Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/8647 E. 2011/8104 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/8647
Karar No
2011/8104
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ümraniye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.04.2009 tarih ve 2006/676-2009/216 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.06.2011 gününde davacı avukatı .... ile davalı avukatı ..... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin her ay güvenlik hizmeti de dahil olmak üzere davalıya aidat ödediğini, davalının özel güvenlik görevlilerinin bulunduğunu, ancak yeterli güvenlik önlemlerinin alınmadığını, hırsızlık olaylarından sonra kurulan kamera sisteminin önce kurulmuş olsaydı hırsızlıkların gerçekleşmeyeceğini, müvekkilinin ilk hırsızlıkta 14.669,13 TL, ikinci hırsızlıkta ise 10.176,95 TL değerindeki malzemesinin çalındığını, bunun gerekli önlemleri almayan davalıca tazmini gerektiğini belirterek, 24.846,08 TL toplam zararının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, Davalı vekili, İMES Sanayi Sitesinde yaklaşık 1.000 adet iş yeri bulunduğunu, yönetimin site içindeki güvenlik birimini caydırıcı unsur taşımak amacıyla oluşturduğunu, ancak her iş yerinin gece-gündüz kapısında bir güvenlik görevlisinin bulundurulmasının mümkün olmadığını, sitenin beş kapısının bulunduğunu, bu kapıların sabah 08..00'den 20.00'ye kadar açık olduğunu, A ve C kapılarını bağlayan yolun ise ana artere açılması sebebiyle gece de açık olduğunu, davacının kendisinin alarm taktırmayarak kusurlu olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, ilk hırsızlıkta 14.669,13 TL, ikincide 10.176,95 TL bedelli malın çalındığı, ikinci hırsızlıkta çalınan malzemelerin, olaydan bir gün önce 13.10.2006 tarihli sevk irsaliyesi ile geldiği, müşavir bilirkişinin "VUK 231/5 maddesi gereği faturanın mal tesliminden itibaren 10 gün içinde teslimi gerekir, aksi takdirde kesilmemiş sayılır." şeklindeki ilk raporundaki görüşünün malın teslim alınmadığı halde geçerli olup, aksinin sadece usulsüzlük cezasını gerektireceği, bu nedenle 13.10.2006 tarihli sevk irsaliyesi ile teslim alınan malzemelerin ertesi gün dükkanda bulunduğunun kabulünün gerekeceği, 21.09.2006 tarihli ilk hırsızlıkta ise çalınan mallara ilişkin olarak ise 3 adet fatura sunulduğu, bu malların irsaliyelerinin bilahare sunulduğu, müşavir bilirkişiden bu faturalara konu malzemelerin ticari kayıtlara göre 21.09.2006 tarihine kadar satılıp, satılmadığı, iş yerinde bulunmasının mümkün bulunup, bulunmadığı yönünde ek rapor alındığı, hırsızlık tarihinde bulunduklarının belirlendiği, kusur yönünden ise, iş güvenliği uzmanınca, davalı site yönetiminin, yeterli sayıda güvenlik elemanı görevlendirmediği, olaylardan sonra taktırdığı kamera sistemini daha önce taktırmamış bulunduğu, olaylardan sonra her iş yerine ücretsiz taktırdığı alarmları önceden taktırmadığı, bu nedenle % 40 kusuru olduğu, davacının ise bizzat kendi tedbirlerini almadığı ve özellikle ilk hırsızlıktan sonra önlem almaması nedeniyle % 10 kusurlu bulunduğu, kalan % 50 kusurun ise hırsızda olduğunun bildirildiği, davanın niteliği gereği hırsıza kusur izafesinin mümkün olmadığı, bu nedenle taraflara verilen kusurların birbirine oranlarına göre hırsıza verilen % 50'nin dağıtılmasının zorunlu olduğu, davalıya 40/50 kusur verildiğinden, bunun yüzde yüz üzerinden % 80’e tekabül edeceği, bu durumda ilk hırsızlıkta davacının % 20, davalının % 80 oranında kusurlu oldukları, ancak ikinci hırsızlığın çok kısa süre sonra meydana gelmesi sebebiyle davacının artık sitenin güvenlik sisteminin yeterli olmadığını görerek kendi önlemlerini alması gerektiği, bu nedenle de ikinci hırsızlıkta tarafların % 50'şer oranında kusurlu oldukları gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 15.358,38 TL'nin 21.11.2006 dan itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmiştir. Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Dava, davalı küçük sanayi yapı kooperatifinin sitenin güvenlik hizmetlerini layıkıyla yerine getirmediği ileri sürülerek meydana gelen iki ayrı hırsızlık olayından ötürü görülen zararın tazmini istemine ilişkin olup davada davalının kusurlu sorumluluğuna dayanılmıştır. Kusurun varlığı ve miktarı, HUMK’nun 275. maddesi uyarınca çözümü özel ve teknik bilgi gerektiren, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına gereksinim olan, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuksal bilgi ile çözümlenmesi mümkün bulunmayan bir olgudur. Nitekim mahkemece de, davalıya izafe olunabilecek kusur bakımından mahallinde keşif yapılarak tanık dinlenmiş, iş güvenliği uzmanı bilirkişiden rapor ve ek rapor alınmış olmakla birlikte, ek raporda yazılı kimi belirlemelerden hareketle her iki hırsızlık olayı ile ilgili olarak ayrı ayrı ve re’sen kusur takdiri cihetine gidilmiştir. HUMK’nun 286. maddesindeki “bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi bağlamayacağı” hükmü, hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği, raporu yeter derecede kanaat verici bulmazsa HUMK’nun 283. maddesi gereğince bilirkişiden yeni bir rapor alması gerektiği veya HUMK’nun 284. maddesi uyarınca yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği şeklinde anlaşılmalıdır. Bu durumda, mahkemece yeni bir bilirkişi atanması yahut bilirkişi kurulu oluşturularak, olayda davalıya izafe olunabilecek kusur bakımından dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve doyurucu rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi yerine yazılı şekilde ve eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamış, davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/8647, K. 2011/8104, T. 01.07.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2009-8647-e-2011-8104-k-7a699ec9fc99