Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2012/3521 E. 2013/21218 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/3521
Karar No
2013/21218
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.12.2011 tarih ve 2010/197-2011/238 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22.11.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı asil ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı ...'a karşı açtığı davada, müvekkilinin 1999 yılının Ağustos-Eylül aylarından itibaren muhasebe mevzuatını birleştirerek güncellenmeye elverişli eser mahiyetindeki interaktif CD'yi satışa sunduğunu, davalının ise bu CD'yi Mali Mevzuat Bilgi Bankası ve Mali İstihbarat Bilgi Bankası adları altında kopyalayarak çoğaltıp piyasaya arz ettiğini, bu nedenle müvekkilinin CD satışlarının sürekli düştüğünü, davalının eyleminin 30.03.2000 tarihinde yapılan tespitle ortaya çıktığını, müvekkilinin FSEK'dan kaynaklanan mali ve manevi haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, FSEK'nın 68. maddesi uyarınca 2.000 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, aynı Kanun'un 70/1. maddesi uyarınca 500 TL manevi tazminata hükmedilmesine, satılmış olan CD'ler üzerine davacının isminin dercine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 19.03.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 179.460 TL'ye yükseltmiştir. Birleşen davada, davacı vekili aynı iddiaları tekrar ederek FSEK'nın 68. maddesi uyarınca 500 TL telif tazminatının, aynı Kanun'un 70/1. maddesi uyarınca 500 TL ve BK'nın 49. maddesi ile MK'nın 24. maddesi uyarınca da 500 TL olmak üzere toplam 1.000 TL manevi tazminatın davalı şirketten tahsilini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin tecavüz teşkil edecek bir eyleminin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket temsilcisi, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının eser niteliğinde bulunan interaktif CD'ye aktarılmış mahsullerin sahibi olduğu, davalı ...'ın, davacının eserini birebir kopyalayarak Mali Mevzuat Bilgi Bankası ve Mali İstihbarat Bilgi Bankası adları altında piyasaya sunduğu, davacının çoğaltma ve yayma haklarının ihlal edildiği, ihlal eyleminin 01.10.1999 tarihinden itibaren başladığı, eylemin davacının şikayeti üzerine başlatılan ceza soruşturmasıyla birlikte 31.03.2000 tarihinde sona erdiği, bu tarihten sonra davalıların davacının FSEK'dan doğan haklarına tecavüzlerini sürdürdüklerinin kanıtlanamadığı, bu tecavüz eylemleri nedeniyle FSEK'nın 68. maddesi uyarınca davacının 89.820,00 TL telif tazminatına hak kazandığı, ancak davacının ıslahla artırdığı miktar yönünden faiz talebinde bulunmadığı, anılan Kanun'un 68. maddesine dayalı istemin on yıllık zamanaşımına tabi olduğu, eylemin 31.03.2000 tarihinde son bulduğu gözetildiğinde davacının söz konusu maddeye dayalı isteminin 31.03.2010 tarihinde zamanaşımına uğrayacağı, davalı ...'a karşı açılan davanın ve bu davadaki ıslahın zamanaşımı süresinde olduğu, her ne kadar davacının manevi haklarından olan umuma arz, adın gösterilmesi ve eserin bütünlüğünün korunması hakları ihlal edilmiş ise de BK'nın 60. maddesi uyarınca bu haklara dayalı taleplerin zamanaşımına uğradığı, yine davalı şirkete karşı açılan davanın da zamanaşımı süresi içinde açılmadığı, tecavüzün 31.03.2000 tarihinde son bulduğu, davalının çoğaltıp yayımını gerçekleştirdiği materyalin aslının bulunmadığı veya ele geçirilemediği, tedavülde bulunan bir nüshanın mevcudiyetinin varlığının ispat edilemediği, nihaî tüketicilerin elinde bulunan nüshalar hakkında ref yönteminin uygulanamayacağı gözetildiğinde tecavüzün durdurulması isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davalı şirkete karşı açılan davanın reddine, davalı ...'a karşı açılan davanın kısmen kabulü ile 89.820 TL telif tazminatının, 2.000 TL'lik kısmına tecavüz tarihinden itibaren reeskont faizi işletilmek suretiyle davalıdan tahsiline, hükmün ilanına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Ancak, dava FSEK'nın 68. ve 70. maddeleri uyarınca açılmış tazminat istemine ilişkin olup, davacı vekili dava dilekçesinde, FSEK'nın 68. maddesi uyarınca 2.000 TL'nin olay tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsilini istemiş, 19.03.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile de maddi tazminat talebini 179.460 TL'ye yükseltmiştir. Davacı ıslah dilekçesi ile istediği tazminata faiz işletilmesini ayrıca istememiş ise de dava dilekçesi ile faiz talebinde bulunduğu ve ıslah dilekçesinde de yalnızca dava dilekçesindeki meblağı yükselttiği gözetildiğinde ıslahla talep edilen ve hüküm altına alınan alacağa da faiz işletilmesi gerekirken, mahkemece yalnızca dava dilekçesine konu miktara faiz işletilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. 3- Davalı şirket vekilinin temyizine gelince; bu davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmiş olup vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmesi gerekirken maddi hata sonucu davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve mümeyyiz davalı da yalnızca bu hususu temyiz etmiştir. Ancak, mahkemenin 16.02.2012 tarihli kararı ile HMK'nın 304. maddesi uyarınca bu yanlışlık giderilmiştir. HUMK'nın 427/1. maddesi gereğince davada haklı çıkmış taraf ancak hukuki yararı bulunmak şartıyla hükmü temyiz edebilecek olup somut olayda mümeyyiz davalının hükmü temyiz etmekte hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmakla temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının hüküm kısmının III-2 fıkrasında yer alan "sadece 2.000,00 TL'sinin" ibaresinin hükümden çıkarılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz isteminin HUMK'nın 432/4. maddesi uyarınca reddine, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, alınmadığı anlaşılan 90,00 TL temyiz başvuru harcı ile 24,30 TL temyiz ilam harcının davalı şirketten alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 4.801,60 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ...'dan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/3521, K. 2013/21218, T. 22.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2012-3521-e-2013-21218-k-8e4e191e8219