Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2012/4368 E. 2013/17907 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/4368
- Karar No
- 2013/17907
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/01/2012 tarih ve 2011/125-2012/8 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacının 2002 yılından beri “Pİ” ibaresi ile faaliyet gösterdiğini, “Pİ” markasını 2004 yılında tescil ettirdiğini, “Pİ” ibaresinin müvekkilinin ticaret ünvanının kök kelimesi olduğunu, davalının “Pİ” unsurlu markalarının, müvekkilinin markaları ile aynı olup karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, davalının marka tescilinde kötü niyetli olduğunu, 556 sayılı KHK'nin 8/1-a, b ve 8/5 maddeleri uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, davalıya ait “... EĞİTİM-ÖĞRETİM” “... EĞİTİM-ÖĞRETİM ... DERSHANELERİ” unsurlu markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin 12.12.2003 tarihinde “...Eğitim Öğretim Ticaret Ltd. Şti” unvanı ile tüzel kişilik kazandığını, unvanını 24.12.2003 tarihinde ... Eğitim Öğretim ve Yayıncılık Ticaret Ltd. Şti”ne, 13.12.2005 tarihinde de “... Çayyolu ...Eğitim Öğretim Hizmetleri ve Yayıncılık Ticaret Ltd. Şti.”ne çevirdiğini, dolayısıyla müvekkilinin “Pİ” ibaresini resmen ve eylemli olarak 24.12.2003 tarinden beri kullandığını, bu yüzden reklam ve tanıtım belgelerindeki ibarelerin kötüniyetli olmadığını, taraf markalarının 556 sayılı KHK. m. 8/1-a ve b anlamında benzer olmadıklarını, “Pİ” ibaresinin geometrik bir terim olup, 41. sınıf hizmetlerde KHK'nin 5., 7/1-c, 7/1-d maddeleri anlamında herkesin kullanımına açık, üzerinde markasal tekel kurulamayacak bir bilimsel sözcük olduğunu, müvekkilinin “Pİ” ibaresini özgün farklı şekiller ve “marka, eğitim-öğretim, ..., dershaneleri” sözcükleriyle birlikte kullanıldığını, “Pİ” ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanında yer almasını sağlayanın, ibarenin kullanılmasına 2004 yılından bu yana itiraz etmeyip sessiz kalanın davacı ve ortakları olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, “Pİ” ibaresinin özellikle eğitim ve öğretim hizmetlerinde doğrudan doğruya tanımlayıcı değil ise de, ayırt ediciliği zayıf bir ibare olduğu, davalının “Pİ” sözcüğünü ticaret unvanında tescil edip markasal olarak kullandıktan yaklaşık (8) yıl sonra davacının davalının markalarının hükümsüzlüğünün tespitini istemesinin TMK'nın 2. maddesinde öngörülen hakkın kötüye kullanımı olduğu, aleni olan ticaret sicil kayıtlarını ve marka sicilini takip edip incelemeyen davacının, aynı il içerisinde ve aynı faaliyet dalında kendi tesciline ve fiili kullanımına güvenerek yatırım yapan ve müşteri çevresi kazanan davalının marka tescilinden itibaren çok uzun yıllar geçmese de, ticaret unvanı tescili ve fiili kullanımdan uzun yıllar geçtikten sonra markalarının hükümsüzlüğünün tespitini istemesinin objektif iyi niyet kurallarına uygun düşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Davacı adına tescilli markaların esaslı unsuru “Pi” ibaresinden oluşmaktadır. Uyuşmazlık konusu hükümsüzlüğü istenen davalı markalarının asıl ve baskın unsuru da “Pi” kelimesinden oluşmaktadır. Bu durumda taraf markalarının kapsadığı 41. sınıf “eğitim ve öğretim hizmetleri...” bakımından işaretler arasında 556 Sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında işaretler arasında bağlantı olduğu ihtimalini de kapsayacak şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğunun kabulü gerekir. Anılan KHK'nın 8/1-b maddesinin yollamasıyla 42/1-b bendi uyarınca yukarıda açıklanan husus hükümsüzlük koşuludur ve Dairemiz yerleşik içtihatları itibariyle hükümsüzlük davasının 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekir. Nitekim bu dava da dava konusu markaların sicile tescil tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolmadan açılmıştır. Mahkeme gerekçesinde davalının “Pi” asıl unsurlu markalarını TPE nezdinde tescilinden önceki 2003 yılından bu yana kullanımına karşı sessiz kaldıktan sonra ve aradan geçen süre itibariyle dava açılmasının Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine aykırılık oluşturduğu görüşü benimsenmişse de, asıl olan markada tescil ve öncelik ilkesi olup 556 Sayılı KHK hükümleri itibariyle önceki markayla aynı veya benzer olan işaretlerin mükerrer olarak sicile tescili kural olarak mümkün değildir. Kaldı ki, yukarıda açıklandığı üzere iş bu davanın sicile tescilden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı da dikkate alındığında iş bu dava hakkının kullanılmasının Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine aykırılık oluşturduğundan söz edilemez. Bu sebeple taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09/10/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.