Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2008/7126 E. 2010/2987 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2008/7126
- Karar No
- 2010/2987
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.03.2008 tarih ve 2007/332 - 2008/106 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.03.2010 gününde davacılar avukatı... geldi, davetiye tebliğe rağmen davalılar vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı Uğurgül Elektromekanik....A.Ş.’nin ortağı olduklarını, anılan şirketin diğer davalı ...Ş.ile bir inşaat yüklenim sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmenin imzalandığı tarihte davalı Uğurgül A.Ş.’nin iştigal konusunun esas sözleşmenin 3 ncü maddesinde belirtilen televizyon imalatı ile ilgili işler olduğunu, inşaat işlerinin ise şirket iştigal konusunun dışında kaldığını, ticaret şirketlerinin hak ehliyetinin esas sözleşmede yazılı olan işletme konuları ile sınırlı bulunduğunu, bunun sonucu olarak ticaret şirketlerinin esas sözleşmelerinde yazılı işletme konusunun dışında işlem yapması halinde yapılan bu işlemin ortaklığı bağlamayacağını, yoklukla malul olduğunu, bu durumun tespitinin ilgili herkes tarafından istenebileceğini ileri sürerek, davalılar arasında akdedilmiş olan 14.03.2006 tarihli inşaat yüklenim sözleşmesinin ve bu konuda yapılan diğer sözleşmelerin davalı Uğurgül A.Ş.’nin iştigal konusu dışında kalması nedeniyle TTK’nun 137 nci maddesi uyarınca yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davacıların davayı açmakta hukuki yararlarının olmadığını, ortakların şirket yönetimi ile ilgili kararlara müdahale haklarının bulunmadığını, öncelikle genel kurula başvuru yapmaları gerektiğini, davaya konu sözleşmenin şirket ana sözleşmesine aykırı olmadığını, işbu davada Ark Yapı A.Ş.’ye husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davacıların sözleşmeye taraf olmadıkları, bu nedenle taraf olmadıkları sözleşme ile ilgili bir istemde bulunamayacakları, davacıların yalnız şirket ortağı oldukları, şirketi yönetim ve denetim yetkilerinin olmadığı, davacıların öncelikle genel kurula başvurmaları, genel kurul tarafından verilecek karara karşı dava açmaları gerektiği sonucuna varılarak, davanın davacıların aktif dava ehliyetlerinin yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava, davalılar arasında akdedilmiş olan 14.03.2006 tarihli inşaat yüklenim sözleşmesinin ve bu konuda yapılan diğer sözleşmelerin davalı Uğurgül A.Ş.’nin iştigal konusu dışında kalması nedeniyle TTK’nun 137 nci maddesi uyarınca yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar, davalı Uğurgül...A.Ş.’nin ortakları olup, bu şirketin diğer davalı ile yaptığı sözleşmenin şirket ana sözleşmesinde belirtilen iştigal konusunun dışında kaldığını ileri sürmüşlerdir.TTK’nun 137 nci maddesinde ticaret şirketlerinin hükmi şahsiyeti haiz olup, şirket mukavelesinde yazılı işletme mevzuunun çevresi içinde kalmak şartıyla bütün hakları iktisap ve borçları iltizam edebilecekleri düzenlenmiştir.Şirketlerin bu hükme aykırı iş ve işlemleri geçersiz bulunup, ilgili herkes tarafından bu hususun tespiti istenebilir.Buna göre davalı Uğurgül....A.Ş.’nin ortakları olan davacıların davalılar arasında yapılan sözleşmenin anılan hüküm uyarınca geçersiz olup olmadığının tespitine ilişkin davayı açma haklarının bulunduğunun kabulü ile uyuşmazlığın esasına girilerek anılan maddeye aykırı bir işlem yapılıp yapılmadığının tespiti gerekirken, yazılı şekilde davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.