Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/5978 E. 2010/7648 K. – Sahtecilik

Konu: Sahtecilik

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2010/5978
Karar No
2010/7648
Karar Tarihi
Konu
Sahtecilik

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Sahtecilik HÜKÜM : 765 Sayılı TCK.nun 342/1 ve 80.maddelerince 2 yıl 4 ay hapis Gerekçeli karar başlığında 01.01.1998 olarak yanlış gösterilen suç tarihinin 28.10.1998, Ocak 1999 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. I-Sanık ... müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde: Sanığın adına düzenlettiği sahte nüfus cüzdanı kayıp ve değiştirme belgesi ve nüfus cüzdanı ile Ziraat Bankası TBMM şubesinde önce 01.09.1998 tarihinde vadesiz mevduat hesabı açtırıp daha sonra 07.09.1998 tarihinde çek karnesi talep ederek aldığı çeklerden 30.12.1998 keşide tarihli 1.400 TL bedelli tüm unsurlarını havi çeki 28.10.1998 tarihinde katılan’e yaptığı alışveriş karşılığında düzenleyip vermesi eyleminin zincirleme biçimde resmi belgede sahtecilik, bu çeklerden keşide yeri bulunmayan 15.02.1999 keşide tarihli çeki 1999 yılı Ocak ayı içersinde mağdur ’a aldığı borç karşılığı vermesi eyleminin özel belgede sahtecilik, 18.07.1998 tarihinde şikâyetçi’ın işyerinden boş halde çalınan çeklerinden sahte olarak düzenlenmiş 02.04.1999 keşide tarih 4.450 TL ve 20.04.1999 keşide tarih 3.350 TL bedelli tüm unsurlarını havi sahte çekleri 1999 yılı Ocak ayı içersinde şikâyetçi ...’a yaptığı alışveriş karşılığında aynı anda vermesi eyleminin ise 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinde, 765 sayılı Yasanın 80. maddesinden farklı olarak “değişik zamanlarda” denilmesi karşısında aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı gözetildiğinde 5237 sayılı TCK hükümleri uyarınca tek 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca ise zincirleme biçimde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin sanığın anılan tüm eylemlerinin tek bir zincirleme biçimde sahtecilik suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanığın geçmişi, suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu, zarar miktarı gözetilerek cezanın alt sınırdan uzaklaştırılarak tayini gerektiğinin gözetilmemesi ve kendini vekil ile temsil ettiren katılan Mehmet Daşnik lehine vekalet ücretine hükmolunmaması aleyhe temyiz bulunmadığından, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın sanığın eyleminin uygun bulunduğu 204/1,43/1 ve 53. maddelerine göre 765 sayılı TCK'da açıkça sanık lehine olduğundan, lehe yasa belirlemesinde 5252 sayılı TCK.nu Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 9/3. maddesi uyarınca uygulamalı karşılaştırma yapılmaması ise sonucu etkili bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Hükmolunan ceza miktarı ve suç tarihinden önce kasıtlı suçtan dolayı kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünün bulunması nedeniyle 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa ile değişik CMK.nun 231. maddesinin uygulanma olanağı bulunmayan sanık hakkında, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, yüklenen suçun sübutu kabul, oluş, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı arttırıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosya içeriğine göre 765 sayılı Yasa hükümlerinin açıkça sanık lehine olduğunu kabul eden mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yüklenen suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, suç vasfının tayininde hataya düşüldüğüne, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile karar verildiğine ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükmün istem gibi ONANMASINA, II-Sanık ... müdafiinin temyiz itirazlarına gelince: Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak: 5237 sayılı TCK.nun 43/1. maddesinde, 765 sayılı Yasanın 80. maddesinden farklı olarak “değişik zamanlarda” denilmek suretiyle aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağının bulunmaması ve suça konu çeklerin şikayetçi ...’a aynı anda düzenlenip verildiğinin anlaşılması karşısında; olayda 765 sayılı Yasanın aksine, 5237 sayılı Yasanın zincirleme suça ilişkin hükmünün uygulanamayacağı göz önüne alınıp buna göre kararın gerekçe bölümünde; 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,29.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2010/5978, K. 2010/7648, T. 29.06.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2010-5978-e-2010-7648-k-80114a04886f