Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/15394 E. 2011/599 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/15394
- Karar No
- 2011/599
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : 765 S TCK.nun 503/1 ve 522 mad göre 1 yıl 2 ay hp ve 9.450 YTL apc 1-Önceki mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 Sayılı Kanunla değişik 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca mahkemece önceki hükmolunan ceza ile sonradan yürürlüğe giren 5237 Sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe hüküm belirlendikten sonra, önceki hükmün sanık lehine olduğunun tespiti halinde, kesinleşmiş hükümde değişiklik yapılamayacağı ve “karar verilmesine yer olmadığına, önceki hükmün aynen infazına” karar verilmesi gerektiği, mahkümiyet hükmünde değişiklik (uyarlama) yargılamasında yeni yasanın lehe sonuç doğurduğu saptandığında ise, ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 03.06.2008 gün ve 2008/1-89-2008/158 sayılı kararında da açıklandığı şekliyle, yeniden kurulan hükmün gerekçesinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 230 ve 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 308/7. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak biçimde açık olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirebilmesi için, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması, Ceza Muhakemesi Kanununa göre hüküm fıkrasında bulunması zorunlu unsurları taşıması, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, nitelendirilmesi ve 232/6. maddesi uyarınca yeniden karar verilmesi gerekirken bu ilkelere uyulmadan,somut uygulama yapılmadan ve gerekçe gösterilmeden hüküm kurulması, 2-Karar tarihinden sonra yürürlüğe giren yasa nedeniyle kesinleşmiş hükmün yeniden değerlendirilmesi için yapılan yargılama giderlerinin yargılamaya neden olmayan hükümlüye yüklenemeyeceği ve bu yargılama nedeniyle katılan lehine vekalet ücretine hükmolunamayacağı, ancak yeni hükmün kesinleşmesi üzerine önceki kararın infaza esas alınacak hüküm bölümü ortadan kalkıp geçerliliği sona ereceği için, önceki hükümdeki yargılama giderleri ile vekalet ücretinin infazda doğabilecek kuşku ve duraksamaları gidermek üzere uyarlama kararında da aynen gösterilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde uyarlama yargılaması için yapılan yargılama giderlerine de hükmolunması ve katılan lehine hükmolunan kesinleşen hükümdeki vekalet ücretinin kararda gösterilmemesi, 3-Dosya arasında mevcut adli sicil kaydına göre sabıkası bulunmayan sanık hakkında diğer koşulların da oluşup oluşmadığı irdelenip hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 08.02.2008 günlü 26781 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesi gereğince, "hükmün açıklanmasının geri bırakılması'na karar verilip verilmeyeceğinin tartışılmaması, Yasaya aykırı,hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.