Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2022/7146 E. 2023/7971 K. – Hizmet Nedeniyle
Konu: Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/7146
- Karar No
- 2023/7971
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma
K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2020/2962 Değişik iş SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması ... Cumhuriyet Başsavcılığının 17.07.2020 tarihli ve 2020/44114 Soruşturma, 2020/28502 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii ... 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 13.11.2020 tarihli ve 2020/2962 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 13.11.2020’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 26.06.2022 tarihli ve 2021/24580 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2022 tarihli ve KYB-2022/100766 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2022 tarihli ve KYB-2022/100766 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, şüphelilerin eylemlerinin hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Güveni Kötüye Kullanma" başlıklı 155/1. maddesinin; "Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı ... iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklindeki düzenleme ile, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi'nin 10/04/2013 tarihli ve 2011/22344 esas, 2013/6656 sayılı ilâmında yer alan " ... Somut olayda: katılanın, arkadaşı olan sanık Tuncay Karadeniz'e aracını satacağını söylediği sanığın yardımcı olacağını söylemesi üzerine araç satışı için sanığa vekaletname verdiği, sanığında aracı 20.000 TL'na sattığını söyleyip aldığını belirttiği 500 TL kaparoyu katılana verdiği ve aracı vekaletnameye istinaden satmış olduğu halde parasını vermemek şeklinde gerçekleşen olayda; Sanık Tuncay Karadeniz'in katılanın arabasının satışı için aldığı vekaletname ile aracı sattıktan sonra parasını vermemekten ibaret eyleminin 5237 Sayılı TCK'nun 155/1.maddesinde öngörülen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ... " şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Müşteki vekilinin sunmuş olduğu dilekçesinde özetle, müştekinin sahibi olduğu... plaka sayılı 2013 model PORSCHE marka aracını satmaya karar verdiğini, ...'da otomobil satışı yapmakta olan şüpheli ...'nin sahibi olduğu ... isimli galeri dükkânına aracını satmak üzere gittiğini, galerinin sahibi olan şüphelilerden ...'nin müştekiye arabasını satabileceğini ancak satış işlemleri için diğer şüpheli olan ...'ı yetkilendirerek vekâletname çıkarmasını talep ettiğini, bunun üzerine müştekinin 06/01/2020 tarihli ve 00293 yevmiye numaralı ... 15. Noterliği tarafından hazırlanan vekaletname ile 13/01/2020 tarihine kadar bahse konu aracı satabilmesine ilişkin yetki verdiğini, şüpheli ...'ın söz konusu arabanın satış işlemlerini gerçekleştirdiğini ancak müştekiye söz konusu satıştan doğan edimi ifa etmediği ve daha sonrasında müştekinin şüphelilere ulaşamadığını iddia ettiği somut olayda; şüphelilerin ifadeleri temin edilerek, eylemin şüpheliler tarafından gerçekleştirildiğinin tespiti halinde, güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin mahkemece yapılması gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği cihetle; soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin kendisine ait... plakalı aracını satmak amacıyla şüphelilerden ...'nin sahibi olduğu ... isimli galeriye gittiği, aracın satılması için şikâyetçiden diğer şüpheli ...'a vekaletname vermesinin istendiği, bunun üzerine şikâyetçi tarafından aracın satış işlemleri için süreli bir vekaletname verildiği, ancak aracın satış işleminin gerçekleşmesine rağmen satıştan doğan edimin ifa edilmediği ve şüphelilere de ulaşılamadığının iddia olunması karşısında; şüphelilerin ifadelerine başvurulması, aracın tüm tescil bilgilerinin ilgili Trafik-Tescil Dairesi'nden celp edilmesi, şikâyet dilekçesi ekinde bir sureti sunulan 06.01.2020 tarih ve 00293 yevmiye numaralı vekaletnamenin ilgili noterden verilip verilmediğinin tespit edilmesi, suça konu aracın üçüncü kişilere satılıp satılmadığının, satılmış ise hangi tarihte, ne kadar bedelle ve kime satıldığının, bedelinin nasıl ve ne şekilde ödendiğinin araştırılması, sonucuna göre somut olayda atılı suçun unsurlarının bulunup bulunmadığının takdir ve tayini gerekirken; "...şüphelinin üzerine atılı güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için failin, malın zilyedliğinin kendisine devrine ilişkin olguyu inkar etmesi veya sözleşmeye aykırı olarak ve teslim nedeni dışında malikmiş gibi aldığı malı satması, kiralaması, tüketmesi, devretmesi, başka bir mal ile karıştırması/birleştirmesi, parçalaması vb. tasarrufta bulunması gerektiği, müştekinin vekaleti uyarınca iddia olunduğu şekilde satış işleminin gerçekleştirildiği, buna göre şüphelinin üzerine atılı suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı, soruşturmaya konu olayın vekalet sözleşmesinden kaynaklanan hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. ... 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 13.11.2020 tarihli ve 2020/2962 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.11.2023 tarihinde karar verildi.