Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2010/12686 E. 2012/152 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/12686
- Karar No
- 2012/152
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVACILAR : 1-... 2-... 3-... VEKİLİ: AV.... Taraflar arasında görülen davada Çerkezköy 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.03.2010 tarih ve 2010/64 - 2010/135 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, davalının minibüsünde yolcu olarak bulunan Cansu’nun araçtan yere düşerek minibüsün kolunun üzerinden geçmesi sebebiyle yaralandığını, davalının ceza dosyasında alınan bilirkişi raporundan 5/8 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığını ileri sürerek, şimdilik Cansu için 80.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminatın, anne ve babası Kurtuluş ve Gülşen için ayrı ayrı 10.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/1. maddesi gereğince motorlu araç kazalarından doğan maddi zararın tazminine ilişkin taleplerin öğrenme tarihinden itibaren iki yıl içinde zamanaşımına uğradığı, olayın 30/05/2004 tarihinde meydana geldiği, davanın iki yıllık süre geçtikten sonra 29/04/2009 tarihinde açıldığı, Çerkezköy Asliye Ceza Mahkemesi'nde davalının sanık olarak yargılandığı kamu davasında davacıların şikayetçi ve müdahil olmadıkları, davanın düştüğü, davacıların tazminat haklarını saklı tutmadıkları anlaşıldığından ceza zamanaşımı süresinin bu davada uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın KTK’nun 109/1. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Davacı ..., davalının minibüsünde yolcu iken araçtan düşerek yaralanmıştır. Taraflar arasında yolcu taşıma sözleşmesi bulunmaktadır. Bu itibarla uyuşmazlığa, KTK hükümleri değil, TTK’nun 762 ve devamı maddelerinin uygulanması gerekmektedir. Buna ./... 2010/12686 2012/152 S:2 göre, yolcu taşıma sözleşmelerinden kaynaklanan ölüm veya cismani zarara ilişkin davalar, TTK'nun 767/5. maddesi yollaması ile BK'nun 125. maddesi gereğince on yıllık zamanaşımına tabidir. Dava konusu trafik kazası 30/05/2004 tarihinde meydana gelmiş, işbu dava ise 29/04/2009 tarihinde açılmıştır. Bu durum karşısında mahkemece, davanın süresinde açıldığının kabulü ile tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.01.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (M) 27.01.2012 - HK 2010/12686 2012/152 KARŞI OY YAZISI Bir kimsenin cismani zarara uğraması sonucu onun çok yakınlarının, o eylem nedeniyle hukuken korunan sağlık bütünlüğünün ağır biçimde haleldar olduğu durumlar nedeniyle, BK’nun 47. maddesi uyarınca manevi tazminat istenebilirse de, söz konusu manevi zararın yansıma yoluyla değil doğrudan doğruya zarar niteliğinde bulunduğu açıktır (bkz. HGK’nun 26.4.1995 gün ve 11-122/430 sayılı kararı). Görülen zararın, BK’nun 49. maddesindeki kişilik hakları üzerinde oluşmuş olması halinde de zararın doğrudanlığına yönelik niteliğinde bir değişiklik olmayacaktır. Bu durumda dava zamanaşımı bakımından, cismani zarara uğrayan davacı ... ile davalı işletme arasında varlığı kabul edilen taşıma sözleşmesinin bu davada nazara alınması, giderek TTK’nun 767/5. maddesi delaletiyle BK’nun 125. maddesine göre hesaplanması mümkün değildir. Bir diğer yandan manevi tazminat davalarının “peşinen tazmin” ilkesine dayalı olmaları, davacıların kişilik değerlerindeki aşınmanın, bir başka deyimle ortaya çıkan zararın zaman içerisinde devam edecek olmasının bu nevi davalarda nazara alınabilir nitelikte olmaması nedeniyle zamanaşımı süresinin işlemeyeceğini kabul etmek de olanaklı değildir. O halde, davacı ana-babanın açtığı işbu davada, dava zamanaşımı, BK’nun 60/1. maddesi uyarınca bir yıldır. Mahkemece davanın KTK’nun 109. maddesine göre iki yıllık zamanaşımını tabi bulunduğundan bahisle davalı aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması, gerekçesi itibariyle doğru değil ise de, belirtilen nedenlerle sonucu itibariyle yerindedir. Tüm bu nedenlerle, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile davacı ana-babanın manevi tazminat davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde olmakla kararın bu yön itibariyle onanması görüşünde bulunduğumdan, Dairemizin muhterem çoğunluğunun davacı ana-babanın davası bakımından da taşıma sözleşmesine ilişkin zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğine yönelik bozma gerekçesine katılamıyorum.