Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2009/23394 E. 2010/4325 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2009/23394
Karar No
2010/4325
Karar Tarihi

Tasarlayarak adam öldürmek ve tasarlayarak adam öldürmeye teşebbüs suçlarından sanık ...'nın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 450/4 (3 kez), 450/4 ve 62, (4'er kez), 313/5. maddeleri gereğince 1 ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/06/2007 tarihli ve 2002/148 esas, 2007/220 sayılı kararının Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 17/04/2008 tarihli ve 2007/9253 esas, 2008/2929 sayılı ilâmı ile onanmasına karar verilerek kesinleşmesini müteakip infazı sırasında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun geçici 4/2. maddesi gereğince 20 yıl olarak mı, yoksa aynı Kanun'un geçici 1. maddesinin (a) bendi gereğince 10 yıl olarak mı infaz edileceği hususunda tereddüt hasıl olduğundan karar verilmesi talebi üzerine, anılan Kanun'un 4. maddesinin (c) bendinde devlet aleyhine işlenen cürümler kapsamındaki suçlar bakımından bu kanunun geçici 1. maddesinin hükümlerinin uygulanamayacağının, bunun yerine cezanın infazının 20 yıl olarak çektirileceğinin düzenlendiğinden bahisle infazın 20 yıl üzerinden yapılmasına ilişkin aynı Mahkemenin 11/05/2009 tarihli ve 2002/148 esas, 2007/220 karar, 2009/114 değişik iş sayılı kararına karşı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine dair Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/05/2009 tarihli ve 2009/108 değişik iş sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre.

Benzer bir olayda, 7 kişiyi öldürmekten 7 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılan sanığın cezasının infazının, 5218 sayılı Ölüm Cezasının Kaldırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 1. maddesinin (E) bendinin 3 nolu alt bendi ile yeniden düzenlenen 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 19. maddesine göre yapılmasına ilişkin Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/10/2004 tarihli ve 2002/410 değişik iş sayılı kararının Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 29/05/2006 tarihli ve 2006/127 esas, 2006/2170 sayılı ilâmı ile onanmasına karar verilmesi karşısında ve infazda kazanılmış hak olmaz kuralı dikkate alınarak, hükümlünün cezasının 5218 sayılı Kanunla değişik 647 sayılı Kanun'un 19. maddesi hükümleri uyarınca infazına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde verilen karara itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 08.09.2009 gün ve 2009/10620/49641 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 28.09.2009 gün ve KYB.2009209892 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:

İncelenen dosya içeriğine göre; hükümlünün, mensubu olduğu teşekkülün amacına yönelik olarak, 04.08.1980 tarihinde ..., ... ve ...'ı tasarlayarak öldürmek ve aynı tarihte ..., ..., ... ve ...’ı tasarlayarak öldürmeye teşebbüs suçlarından 765 sayılı TCK’nın 450/4 (3 kez), 450/4 ve 62. maddeleri uyarınca (4 kez) ve 313/5. maddesi uyarınca; sonuç olarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.06.2007 gün ve 2002/148 esas, 2007/220 sayılı kararının, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 17.04.2008 gün ve 2007/9253 esas, 2008/2929 sayılı kararı ile onanması suretiyle kesinleşmesini müteakip, 01.07.1981 tarihinde gözetim altına alınıp, 27.08.1981 tarihinde tutuklanan ve 01.07.1991 tarihinde tahliye edilmesine karşın, 04.10.2000 tarihinde yeniden tutuklanarak, 16.01.2003 tarihine kadar cezaevinde kalan hükümlünün iş bu cezasının infazı sırasında, mahkûmiyet hükmünün 3713 sayılı Yasanın geçici 4. maddesinin

( c ) fıkrasına göre 20 yıl üzerinden mi yoksa aynı Yasanın geçici 1. maddesinin ( a ) fıkrası uyarınca 10 yıl üzerinden mi yapılacağı hususunda tereddüt olduğundan bahisle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 08.05.2009 günlü talebi üzerine Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 3713 sayılı Yasanın geçici 4. maddesinin ( c ) fıkrasında devlet aleyhine işlenen cürümler kapsamındaki suçlar bakımından 3713 sayılı Yasanın geçici 1. maddesinin hükümleri uygulanamayacağı, verilen ölüm cezalarının yerine getirilemeyeceği, ancak bunun yerine cezanın infazının 20 yıl olarak çektirileceğinden bahisle, hükümlü hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının 20 yıl üzerinden infazının yapılmasına dair 11.05.2009 gün ve 2009/114 değişik iş sayılı karara karşı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 12.05.2009 tarihli itirazının ise Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.05.2009 gün ve 2009/108 değişik iş sayılı kararıyla; hükümlünün eyleminin devlet idaresi aleyhine işlenen suçlardan olduğundan, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazının 3713 sayılı Yasanın geçici 4. maddesinin ( c ) fıkrasına göre 20 yıl üzerinden yapılmasına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği, iş bu karara karşı da infazda kazanılmış hak olmaz kuralı dikkate alınarak, hükümlünün cezasının 5218 sayılı Kanunla değişik 647 sayılı Kanunun 19. maddesi hükümleri uyarınca infazına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde verilen karara yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesi ile Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 08.09.2009 gün ve 49641 sayılı kanun yararına bozma isteminde bulunulduğu görülmektedir.

Mülga 765 sayılı TCK’nın 2/2. maddesindeki “Bir cürüm veya kabahatin işlendiği zamanın kanunu ile sonradan neşir olunan kanunun hükümleri biribirinden farklı ise failin lehinde olan kanun tatbik ve infaz olunur” biçimindeki düzenlemeye paralel olarak 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın “zaman bakımından uygulama” başlıklı 7/2. maddesinde; “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” şeklinde düzenlenmiştir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 23.02.1938 gün ve 23-9 sayılı kararında da özetle; “suçun işlendiği zamanın yasası ile sonradan yürürlüğe giren yasa hükümleri farklı ise, her iki yasa birbirine karıştırılmamalı, ayrı ayrı her iki yasaya göre hükmedilecek cezalar belirlendikten sonra, sonucuna göre lehte olanı uygulanmalıdır” görüşü kabul edilmiştir.

Bu nedenle konu ile ilgili yasal düzenlemelerin de irdelenmesi gerekmekte olup, 12.04.1991 tarihinde yürürlüğe giren 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunun geçici 1. maddesi, “08/04/1991 tarihine kadar işlenen suçlar sebebiyle;

a) Verilen ölüm cezaları yerine getirilmez. Bu durumda olanlar 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 19 uncu maddesi hükmüne göre çekmeleri gereken cezalarının on yılını,

b) Müebbet ağır hapis cezasına hükümlü olanlar çekmeleri gereken cezalarının sekiz yılını,

C) Diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edilmiş olanlar hükümlülük süresinin beşte birini,

Çektikleri takdirde iyi halli olup olmadıklarına bakılmaksızın ve talepleri olmaksızın şartla salıverilirler

Bu sürelerin tayininde hükümlünün tutuklu kaldığı süreler de hesaba katılır.

Bu hükümlüler hakkında 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun Ek 2 nci maddesindeki indirim hükümleri uygulanmaz” biçiminde olup, aynı Yasanın geçici 4. maddesi de “8/4/1991 tarihine kadar;

a) (İptal: Ana. Mah.nin 19/7/1991 tarih ve E: 1991/15, K: 1991/22 sayılı Kararı ile)

b) (İptal: Ana.Mah.nin 19/7/1991 tarih ve E: 1991/15, K : 1991/22, 8/10/1991 tarih ve E: 1991/34, K: 1991/34 ve 31/3/1992 tarih ve E.:1991/18, K.:1992/20 sayılı kararları ile)

c) Türk Ceza Kanununun ikinci kitabının "Devlet İdaresi Aleyhinde İşlenen Cürümler" başlıklı üçüncü babında yer alan hükümlere aykırı hareket edenler ile Bankalar Kanununa aykırı hareketle bankalardan haksız ve usulsüz para alanlar, 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibi Hakkında Kanun hükümlerine muhalefet ederek menfaat temin edenler; usulsüz, yolsuz ve gerçek dışı işlemlerle ihracat, ithalat ve yatırım teşvikleri suretiyle vergi iadesi, prim, kredi, faiz farkı ve benzeri adlarla kamu kaynaklarından haksız menfaat temin edenler, yukarıda belirtildiği şekilde haksız, usulsüz ve yolsuz olarak sağladıkları menfaat karşılıkları ve bunların fer'ilerini zamanaşımına bakılmaksızın ödemedikleri takdirde,

d) Askeri Ceza Kanununun 55, 56, 57, 58 ve 59 uncu maddelerine giren suçları işleyenler,

Hakkında bu Kanunun Geçici 1 inci maddesi hükümleri uygulanmaz. Ancak, bu maddede sayılan suçlar dolayısı ile verilen ölüm cezaları yerine getirilmez. Bu hükümlüler hakkında;

Ölüm cezasına hüküm giyenler 20 yıllarını; müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 15 yıllarını; diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalara mahküm edilmiş olanlar hükümlülük süresinin 1/3 ünü; çektikleri takdirde iyi halli olup olmadıklarına bakılmaksızın ve talepleri olmaksızın şartla salıverilirler.

Bu sürelerin tayininde hükümlünün tutuklu kaldığı süreler de, hesaba katılır.

Bu hükümlüler hakkında 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun Ek 2 nci maddesindeki indirim hükümleri uygulanmaz

Geçici 2 nci madde (son fıkrasındaki Geçici 1 inci maddeye yapılan atıf hükmü hariç) ve Geçici 3 üncü madde hükümleri, bu hükümlüler hakkında da uygulanır” biçimindeki hükümleri düzenlemiştir.

22.12.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanunun 1. maddesinin 1. fıkrası da “23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen suçlar nedeniyle; verilen ölüm cezaları yerine getirilmez. Bu durumda olanlar hakkında tabi oldukları kanunlardaki infaz hükümleri aynen uygulanır” hükmünü taşımaktadır.

09.08.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4771 sayılı Yasanın 4928 sayılı Yasa ile değişik ve 5218 sayılı Yasanın 1. maddesi ile mülga olan 1. maddesi “A) Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hâllerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, 1.3.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu, 7.1.1932 tarihli ve 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun ile 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu ile 4533 sayılı Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Kanununda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

Şu kadar ki,

a) Türk Ceza Kanununun 47, 50, 51, 55, 58, 59, 61, 62, 64, 65, 66, 102, 112, 451, 452, 462 ve 463 üncü maddeleri ile 7.11.1979 tarihli ve 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin idam cezasına ilişkin hükümleri,

b) Türk Ceza Kanununun 17 nci maddesi ile 13.7.1965 tarihli ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 19 ve Ek 2 nci maddelerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ölüm cezalarının yerine getirilmemesine karar verilenlere ilişkin hükümleri,

Saklıdır.

B) Bu Kanun hükümlerine göre idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülenler hakkında Türk Ceza Kanununun 70, 73 ve 82 nci maddelerinde öngörülen süreler iki kat, terör suçluları hakkında üç kat olarak uygulanır.

Bu Kanun hükümlerine göre idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülen terör suçluları hakkında Cezaların İnfazı Hakkında Kanun ile 12.4.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun şartla salıverilmeye ilişkin hükümleri uygulanmaz. Bunlar hakkında müebbet ağır hapis cezası ölünceye kadar devam eder” biçimindedir.

16.07.1965 tarihinde yürürlüğe giren Mülga 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 19. maddesi de “(1712 s.K. ile değişik) (3267 s. K. İle değişik 1. fıkra) (değişik ibare 14.07.2004-5218/1-E s.K.) Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 25 yıllarını; müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 20 yıllarını; diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalara mahkum edilmiş olanlar hükümlülük süresinin ½'ni; çekmiş olup da Tüzüğe göre iyi halli hükümlü niteliğinde bulundukları takdirde, talepleri olmasa dahi şahsi şartla salıverilirler.

(3653 s.K. ile değişik) Tutuklu veya hükümlü iken firar edenler, firara teşebbüs suçundan veya cezaevi idaresine karşı ayaklanma suçundan mahkum edilmiş olanlar ile disiplin cezası olarak dört defa hücre hapsi cezası almış olanların yukarıdaki fıkra hükmünden yararlanabilmeleri için, bunlardan; (değişik ibare 14.7.2004-5218/1-E s.K.) ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına hükümlülerin 29 yıllarını, müebbet ağır hapse mahkum olanların 25 yıllarını, diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalara mahkum olanların ise hükümlülük sürelerinin 2/3'ünü çekmiş olmaları şarttır. Tutuklu veya hükümlü iken iki defa firar edenler, iki defa firara teşebbüs suçundan veya iki defa cezaevi idaresine karşı ayaklanma suçundan mahkum edilmiş olanların yukarıdaki fıkra hükmünden yararlanabilmeleri için, bunlardan; (değişik ibare 14.7.2004-5218/1-E s.K.) ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına hükümlülerin 32 yıllarını, müebbet ağır hapse mahkum olanların 28 yıllarını, diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalara mahkum olanların ise hükümlülük sürelerinin 3/4'ünü çekmiş olmaları şarttır.

Yukarıdaki nisbetlerin tayininde hükümlünün tutuklu kaldığı günler de hesaba katılır.

Şartla salıverilmeyi gerektirir mahiyette cezaevi idaresi tarafından verilen gerekçeli mütalaa, hükmü veren mahkemeye, hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa, hükümlünün bulunduğu yerdeki hükmü veren mahkeme derecesinde bulunan mahkemeye tevdi edilir. Mahkeme bu mütalaayı uygun görürse şartla salıverilme kararı derhal yerine getirilir.

Mahkeme şartla salıverilmeyi uygun görmediği takdirde gerekçesini kararında gösterir.

Bu karara karşı hükümlü, vekili, kanuni mümessili veya Cumhuriyet Savcısı tarafından acele itiraz yoluna başvurulabilir.

Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalarının bu Kanunun 8 inci maddesinin 1, 2 ve 3 üncü bentlerine göre infazına karar verilenler şartla salıverilmeden yararlanamazlar.

Şartla salıverilmiş olan hükümlüler hakkında şartla salıverilme süresinin sonuna kadar Türk Ceza Kanununun 28 inci maddesinin 3 ve 4 üncü fıkraları hükümleri uygulanır.

Şartla salıverme hükümlünün iktidarı nisbetinde şahsi hakları tazmin etmesi şartına talik edilebilir.

(Ek fıkra: 17/03/1982-2683/3 md.; Mülga fıkra: 06/06/1990 - 3653/3 md.)” şeklindedir.

01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun “koşullu salıverilme” başlıklı 107. maddesi “(1) Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir.

(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar yirmidört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.

(3) Koşullu salıverilme için infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre;

a) Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuzaltı,

b) Birden fazla müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuz,

c) Bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuzaltı,

d) Bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuz,

e) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla yirmisekiz,

Yıldır.

(4) Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının dörtte üçünü infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Ancak, bu süreler;

a) Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde kırk,

b) Birden fazla müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuzdört,

c) Bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla kırk,

d) Bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuzdört,

e) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuziki,

Yıldır.

(5) Koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır.

(6) Koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetim süresi, yukarıdaki fıkralara göre infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin yarısı kadardır. Ancak süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemez.

(7) Hükümlü, denetim süresinde, infaz kurumunda öğrendiği meslek veya sanatı icra etmek üzere, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında, ücret karşılığında çalıştırılabilir.

(8) Onsekiz yaşından küçük olan hükümlüler, denetim süresinde eğitimlerine, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir kurumda devam ederler.

(9) Hâkim, denetim süresinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklar edinebileceği çevrelerden uzak kalması ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya yanında çalıştığı kişilerle görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek hâkime verir.

(10) Hâkim, koşullu salıverilen hükümlünün kişiliğini ve topluma uyumdaki başarısını göz önünde bulundurarak; denetim süresinin, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmadan veya herhangi bir yükümlülük belirlemeden geçirilmesine karar verebileceği gibi, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasını veya belirlenen yükümlülükleri denetim süresi içinde kaldırabilir.

(11) Bir hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan gerekçeli rapor, hükmü veren mahkemeye; hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkemeye verilir. Mahkeme, bu raporu uygun bulursa hükümlünün koşullu salıverilmesine dosya üzerinden karar verir. Mahkeme, raporu uygun bulmadığı takdirde gerekçesini kararında gösterir. Bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.

(12) Koşullu salıverilen hükümlünün, denetim süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi hâlinde koşullu salıverilme kararı geri alınır.

(13) Koşullu salıverilme kararının geri alınması hâlinde hükümlünün;

a) Sonraki suçu işlediği tarihten itibaren kalan cezasının aynen,

b) (Değişik bend: 25/05/2005-5351 S.K./8.mad) Yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla takdir edilecek bir sürenin,

Ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir. Koşullu salıverilme kararının geri alınmasından sonra aynı hükmün infazı ile ilgili bir daha koşullu salıverilme kararı verilmez.

(14) Denetim süresi yükümlülüklere uygun ve iyi hâlli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır.

(15) Koşullu salıverilme kararının geri alınmasına;

a) Hükümlü geri kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilirse, hükmü veren ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi tarafından,

b) Hükümlünün bağlı tutulduğu yükümlülükleri yerine getirmemesi hâlinde koşullu salıverilme kararına esas teşkil eden hükmü veren ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi veya koşullu salıverilme kararını vermiş olan mahkeme tarafından,

Dosya üzerinden karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz yolu açıktır.

(16) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap, Dördüncü Kısım, "Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar" başlıklı Dördüncü Bölüm, "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar" başlıklı Beşinci Bölüm, "Milli Savunmaya Karşı Suçlar" başlıklı Altıncı Bölüm altında yer alan suçlardan birinin bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi

dolayısıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz” biçimindedir.

Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 06.04.2004 gün ve 2004/1-45 esas, 2004/85 sayılı kararında da açıklandığı üzere; görüldüğü gibi hiç de uzun sayılmayacak bir süre içerisinde ölüm ve müebbet ağır hapis cezaları ile bu cezaların yerine getirilmesi bakımlarından farklı hükümler taşıyan pek çok ayrı yasa yürürlüğe konulmuştur.

3713, 4616, 4771 ve 5275 sayılı Yasaların kendi içlerinde, bir bütün halinde ancak ayrı ayrı, hem maddi ceza hukukuna hem de cezaların yerine getirilmesine ilişkin hükümler taşıdığı açıkça görülmektedir. Bu olgu Yasa koyucunun aynı yasa içerisindeki maddi ceza hukuku ile infaza ilişkin düzenlemelerinin birlikte ele alınması gerektiği yönündeki amacını ortaya koymaktadır. Diğer bir anlatımla, Yasa koyucu tarafından bir yasayla yapılan şartla salıverilme süre ve koşullarına ilişkin düzenlemelerin, aynı yasadaki maddi ceza hukukuna ilişkin düzenlemeler nazara alınarak belirlendiği kabul edilmelidir. Bu nedenle 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve mülga 765 sayılı TCK’nın 2/2. maddesinin uygulanması bakamından yukarda değinilen Yasaların öngördükleri koşullar itibariyle somut olayda uygulanma alanı bulunup bulunmadığı öncelikle araştırılıp, hangi yasanın bir bütün halinde hükümlü veya sanık yararına olduğu belirlendikten sonra bu yasanın yine bir bütün halinde uygulanması gerekmektedir.

Somut olay açısından, mahkûmiyet hükmü tek bir ceza öngörmekte olup, bu da bir kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında hükümlü hakkında verilen bir kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının;

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunun geçici 1/a. maddesine göre; 10 yılını çekmek koşuluyla şartla salıverilecek,

Aynı Yasanın geçici 4/c maddesine göre; 20 yılını çekmek koşuluyla şartla salıverilecek,

4616 sayılı Kanunun 1. maddesine göre; ölüm cezalarının yerine getirilemeyeceğinin belirtilmesiyle yetinilmiş, yerine hangi cezanın uygulanacağına ise değinilmemiş olması karşısında; idam cezasının yürürlükte olduğu kabul edilip, anılan yasalardaki şartla salıverme süresi idam cezası için hesaplanıp, buna göre şartla salıverilecek,

4771 sayılı Yasaya göre; öngörülen istisnalar dışında idam cezası, müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüş ve cezaların içtimaı olanağı sağlanmıştır. Ancak, infaz statüsü belirlenirken, idam cezasından dönüştürülen müebbet ağır hapis cezasının çektirilme koşulları ağırlaştırılmış ve 647 sayılı Yasanın 19. maddesi hükmü uyarınca idam cezası TBMM tarafından yerine getirilmemesine karar verilenlerin koşullarına tabi kılınarak, 5218 sayılı Kanun ile vaki değişiklik de dikkate alınarak 25 yılını çekmek koşuluyla şartla salıverilecek,

647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanununun 5218 sayılı Kanunun 1. maddesinin E bendinin 3 numaralı alt bendi ile değişik 19. maddesine göre; 25 yıl üzerinden ve ayda 6 günlük indirim nedeniyle 20 yıl 1 günü çekmek koşuluyla şartla salıverilecek,

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107. maddesine göre; 30 yılını çekmek koşuluyla şartla salıverilecektir.

Bu açıklamalar karşısında; hükümlünün mahkûmiyetinin tek bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasından ibaret olması ve bu mahkûmiyete esas suçların, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunun geçici 4. maddesinde öngörülen suçlardan bulunmaması nedeniyle aynı Yasanın geçici 1/a. maddesinin hükümlünün lehine olduğunun kabulünde zorunluluk vardır.

Şu halde hükümlünün cezasının 3713 sayılı Yasanın geçici 1/a maddesi hükmü uyarınca infazı gerekmekte olup, Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin infazın 3713 sayılı Yasanın geçici 4/c maddesi uyarınca yapılması yönündeki 11.05.2009 gün ve 2009/114 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.05.2009 gün ve 2009/108 değişik iş sayılı kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Yukarıda açıklandığı üzere, Kanun Yararına bozma istemi her ne kadar, hükümlünün cezasının infazının 5218 sayılı Kanun ile değişik 647 sayılı Kanunun 19.maddesine göre yapılmasına dair gerekçesi yönünden yerinde değilsede, anılan kararların bozulmasını içeren sonuç talep yönünden yerinde bulunduğundan değişik gerekçeyle kabulü ile Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.05.2009 gün ve 2009/114 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.05.2009 gün ve 2009/108 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde takdir ve ifasına, yapılacak işlemlerin gerektirdiği süre ile hükümlünün infaz kurumunda geçirdiği müddete göre, 5237 sayılı TCK’nın 7/2. (765 sayılı TCK’nın 2/2.) maddesi uyarınca cezasının 3713 sayılı Yasanın geçici 1/a maddesi uyarınca infazı gereken süreyi doldurduğu belirlenmesi ve telafisi imkânsız zararların önüne geçilebilmesi açısından, hükümlü ...’nın bu mahkûmiyetinden TAHLİYESİNE, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 12.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2009/23394, K. 2010/4325, T. 12.04.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2009-23394-e-2010-4325-k-284e104e29f4