Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2011/12325 E. 2012/19554 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/12325
Karar No
2012/19554
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/07/2011 tarih ve 2011/1771-2011/2248 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı Banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı, babası ...'ın vasisi olduğunu, babasının hesabı bulunan Garanti Bankası Nilüfer Şubesi'ne vesayet kararının ibraz edildiği halde davalı ...'ın babası ...'a Garanti Bankası Nilüfer Şubesi'ndeki hesabından 6.000 TL çektirerek kullandığını, bu sebeple ödenen 6.000 TL'nin çekilme tarihinden itibaren işletilecek en yüksek mevduat faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Banka vekili, ...'a hesap açıldığı tarihte hakkında verilmiş vesayet kararı bulunmadığından tam ehliyetli olduğunu, vesayet altına alındığına ilişkin kesinleşme şerhli vesayet kararının bankaya sunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., babası ...'ın bir yıldır kendi yanında kaldığını, babası tarafından bankadan çekilen paranın bir kısmının kendisine borç olarak verdiğini, geri ödemeler yaptığını savunarak, davanın reddi istemiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın vesayet altında bulunan ...'ın vasinin izni ve refakati olmadan kısıtlıya ödemiş olduğu paranın tamamından sorumlu olduğu, yine davalı ...'ın babası ...'dan 5.000 TL aldığını 24.03.2009 tarihli celsede ikrar ettiği, davalının borç aldığını ikrar ettiği 5.000,00 TL'nin ödendiğine ilişkin delil ibraz etmediği, davacı vekili 26.07.2011 tarihli celsede alınan imzalı beyanında; davalı ...'ın 2.000 TL'yi ödediğini, kalan 4.000,00 TL üzerinden bu davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmesini istediği, davalı ... tarafından kısıtlı ...'dan 5.000 TL borç alındığı, bu miktarın ödenmediği sabit ise de davalının 2.000 TL lik kısmı ödediği, davalının bakiye 3.000 TL'den sorumlu olacağı, davalı Banka'nın ise vasinin izin ve refakati olmaksızın kısıtlıya ödediği kalan 4.000 TL'nin tamamından sorumlu olduğu gerekçesiyle, davacı vekili tarafından açılan davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile; 4.000 TL alacağın (davalı ... yönünden 3.000 TL alacağın), 23.05.2008 tarihinden itibaren değişen oranlarda yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve Garanti Bankası A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı alacağı 2.000 TL ödendiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir. Kararı, davalı Banka vekili temyiz etmiştir. 1-Mahkeme kararının gerekçesinde, deliller ve gerekçe bölümünün 7. paragrafında bankanın yaptığı işlemde usulsüzlük olmadığı ve banka yönünden davanın reddi gerektiği, 9. paragrafta ise davalı Banka'nın davaya konu tutarın tamamından sorumlu olduğu belirtilmiş, hüküm bölümünde ise davalı Banka aleyhindeki davanın kısmen kabülüne karar verilmiştir. Bu durumda mahkeme kararının gerekçesi kendi içinde çelişkili olduğu gibi gerekçe ile hüküm bölümü de çelişkilidir. HUMK'nun 388. maddesi, nihai kararın gerekçesi ile birlikte bir bütün olarak yazılmasını, 389. maddesi hükmü de, verilen karar ile iki tarafa yükletilen vazife ve hakların tereddüde yer vermeyecek surette açık şekilde yazılmasını öngörmektedir. Kısa kararla gerekçeli karar arasında, gerekçeli kararın hüküm fıkrası ile gerekçe kısmı arasında çelişki olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin HUMK’nun 381/2. ve 382. maddeleri ile yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine ve keza Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Bu nedenlerle, söz konusu yasa ve anayasa hükümlerine uygun düşmeyen yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre davalı Banka vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenle davalı Banka vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/12325, K. 2012/19554, T. 29.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2011-12325-e-2012-19554-k-7dc200037528