisi tarafından keşide edildiğinin anlaşıldığı, çeklerin yazılı belge mahiyetinde olup kesin borç ikrarını içerdiği, teminat çeki olmadığı, davalı tarafın söz konusu çekler sebebi ile borçlu olmadığına dair hiç bir delil ibraz edemediği, bu sebeplerle davacı tarafın davalıdan söz konusu çek bedelleri olan 11.400,00 TL alacaklı olduğu kanaatine varıldığından davanın kabulü ile, söz konusu alacak miktarının dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 760,30 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 09.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.