Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2012/21817 E. 2013/996 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/21817
- Karar No
- 2013/996
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Sanıklar ... ve ... için: 1-) 765 sayılı TCK'nun 503/1, 61, 522, 59. maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis ve 10.415 YTL adli para cezası Sanıkların katılan ...'un borçlu olarak gözüktüğü suça konu iki bonoyu 29.05.2000 ve 06.06.2001 tarihlerinde icra takibine koydukları ve mahkemece 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkân verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın belirlendiğinin anlaşılması karşısında, tebliğnamede bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. 1- Sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın katılan ...'a yönelik eylemleri nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelen müdafilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklara yüklenen suçun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeblerin nitelik ve dereceleri takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi gereğince 765 sayılı TCK. ile 5237 sayılı TCK'nun olaya ilişkin hükümleri denetime olanak verecek şekilde karşılaştırılıp lehe Yasa belirlenmiş, hükmolunan ceza miktarı itibarı ile sanıklar hakkında 5728 sayılı Yasa ile değişik CMK'nun 231. maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmış ve incelenen dosya içeriğine göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 2- Sanıklar ..., ... ve ...'un şikayetçi ...'a yönelik eylemleri nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelen müdafilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak; Şikayetçi ...'ın borçlu olarak gözüktüğü suça konu iki bononun sanıklar tarafından sahte olarak düzenlenip aynı anda icra takibine konulmasından ibaret olayda, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 80. maddesinin koşulları oluşmakta ise de, farklı bir düzenleme getiren 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinin uygulanabilmesi için “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” gerektiği, aksi halde suçun, aynı anda bir kişiye karşı birden fazla işlenmesi halinde teselsülün gerçekleşmediğinin kabulü gerekmekle, 765 sayılı TCK'nun aleyhe sonuç doğurduğu gözetilmeden, 765 sayılı Yasa hükümlerinin lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı ise de; Yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından 765 sayılı Yasanın uygulanmasına ilişkin kısımların çıkartılarak yerine; lehe Yasanın belirlenmesi sırasında yapılan uygulamalı karşılaştırmaya göre '' sanıkların resmi belgede sahtecilik suçundan lehe olan 5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesi gereğince 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Yasanın 62. maddesi gereğince cezalarından 1/6 oranında indirim yapılarak 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına '' denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3- Sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın şikayetçi ...'a yönelik eylemleri nedeniyle dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelen müdafilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen '' dolandırıcılık '' suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca istem gibi DÜŞÜRÜLMESİNE, 4- Sanık ...'ın şikayetçi ...'a yönelik eylemi nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen müdafiinin temyiz itirazlarına gelince; Sanığın aşamalardaki tüm savunmalarında, üzerinde katılan ...'a ait imza bulunan iki bonoyu ...'nın isteği üzerine doldurduğunu ve diğer iki bono ile bir ilgisinin bulunmadığını beyan ettiği, diğer sanıklarında bu hususu doğruladıkları ve suça konu dört adet bono üzerindeki yazıların farklı kişilere ait olduğunun açıkça anlaşılması karşısında, sanığın bu sahtecilik suçuna iştirak ettiği konusunda cezalandırılmasına yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.01.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.