Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2010/4375 E. 2010/4699 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/4375
- Karar No
- 2010/4699
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Sivas 2.Asilye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.01.2010 tarih ve 2010/14 - 2010/14 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz isteminde bulunan davacı-alacaklı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: İhtiyati haciz isteyen vekili, müvekkilinden kredi çeken davalılar hesabının kat edilerek ihtarname keşide edildiğini, asıl borçlu ile müşterek borçlu ve müteselsil kefillerin ödeme yapmadığını, asıl borçlu olan ...'ın 934.000,00 TL bedelli ipotek verdiğini ileri sürerek, müşterek borçlu müteselsil kefil olan Burhan ve ... bakımından toplam borç miktarı olan 1.563.748,58 TL, asıl borçlu bakımından ise 629.748,58 TL'nın tahsili amacıyla menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını istemiştir. Mahkemece, dosya kapsamına göre, alacak miktarının belli olmadığı, asıl borçlunun kullandığı kredi karşılığında ipotek verdiği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir. Kararı, ihtiyati haciz isteyen vekili temyiz etmiştir. İstem, genel kredi sözleşmelerine dayalı ihtiyati haciz istemine ilişkindir. İİK'nun 257. maddesinde ihtiyati haciz talep edebilmenin koşulları sıralanmış olup, alacağın muaccel olması da koşullardan biri olarak öngörüldüğü gibi, ayrıca istemin, alacaklının nakdi alacağının varlığına delalet eden, mahkemeye bu yönde oldukça kanaat veren ve İİK'nun 68/b maddesi anlamında olması yasal zorunluluk olmayan bir belgeye bağlı olması da gerekir. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. Diğer yandan, müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan borçlular hakkındaki istem bakımından, önce asıl borçluya gidilmesi ve rehinleri paraya çevirtme şartları aranmamalıdır. Zira, İİK'nun 45. maddesine göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın takibi ancak rehnin paraya çevrilmesi yolu ile yapılabilir ve Aynı yasanın 257. maddesine göre de, rehinde temin edilmemiş borcun alacaklısı, borçlu aleyhine ihtiyati haciz talebinde bulunabilir ise de, gerek İİK'nun 45. maddesi ve gerekse 257/1. maddesindeki düzenlemeler borçlu ile ilgili düzenlemeler olup, takip yada ihtiyati haciz konusu alacağın kefilleri ile ilgili bir düzenleme değildir. Kefillere ilişkin özel düzenleme ise BK'nun 487/1. maddesinde yapılmış olup, anılan madde gereğince kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatıyla veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını üstlenmiş ise, alacaklı, asıl borçluya müracaat ve rehinleri paraya çevirtmeden önce kefil aleyhine de takibat yapabilir. Somut olayda, ihtiyati haciz isteyen ile karşı taraf arasında genel kredi sözleşmeleri aktedilmiş olup, bu sözleşmeler nedeniyle ihtiyati haciz isteyen bankanın alacağının 1.563.748,58 TL olduğu karşı tarafa tebliğ edilen hesap kat ihtarından anlaşılmaktadır. Kredi sözleşmesinin asıl borçlusu olan ... 934.000,00 TL'lık ipotek vermiş olduğundan bu borçlu aleyhine 629.748,58 TL'lık ihtiyati haciz istendiği gibi, sözleşmelerin müşterek borçlu müteselsil kefillerinin borcu ise 1.563.748,58 TL'dır. Bu durumda mahkemece, istemde bulunan banka vekilinin asıl borçlunun ipotek verdiği kısmı düşerek bu borçlu bakımından geriye kalan kısma dair ihtiyati haciz istediği, diğerlerinin genel kredi sözleşmesinin müşterek borçlu ve müteselsil kefilleri oldukları ve kefil olan bu borçlular aleyhine tüm alacak için istemde bulunabileceği nazara alınmak suretiyle istemin kabulün karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, ihtiyati haciz isteminde bulunan davacı-alacaklı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı banka yararına BOZULMASINA, 29.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.