Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2012/13390 E. 2013/12946 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/13390
- Karar No
- 2013/12946
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.06.2012 tarih ve 2012/255-2012/420 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Zeliha Çubuk tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı bankanın... Şubesi’nde bulunan bir hesaba ait 12.400 TL bedelli çeki ciro yoluyla devraldığını, müvekkilinin çeki tahsil etmek için muhatap bankaya ibrazında çekin bağlı olduğu hesabın sahte kimlik ve belgelerle açıldığını öğrendiğini, hesap sahibinin hayali bir kimse olduğunu, çek bedelinin tahsili için keşideci ve cirantalar aleyhine yapılan icra takibinin sonuçsuz kaldığını ve müvekkilinin çek bedelini tahsil edemediğini, davalı bankanın çek hesabı açarken gerekli özeni göstermediğini, bu nedenle davalının müvekkilinin zararından sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, 12.400 TL’nin çekin keşide tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili bankanın Rıza Öz isimli kişiye dava konusu çek hesabını açarken bankacılık mevzuatının öngördüğü bilgi ve belgeleri talep ettiğini, çek hesabı başvurusu yapıldıktan sonra müvekkili tarafından işyeri ziyareti yapıldığını ve firmanın faaliyette bulunduğunun tespit edildiğini, müvekkili bankanın yükümlülüklerini yerine getirdiğini, söz konusu çekin esas borçlusunun keşideci olduğunu ve davacının keşideci ile cirantalara başvurabileceğini, ayrıca çeki kabul eden davacının keşidecinin ekonomik durumunu araştırmaması nedeniyle kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, Dairemizin 26/12/2011 tarih 2010/6529 Esas, 2011/17647 Karar sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, benimsenen bilirkişi raporuna göre davalı bankanın olayda gereken dikkat ve özeni göstermeyerek ağır kusurlu (kusur oranı %90) olduğu, bununla birlikte çek hamili olan davacı ...'nin de ticari ilişkide bulunduğu kişinin ekonomik durumunun ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak ve özenli davranmak yükümlülüğünün bulunduğu ve bu olayda buna aykırı davrandığı, mevcut kusurunun basit düzeyde olup % 10 olarak gerçekleştiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı ...'nin % 10 müteferrik kusuruna isabet eden 1.240,00 TL'nin mahsup edilerek 11.160,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1) Dava, davalı bankanın sahte belgelere dayalı olarak çek karnesi vermesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı üzerine bozmaya uyulmasına karar verilerek yeniden yargılama yapılmış, 1. celsede bilirkişiden rapor tanziminin istenilmesine ve rapor tanzim edildiğinde taraflara tebliğine karar verilmiştir. Taraf vekillerinin hazır bulunmadığı 2. celsede ise raporun tanzim edildiğinin anlaşıldığının tutanağa yansıtıldığı halde taraflara tebliğ edilip edilmediği hususu belirtilmemiş ve aynı celsede davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Dosyanın tetkikinden, bilirkişi raporunun davalı vekiline tebliğ edildiğine dair herhangi bir evraka rastlanılmamıştır. Davacı vekili mazeret bildirip, yokluğunda karar verilmesini talep etmiş ise de davalı vekilinin böye bir talebi yoktur. Bozma sonrası tensip tarihinde ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 280. maddesi, “Bilirkişi, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye verir; verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilir.” hükmünde olup devamı maddelerinde bilirkişi raporuna itiraz usulü düzenlenmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 73. maddesi ve Anayasa'nın 36. maddesi hükmü uyarınca, kanunun gösterdiği istisnalar dışında hakim, her iki tarafı dinlemedikçe veyahut sav ve savunmalarını bildirmeleri için yasal şekillere uygun olarak davet etmedikçe karar veremez. Yasanın bu açık hükmüne aykırı olarak mahkemece usulüne uygun olarak, davalının bilirkişi raporuna karşı diyecekleri, ortaya koyacağı deliller toplanıp sav ve savunma çerçevesinde değerlendirme yapılmaması, davanın yazılı olduğu şekilde davalının yokluğunda sonuçlandırılması usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2) Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.