Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/6912 E. 2010/11662 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/6912
- Karar No
- 2010/11662
- Karar Tarihi
Emniyeti kötüye kullanma suçundan sanık ...'un 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 508, 522, 55/3, 72, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddeleri gereğince 240 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 647 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca cezasının ertelenmesine, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23/1-2. maddeleri gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı Kanun'un 23/3. maddesi uyarınca sanığın 5 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına dair Ayvalık 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/11/2009 tarihli ve 2009/268-405 sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23/1. maddesindeki "Çocuğa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda, Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki koşulların varlığı hâlinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Ancak, bu kişiler açısından denetim süresi üç yıldır." hükmü uyarınca sanık hakkında 3 yıllık denetim süresi belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 08.04.2010 gün ve 2010/3279/19550 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 20.04.2010 gün ve KYB.201090414 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü: Kanun yararına bozma kesin olan ya da temyiz edilmeden kesinleşen hükümlere karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur. Henüz kesinleşmeyen kararın yasa yararına incelenmesi olanaksızdır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun “Müdafiin görevlendirilmesi” başlıklı 150. maddesi “(Değişik madde: 06/12/2006 - 5560 S.K.21.md) (1)Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir. (2)Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. (3)Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. (4)Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir” biçiminde olup, maddenin birinci fıkrasına göre; müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık, kendisine bir müdafii seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde kendisine bir müdafii görevlendirilecektir. Ancak, şüpheli veya sanığın 18 yaşını bitirmemesi bir başka ifade ile çocuk olması veya kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz olması halinde istemi aranmaksızın kendisine müdafii atanma zorunluluğu anılan maddenin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Bir başka zorunlu müdafiilik hali de aynı maddenin üçüncü fıkrasında yer almakta olup, bu hükme göre; altı sınırı beş yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar yönünden yapılan soruşturma veya kovuşturmada da anılan maddenin ikinci fıkrası uyarınca zorunlu müdafii atanacaktır. İşlendiği tarihte kayden 11.08.1986 doğumlu olup, hükmün tefhim olunduğu 06.11.2009 tarihi itibariyle 18 yaşını bitirdiği anlaşılan sanığın, Yargıtay bozma ilamına karşı beyanının alındığı İzmir 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.10.2009 tarihli oturumunda müdafii seçmek istemeyip, baro tarafından da müdafii görevlendirilmesini talep etmediğini açıkça beyan etmesi ve sanığa yüklenen suçun 765 ve 5237 sayılı Yasada öngörülen cezalarının yukarı haddine göre müdafii tayininin de zorunlu bulunmaması nedeniyle daha önce mahkemece CMK'nın 150. maddesi uyarınca atanan ve mahkemenin 06.11.2009 gün, esas, sayılı kararını temyiz etmeyen müdafii Av. 'ın görevinin son bulduğunun kabulünde zorunluluk vardır. Yokluğunda verilen kararın, 18 yaşını bitiren ve yargılandığı suçun yasada öngörülen cezası itibariyle kendisine zorunlu müdafii atanma şartları bulunmayan sanık yerine yetkisiz müdafie tebliğ edilmesi nedeniyle Ayvalık 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.11.2009 gün ve esas, kararı henüz kesinleşmemiştir. Bu itibarla kesinleşmeyen mahkeme kararına karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulmayacağından, istemin CMK’nın 309. maddesi uyarınca REDDİNE, anılan kararın sanığa usulüne uygun şekilde tebliği hususunun mahkemesince ifasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 22.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.