Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2013/18421 E. 2013/17495 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/18421
- Karar No
- 2013/17495
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve katılmak, resmi belgede sahtecilik, hüviyet cüzdanı, pasaport gibi belgelerde sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık HÜKÜM : 1- Sanıklar ..., ... ve ...: 5237 sayılı TCK'nun 204/1-3, 43/1. maddeleri uyarınca 3'er yıl 9'ar ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına,hak yoksunluğuna. I) Sanık ... müdafii ile şikayetçi kurum vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde: 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde inceleme merciinin Yargıtay'ın ilgili dairesi olduğundan, hukuki dayanaktan yoksun olan Mahkemenin 03.04.2012 gün ve aynı sayılı sanık ... müdafiinin temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede; Sanık müdafiine 29.02.2012 tarihinde usulüne uygun tebliğ olunan hükmü, yasal süresinden sonra 03.04.2012 tarihinde temyiz ettiği, 5271 sayılı CMK’nun 238. maddesi uyarınca davadan haberdar edildiği halde usulen başvurarak katılan sıfatını kazanmadığı anlaşılan şikayetçi kurumun ise temyize yetkisi bulunmadığından, sanık müdafii ile katılan vekilinin vaki temyiz istemlerinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, II) Sanıklar ... ve ... müdafileri ile sanık ...’ın temyiz itirazlarına gelince: Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18.03.2008 gün ve 7/56 sayılı kararında açıklandığı üzere, kendisine zorunlu müdafii atandığından haberdar olmayan ve yargılama aşamasında atanan müdafii ile hiç yüz yüze gelmeyen sanık ...'ın yokluğunda verilen mahkumiyet hükmü tebliğ edilmediğinden bu sanık yönünden kesinleşmeyeceği, sanığın atandığından haberdar olmadığı müdafiinin hükmü süresinde temyiz etmemesi işleminden sorumlu tutulamayacağı cihetle, sanığın öğrenme üzerine verdiği 06.04.2012 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğunun kabulü ile yapılan incelemede gereği görüşüldü: Olay tarihinde İstanbul Barosunda kayıtlı avukat olan sanık ...’ın emekli askeri defterdar .... ve ...’ın gerçekte alacaklı olmadıkları halde Gölcük Deniz Filoları Askeri Saymanlığından haksız yere 800.000.000.000.-TL (sekiz yüz milyar lira) çekmek için aralarında anlaşmaları, avukat olan sanığın ...’ı önceden tanıdığı halde üzerinde ...'ın fotoğrafı bulunan kimlik bilgileri .....ye ait sahte nüfus cüzdanı ile oluşturulan Balkanlar Ltd. Şti’ye vekaleten kendi adına asaleten vekil tayin edilmesi, açık kimliği tespit edilemeyen ...'ın alacaklı, ...’nin borçlu gösterildiği icra takibinin parayı rahatça tahsil edebilmek için göstermelik olarak başatılıp saymanlığı dolandırmaya çalıştıkları, bu amaçla müfettiş olmadıkları halde açık kimliği tespit edilemeyen Mehmet Yıldırım ve ...’ın farklı zamanlarda Gölcük Deniz Filoları Askeri Saymanlığına gelerek kendilerini Maliye Müfettişi olarak tanıttıklarının iddia ve kabul olunduğu eyleminde, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11.03.2008 tarih, 2007/4-59-2008/47 ile 05.07.2011 gün ve 2011/3-116- 2011/157 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; sanık ...'ın eylemlerinin avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işlediği eylemler mahiyetinde olmayıp 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 58/1. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğinden mahkemenin uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiş ve tebliğnamedeki aksi düşünceye iştirak edilmemiştir. Toplanan deliller karar yerinde incelenip yüklenen suçun sübutu kabul, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı sebeplerin nitelik ve derecesi ile azaltıcı bir sebebin ise bulunmadığı takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Kanunun 9. maddeleri uyarınca mahkemece 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanıp birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe hüküm belirlenerek sonucuna göre karar verilmiş ve incelenen dosyaya göre hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar ... ve ... müdafileri ile sanık ...'ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 25.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.