Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/12142 E. 2010/14647 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/12142
- Karar No
- 2010/14647
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : 1) Uyarlama yargılaması ile daha önceki kararın E-2 ve E-3 bentlerinde verilen 2 kez 765 sayılı TCK.nun 504/3, 61, 522, 59.maddeleri gereğince 3 ay 10 gün hapis ve 11.111.110 TL adli para cezasına dair hükümler yönünden uyarlama taleplerinin reddi 2) Uyarlama yargılaması ile daha önceki kararın E-1 bendinde verilen 765 sayılı TCK.nun 504/3, 80, 522, 59 maddeleri gereğience kurulan hükmün (10 ay hapis cezası ve 16.666.666 TL adli para cezası tayinine dair) ortadan kaldırılması ile yerine 5237 sayılı TCK.nun 158/1-d, 43/1, 62/1, 53/1 maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis ve 100.00 TL adli para cezası ile hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yazılı haklardan yoksunluk 1-Hükümlüye yüklenen ve suç tarihlerinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 504/3. maddesinde öngörülen Posta, Telgraf ve Telefon İşletmesinin haberleşme araçlarının vasıta olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarının, 5237 sayılı Yasada nitelikli hal olarak düzenlenmeyip bu suçların basit hali olarak kabul edilmesi nedeniyle uygulamalı karşılaştırmaların 5237 sayılı TCK.nun 157. maddesi ile yapılması ve ağır hapis ile ağır para cezalarının 5252 sayılı Yasanın 5 ve 6. maddeleri gereğince hapis ve adli para cezalarına dönüştüğü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda cezaların içtimaına ilişkin bir hüküm bulunmayıp 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 99. maddesine göre suçların ayrı ayrı bağımsızlıklarını koruduğu ve infaz aşamasında cezaların toplanması gerektiğinden 5237 sayılı TCK.nun 51. maddesi uyarınca süreleri itibariyle cezaların erteleme kapsamında bulunabileceği göz önüne alınarak, hükümlü müdafiinin 06.06.2006 günlü oturumda yaptığı savunmada, lehe olan kanun hükümlerinin uygulanması istemi kapsamında cezaların ertelenmesi, hapis cezalarının para cezalarına çevrilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olup olmadığı gibi hususlarda kararlar verilebilmesi için, 5271 sayılı CMK.nun 223-230. maddelerine uygun şekilde yeniden bir hüküm kurulması, yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.02.2006 gün ve 11/12 sayılı kararında da açıklandığı üzere; kesinleşmiş hükümden farklı bir hüküm kurulması halinde, infazda kuşkulara neden olunmaması yönünden yeni kararın Ceza Muhakemesi Kanununa göre hüküm fıkrasında bulunması zorunlu unsurları taşıması, kararın gerekçesinde 5271 sayılı CMK.nun 230. maddesi uyarınca suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, nitelendirilmesi, cezanın ve/veya güvenlik önlemlerinin belirlenmesi, yeni hükmün kesinleşmesi üzerine önceki kararın infaza esas alınacak hüküm bölümü ortadan kalkıp geçerliliği sona ereceği için, önceki hükümdeki vekâlet ücreti, müsadere, yargılama giderleri ve benzeri hususların infazda doğabilecek kuşku ve duraksamaları gidermek üzere uyarlama kararında da aynen gösterilmesi gerektiği gözetilmeden, önceki kesinleşmiş hükümdeki “E.1” bendinde kurulan hükümden farklı olarak bu kurallara uyulmaksızın, 5237 sayılı Yasanın lehe olduğu ve eylemin aynı Yasanın 158/1-d maddesinde öngörülen “kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçuna uyduğundan bahisle yazılı şekilde yeni bir hüküm kurulması ve 5237 sayılı Yasa ile hükümlü lehine bir düzenleme getirilmediği gerekçesiyle de, önceki kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünün, “E.2” ve “E.3”. bentlerinde kurulan hükümlere yönelik uyarlama talebinin ise reddine karar verilmesi, 2-5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin 3. fıkrasına aykırı olarak sanıkların aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan alt soy üzerindeki haklarından koşullu salıverilme tarihi yerine cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi, 3-Nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken bir tam gün karşılığı olan adli para cezasının tayininde uygulama maddesinin (5237 sayılı TCK.nun 52/2. maddesi) gösterilmemesi ve gerekçeli karar başlığında, hükümlünün baba adının “Ridvan” yerine “Rıdvan” olarak yanlış yazılması, Yasaya aykırı, hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan anılan hüküm ve kararların bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 16.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.