Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2008/9453 E. 2010/478 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2008/9453
- Karar No
- 2010/478
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/05/2008 tarih ve 2007/1440-2008/1039 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı firma personelinin taşınmasının müvekkilince yapılması için taraflar arasında sözlü anlaşma yapıldığını, ancak verilen hizmet karşılığı Mayıs ve Haziran aylarına ilişkin taşıma ücretinin ödenmediğini ve 31.05.2007 ile 30.06.2007 tarihli iki adet fatura tutarı 5.428,00 TL’nin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafça müvekkiline herhangi bir hizmet sunulmadığını, taraflar arasında sözleşme bulunmadığı gibi müvekkilinin borcunun da bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının tanzim ettiği dava konusu alacağa ilişkin iki adet faturanın kayıtlı olduğu davacı ticari defterinin kapanış tasdiki bulunmadığından davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının tuttuğu işletme defterinin kapanış tasdikine tabi bulunmaması nedeniyle TTK 82 ve devamı maddeleri hükümlerine göre salt defter kayıtlarının sahibi lehine delil teşkil edemeyecek olmasına dava konusu olayda, davalının akdi ilişkiyi inkar ettiği, davacının alacağının varlığı konusunda faturalardan başka delil ibraz etmediği, davacının usulen akti ilişkiyi ispat edememiş olması nedeniyle artık faturaların tebliğinin bir sonuç doğurmayacağı gibi esasen tebliğ edildiklerini de sabit olmamasına nazaran davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 18.01.2010 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. Dava, taşıma akdinden kaynaklandığı iddia olunan alacağın tahsili amacıyla girişlen ilamsız takibe yapılan itirazın iptaline ilişkin olup, davacı taraf dava dilekçesinde ticari defterlere delil olarak dayanmış ve davacı taraf işletme defterini ibraz ettiği halde davalı taraf verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmemiş, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi ise ek raporda dava konusu faturaların davacı defterinde kayıtlı olduğu gibi, faturaların davacı taraf KDV beyannamelerinde de yer aldığını belirtmiştir. Her ne kadar bilirkişi raporunda davacıya ait işletme defterinin kapanış tasdikinin olmadığı ve bu nedenle delil olamayacağı belirtmiş ve bu gerekçe mahkeme kararında da yer almış ise de, bilimsel ve yargısal içtihadlarda belirtildiği üzere işletme defteri kapanış tesciline tabi değildir. (Bkz. Prof. Dr. Sabih Arkan, Ticari İşletme Hukuku, Onbirinci Tıpkı Basım,s. 328 vd. - 11 HD.03.11.1979, E 982, K. 1536). Öte yandan, TTK'nun 66/3 maddesi uyarınca gerçek kişi tacirin işletmesinin mahiyet ve önemine göre işletme defteri tutması mümkün ve geçerli olup, şayet işletmenin mahiyet ve önemi bilanço esasına göre defter tutmayı gerektiriyorsa o zaman işletme defteri sahibi lehine delil olmaz. Aksi halde, yeni işletmenin mahiyet ve önemi işletme defteri tutacak ölçülerde ise diğer koşullar tamam olduğundan defter sahibi lehine delil teşkil eder. (Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, cilt 2, s. 1678). Bu durumda, mahkemece davacının defterinin, davalının defter ibraz etmemesi sebebiyle lehine delil olabileceği nazara alınıp, davacıya defter yemini (TTK. 83/1) yaptırılarak neticesine göre bir karar verilmek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde bulunmadığından ve bu nedenle de yerel mahkeme kararının davacı yararına bozulması gerektiğinden, sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.