Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/5697 E. 2024/10375 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5697
Karar No
2024/10375
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1026 E., 2022/998 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 22. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/450 E., 2020/10 K. Taraflar arasındaki çalışmalarının Basın İş Kanunu kapsamında ve itibari hizmete tabi geçtiğinin tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının gazeteci olduğu, sayfa sekreteri olarak 1475 sayılı Kanun'a göre 21.05.2003 - 24.04.2008 tarihleri arası davalı nezdinde çalıştırıldığı, davacının görevinin sayfa sekreteri olarak 5953 sayılı Kanun'a göre çalıştırılması gerekirken davalılarca 1475 ve 4857 sayılı İş Kanun'a göre çalıştırıldığı, davacının taleplerini Beşiktaş Sosyal Güvenlik Merkezine yazılı olarak 21.06.2017 tarih ve 7937966 evrak no ile ilettiği ancak bu güne kadar 5521 sayılı Kanun'un 7. maddesinde belirtilen yasal sürede davacıya olumlu veya olumsuz herhangi bir yanıt verilmediği iddiasıyla davacının 21.05.2003 - 24.04.2008 tarihleri arasında davalılar nezdindeki çalışmalarının 5953 sayılı Kanun kapsamında ve 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi kapsamında itibari hizmet olarak kabul ve tespitine, belirtilen tarihler arasında 5953 sayılı Kanun kapsamında çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı şirketteki çalışmasının sona ermesinden 9 yıl sonra istemde bulunduğu, 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle karar verilemeyeceği, davacının yaptığı işin gazeteci olarak nitelendirilemeyeceği ve bu nedenle çalışmalarının 5953 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığı, davacının çalıştığı dönemde sarı basın kartı sahibi olmadığı, 506 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilen davalı için sigortalılık süresine itibari hizmet süresi eklenmesinin şartlarının gerçekleşmediği ve sigortalının çalışmalarının tamamının istisnasız olarak itibari hizmet süresine eklenemeyeceği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğu, itibari hizmet süresi zammından yararlanma koşullarının bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından; yasal mevzuat ve tüm dosya kapsamına atıfla davanın kabulüne, davacının, davalı Merkez Gazete bünyesinde geçen ve Kuruma 4857 sayılı Kanun kapsamında bildirimi yapılan tüm sürelerin 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanununa (Basın İş) tabi çalışma olduğunun ve 21.05.2003 - 24.04.2008 tarihleri arası 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesinin 1/a kapsamında hizmet akdiyle basın sigortalısı gazeteci olarak çalıştığının ve fark sigorta pirimlerinin davalı tarafından Kuruma ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle davacının sayfa sekreteri olarak yaptığını iddia ettiği işin niteliğinin fikir ve sanat eseri ortaya koyup koymadığının belirlenmesi gerektiği, sayfa sekreterinin görevinin gazete sayfasında yer alacak haberlerin dil bilgisi kurallarına uyup uymadığını denetleme, sayfa düzenlemesi, düzenlenen sayfaları kontrol etme gibi işler olduğu göz önüne alındığında sayfa sekreterinin fikir ve sanat işi yapmadığı, fikir ve sanat işini yapan kişinin görsel yönetmen olduğu, sayfa sekreterinin ise verilen talimatlar doğrultusunda sayfa düzenine uygun olarak haberlerdeki dil bilgisi hataları gibi düzenlemeler yapan işçi olduğundan fikir ve sanat işi yapmadığı, emsal Yargıtay kararında belirtildiği gibi "işin niteliğinin belirlenebilmesi için iletişim fakültelerinde görevli bilirkişiden bilirkişi raporu alınması" gerekirken emekli iş baş müfettişinden alınan bilirkişi raporu gerekçe olarak gösterilerek karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının sarı basın kartının bulunmadığı, İstanbul Valiliği Basın-Yayın ve Enformasyon İl Müdürlüğünün 16.11.2017 tarih ve 7444 sayılı yazısında, davacının ilk basın kartını 08.09.2011 tarihinde aldığı, halihazırda Sabah Gazetesi sayfa sekreteri unvanıyla 16.11.2016 tarihinde aldığı, 139856 numaralı basın kartına sahip olduğunun belirtildiği, davacı ilk basın kartını 2011 yılında almış olup öncesindeki çalışmalarının Basın İş Kanunu'na tabi olduğunun kabul edilemeyeceği, tek tanık olarak dinlenen ...'ın tarihe ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığı, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2018/5542 Esas 2019/6005 Karar 10.10.2019 tarihli kararında da belirtildiği üzere davacının iddia ettiği çalışmalarının kesintisiz bir biçimde itibari hizmetle çalışmayı haklı kılıp kılmadığı hususuna ilişkin yalnızca bir tanığın verdiği eksik bilgiler içeren ifadeyi ve iletişim fakültesinde görevli olmayan bilirkişinin hazırladığı bilirkişi raporunu gerekçe göstererek karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 21.05.2003 - 24.04.2008 tarihleri arasındaki hizmetinin davalı işyerinden (1) belge türüyle eksiksiz bir biçimde Kuruma bildirildiği, 01.10.2002 - 24.04.2008 tarihleri arasında davalı işyerinde çalışması bulunan tanık ...'ın beyanına göre davacının davalı işyerinde sayfa sekreteri olarak çalıştığı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 24.05.2017 tarih ve 2017/1055 Esas 2017/626 Karar sayılı kararının onanmasına dair Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 22.03.2018 tarih ve 2017/5256 Esas 2018/2750 Karar sayılı kararında "sayfa sekreterinin" 5953 sayılı Basın-İş Kanunu kapsamında ve 506 sayılı Kanun'un Geçici 5. maddesi kapsamında itibari hizmete tabi çalışma olduğunun tespitine karar verildiği, yine Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 14.10.2020 gün ve 2020/6845 Esas 2020/6067 Karar sayılı kararının da bu yönde olduğu, davacının Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında 5953 sayılı Kanun'un 1. maddesinde belirtilen işyerinde ve fikir ve sanat işlerinde çalışması nedeniyle 506 sayılı Kanun'un Ek 5 maddesi kapsamında itibari hizmet süresi zammından yararlanma hakkına sahip olduğu, davacının itibari hizmetten yararlanması için Kanun'a göre 212 sayılı Kanun ile değiştirilen 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetleri Düzenleyen Kanun kapsamına tabi olarak çalışması yeterli olup sarı basın kartına sahip olmasının zorunlu olmadığı, davacının davalı işyerinden bildirilen prim gün sayısının 1775 gün olması nedeniyle x0,25 formülüyle 444 gün itibari hizmet günü sayısının sigortalılık süresine eklenmesi gerektiği hususunun kararın infazında Kurumca gözetilebileceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuştur. C. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 21.05.2003 - 24.04.2008 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde geçen çalışmaların 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun (Basın İş Kanunu) kapsamında geçtiğinden itibari hizmet süresinden sayılması gerektiğinin tespitine ilişkindir. 1.İtibari hizmet süresi, ağır ve yıpratıcı işlerde çalışanların erken yıpranmaları nedeniyle daha erken emekli olabilmeleri için kanun koyucu tarafından belirlenmiş düzenlemelerden biridir. İtibari hizmet süresi fiilen olmayan ancak kanun koyucu tarafından verilen imkân nedeniyle varsayılan bir sürenin sigortalılık süresine eklenmesi şeklinde ortaya çıkmış ve 506 sayılı Kanun kapsamında düzenlenmiştir. 2.506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun Ek 5. maddesinde; Basın İş Kanunu kapsamında çalışan sigortalılardan, anılan Kanunu değiştiren 212 sayılı Kanun'un birinci maddesi kapsamına giren yerlerde çalışanlar ile Basın Kartı yönetmeliğine göre basın kartına sahip olmak suretiyle gazetecilik yaparken, kamu kurumlarına giren ve bu kurumlarda meslekleriyle ilgili görevlerde istihdam edilen sigortalılardan, basın müşavirliklerinde çalışanlarda her tam yıl için 90 günün sigortalılık süresi olarak ekleneceği; kesirlerin hesaplanmasında tam yıl 360 gün olarak alınacağı ve fiilen çalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılan gün sayısı x 0,25) formülünün uygulanacağı düzenlemesine yer verilmiştir. 3. Görüldüğü üzere Kanun hükmü ilgili maddelerde sayılı ve sınırlı olarak öngörülen hizmetin geçtiği yer, kapsamdaki işler / işyerleri ve kapsamdaki sigortalılar yönünden belli çalışma şartlarının tümünün gerçekleştiği durum için uygulama olanağı bulunmaktadır. 4.Buna göre, 506 sayılı Kanun bakımından, 212 sayılı Kanunla değiştirilen Basın İş Kanunu kapsamına tabi olarak çalışan sigortalılar ile Basın kartı yönetmeliğine göre basın kartına sahip olmak suretiyle gazetecilik yaparken, kamu kurumlarına giren ve bu kurumlarda meslekleriyle ilgili görevlerde istihdam edilen sigortalılar Ek 5. maddenin 1. bendi kapsamında itibari hizmetten faydalanabilecektir. 5. Basın İş Kanun'un 1. maddesinde, bu Kanun hükümlerinin Türkiye’de yayınlanan gazete ve mevkutelerle haber ve fotoğraf ajanslarında her türlü fikir ve sanat işlerinde çalışan ve İş Kanunundaki "işçi" tarifi kapsamı dışında kalan kimselerle bunların işverenleri hakkında uygulanacağı, bu Kanun'un kapsamına giren fikir ve sanat işlerinde ücret karşılığı çalışanlara gazeteci deneceği belirtilmiş, 2. maddesinde, birinci maddenin kapsamı içerisinde bulunup da Devlet, il ve belediyeler ve İktisadi Devlet Teşekkül ve kurumlarıyla sermayesinin yarısından fazlası bu teşekküllere ait şirketlerde istihdam edilen memur ve hizmetliler hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür. 6.Ayrıca belirtilmelidir ki 20.04.1994 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 1 inci maddesine göre amacı, radyo ve televizyon yayınlarının düzenlenmesine ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin esas ve usulleri belirlemek olan 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun “Radyo ve Televizyon Kuruluşlarının Haber Birimlerinde Çalışanlar” başlığını taşıyan 38. maddesinde, radyo ve televizyon kuruluşlarının haberle ilgili birimlerinde çalışanların da 5953 sayılı Kanun'a tabi oldukları açıklanmış olup, bu Kanunun yürürlükten kaldırılmasından sonra 03.03.2011 tarihi itibari ile yürürlüğe girmiş olan 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un "Haber birimlerinde çalışanlar" başlıklı 23. maddesinde de medya hizmet sağlayıcılarının haber birimlerinde çalıştırılacak basın kartlı personelin Basın İş Kanuna tabi olduğu belirtilmiştir. 7.Anlaşılacağı üzere Kanun koyucu tarafından Basın İş Kanunu kapsamına tabi olarak çalıştırılanlara itibari hizmet süresi hakkı tanınmış olmakla birlikte, bu haktan yararlanma “Her türlü fikir ve sanat işlerinde çalışma” koşuluna bağlanmıştır. Anılan kavram, gazetecilik mesleğinin yerine getirilmesine ilişkin olarak ve doğrudan doğruya ilgili alanlarda çalışmayı ifade etmekte olup, buna göre, yazar, muhabir, editör, redaktör, düzeltmen, çevirmen, sayfa sekreteri, fotoğrafçı, kameraman, ressam, karikatürist vb. çalışanların, bu meslekle doğrudan doğruya ilgili olduklarından gazeteci olarak kabul edilmeleri gerekmekte, buna karşın, aynı tür işyerlerinde teknik sorumlu, şoför, sekreter, muhasebe elemanı, satış, pazarlama vb. işlerde çalışanların ise söz konusu Kanuna tabi gazeteci olarak değerlendirilmeleri olanaklı görünmemektedir. 8. 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun bakımından ise radyo ve televizyon kuruluşlarının haberle ilgili birimlerinde çalışma kavramının, haberin oluşumuna doğrudan katkı sağlama olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre haber müdürü, editör, prodüktör, muhabir, foto muhabiri, haber spikeri, haber kameramanı vb. çalışanların Basın İş Kanuna tabi oldukları belirgin ise de uplink görevlisi, şoför, diğer teknik ve idari personel, vb. çalışanların, haberin oluşumuna doğrudan katkısı olmadıklarından kapsam dışı tutulmaları zorunludur. 9.Bu bağlamda hizmet akdine tabi çalışmaların Basın İş Kanunu ve 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi kapsamında olduğu iddiasına dayalı davalarda; hizmetlerin geçtiği iş yerinin kapsam ve kapasitesi ile gerçekleşen çalışmanın niteliği irdelenmeli, bu bakımdan iş yeri hakkında, öncelikle Kanun kapsamına alınıp alınmadığı hususu ile itibari hizmet kapsamında olup olmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumunca veya İş Müfettişlerince denetim yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, iş yerinde itibari hizmete tabi olarak bildirim yapılan kişilerin varlığı ile birlikte, davacının nerede, iş yerinde hangi bölümde, ne surette çalıştığı, tüm bilgi ve belgeler ile bordrolu tanıklar dinlenildikten sonra net olarak belirlenmelidir. Çalışmanın Basın İş Kanunu kapsamına girip girmediği hususunda, davacının yaptığı işin fikir ve sanat işi niteliğinde olup olmadığının tespitinde iletişim fakültelerinde görevli bilirkişi yada bilirkişi heyetinden rapor alınarak, dinlenilen bordrolu tanıklar ile davacı hakkında iş yerinde tutulan tüm belgeler ve kayıtlar dikkatle incelendikten sonra, sonucuna göre bir karar verilmeli, ulusal veya yerel televizyon veya radyolarda geçtiği iddia edilen çalışmalar bakımından da haberle ilgili birimlerinde ve haber program kayıtlarına ilişkin cd çözümleri ile birlikte RTÜK kayıtlarının istenmesinden sonra yapılan işin fikir ve sanat işi niteliğinde olup olmadığı tespit edilmeli ve 30.09.2008 tarihinden önceki çalışmalar yönünden 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "...Fiilen çalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılan gün sayısı x 0.25) formülü uygulanır." hükmü ile Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.2000 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 18.02.2000 gün ve 1997/1 Esas - 2000/1 Karar sayılı kararında, itibari hizmet süresinin, salt sigortalılık süresine eklenmesi gerekeceği, ayrıca bu sürenin fiili prim ödeme gün sayısına eklenmesinin söz konusu olamayacağına ilişkin kararı dikkate alınmalı, basın kartının varlığına ilişkin koşul da araştırılmalı ve oluşacak sonuca göre infaza elverişli şekilde bir karar verilmelidir. 10. Eldeki davada, 08.09.2011 tarihinden itibaren basın kartı sahibi olan davacının sayfa sekreteri olarak çalışmalarının geçtiği iddia edilmekte olup başka herhangi bir delil bulunmaksızın tek tanık beyanı ile istem hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle davaya konu 24.04.2008 tarihinden önceki dönemde hangi işlerle ve nerede çalıştığının tespit edilmeli ve özellikle davalı iş yerinde hangi bölümünde çalıştığı olgusu üzerinde durulmalı, buna göre öncelikle bordrolu tanıkların varlığının araştırılması ve iddia konusu dönemde davacının fiilen yaptığı işin belirlenmeli, bu yönde davacı hakkında kayıtların varlığı gerek RTÜK ve gerekse davalı iş yerinden araştırılmalı, davacının adının geçtiği gazete nüshaları bulunup bulunmadığı belirlenmeli ve 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi kapsamında çalışmalarının geçip geçmediği hususunun netleştirilmesi gereklidir. 11.Öte yandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü öngörülmüş olup 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesinin 3. fıkrasının "...Fiilen çalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılan gün sayısı x 0,25) formülü uygulanır.” hükmü gereği, davacının tespit edilen günlerinin x 0,25 formülüyle hesaplanan itibari hizmet süresinin sigortalılık süresine eklenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm altına alınan tarihlerin zikredilmesiyle yetinilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 12. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/5697, K. 2024/10375, T. 05.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-5697-e-2024-10375-k-ee419367cd34