Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/9988 E. 2010/12824 K. – Dolandırıcılık

Konu: Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2010/9988
Karar No
2010/12824
Karar Tarihi
Konu
Dolandırıcılık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Sanıklar: ..., ... ve ...: 5237 sayılı TCK.nun 157/1, 52, 53.mad. 1 yıl 6 ay hapis cezası güvenlik tedbiri uygulaması, 4.000 YTL apc ...; Beraat I)Sanıklar ..., ... ve ...’in “dolandırıcılık” suçundan mahkumiyetlerine dair hükümlere yönelik sanıklar , ve sanık ... müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Daha önce kasıtlı suçlardan mahkumiyetleri bulunması nedeniyle koşulları bulunmadığından, 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5278 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK. nun 231/5 maddesinden yararlanamayacakları anlaşılan sanıklar hakkında yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, yüklenen suçun sübutu kabul, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezaları artırıcı ve azaltıcı nedenlerin bulunmadığı takdir kılınmış, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 Sayılı Kanunla değişik 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca 765 ve 5237 Sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek sonucuna göre karar verilmiş ve incelenen dosyaya göre hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanıklar ile müdafiinin suçsuz olduklarına, alt sınırdan uzaklaşmanın yanlış olduğuna, sanık ...’in ise olaylardan haberi olmadığından beraat etmesi gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak; 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan sanıkların alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin hak yoksunluklarının, kendi alt soyları yönünden koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı ise de, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında Yer alan 53/1. maddesindeki hakların infazın tamamlanmasına kadar kullanılamayacağına ilişkin kısım çıkartılarak yerine “5237 Sayılı TCK.nun 53. maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan koşullu salıverilme tarihine, diğer bentlerde yazılı haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına“ denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II)Sanık ...’nin “dolandırıcılık” suçundan beraatine dair hükme yönelik şikayetçi vekilinin temyiz itirazına gelince; Sanığa yüklenen “dolandırıcılık” suçundan doğrudan doğruya zarar gören şikayetçi vekilinin 20.02.2007 tarihli oturumda “sanıkların cezalandırılmasını talep ederiz.” şeklindeki beyanıyla şikayetini ifade etmesine rağmen CMK’nun 238/2 maddesine aykırı olarak davaya katılma isteminde bulunup bulunmadığı sorulup varsa usulüne göre katılım kararı verilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, şikayetçi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 11.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2010/9988, K. 2010/12824, T. 11.11.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2010-9988-e-2010-12824-k-88cc37a76433