Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/15896 E. 2025/10421 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/15896
Karar No
2025/10421
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2019/101 E., 2019/336 K. Taraflar arasında görülen rücuan alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı Kurum ve davalı TEDAŞ vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, 08.09.2002 tarihinde meydana gelen iş kazasında yaralanan sigortalıya yapılan geçici iş göremezlik ve tedavi giderlerinin tahsilini talep etmiştir. Mahkemenin birleşen 2012/604 Esas sayılı dosyasında aynı kaza nedeniyle sigortalıya bağlanan gelirin tahsili istenilmiştir. Davacı Kurum tarafından TEDAŞ aleyhine açılan Mahkemenin birleşen 2014/144 Esas sayılı dosyasında aynı kaza nedeniyle sigortalıya ödenen gelir, geçici iş göremezlik ve tedavi giderinin tahsili talep edilmiştir. II. CEVAP Davalılardan ... Elektrik Tic. Ltd. Şti. vekili Ulubey Asliye Hukuk (İş) Mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde özetle; Ulubey Uşak Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/9 Esas sayılı dosyasından yaptırılan bilirkişi incelemesinden müvekkili şirketin 4/8 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş ise de işbu rapora taraflarınca itiraz edildiğini ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Birleşen Mahkememizin 2014/144 Esas sayılı dosyasında davalı Tedaş vekili, özelleştirme işlemi öncesi müvekkili Kurum ile ..... Elektrik Dağıtım A.Ş. arasında 24.07.2006 tarihinde imzalanmış olan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin özelleştirme işleminden sonra da taraflar arasında geçerliliğini sürdürdüğünü, sözleşmenin 7. maddesinde belirtilen 3. kişi kriterinin iş bu davada uygulama alanı bulamadığını, dava konusu olayın her ne kadar İşletme devir Sözleşmesinin imzalanmasından önce meydana gelmiş olsa da dava dışı taşeron firmanın işçisi konumunda olduğunu, dolayısıyla davanın ... sorumluluğunda olduğunu, tazminat bedelinden sorumluluğun .... ait olduğunu, davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davaya ilişkin sorumluluğu kabul etmediklerini bildirerek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2016 tarihli ve 2013/348 E. 2016/110 K. sayılı kararıyla; dava ve birleşen davaların kısmen kabulüne, 9.720,06 TL ilk peşin sermaye değerli gelirin tahsis onay tarihi olan 26.07.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan/birleşen dosya davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı kuruma ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,4.523,67-TL geçici iş göremezlik ödeneğinin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan/birleşen dosya davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı kuruma ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 6.729,12 TL tedavi giderinin sarf tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan/birleşen dosya davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı Kuruma ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkeme kararına karşı davacı Kurum ve davalı TEDAŞ vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 06.02.2019 tarihli ve 2019/592 E. 2019/770 K. sayılı ilamında; dosyadaki yazılara toplanan delillere göre, davalı TEDAŞ’ın tüm, davacı Kurumun sair temyiz itirazlarının reddi ile davalı işveren yönünden 506 sayılı Kanun'un 10. madde koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece, asıl dava ve birleşen davaların kısmen kabulüne, 10.260,00 TL ilk peşin sermaye değerli gelirin tahsis onay tarihi olan 26/07/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte asıl ve birleşen dosyalar davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı kuruma ödenmesine (davalı ... Elektrik İnşaat ve Tic. Ltd. Şti. dışındaki davalıların sorumluluğunun 9.720,06 TL ile sınırlı tutulmasıyla davalı ... Elektrik İnşaat ve Tic. Ltd. Şti.'nin ise hükmedilen tüm tutardan sorumlu tutulmasına), fazlaya dair talebin reddine, 4.999,05 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte asıl ve bileşen dosyalar davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı kuruma ödenmesine (davalı ... Elektrik İnşaat ve Tic. Ltd. Şti. dışındaki davalıların sorumluluğunun 4.523,67 TL ile sınırlı tutulmasına, davalı ... Elektrik İnşaat ve Tic. Ltd. Şti.'nin ise hükmedilen tüm tutardan sorumlu tutulmasına), fazlaya ilişkin talebin reddine, 7.102,96 TL tedavi giderinin sarf ve tediye tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte asıl ve bileşen dosyalar davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı kuruma ödenmesine (davalı ... Elektrik İnşaat ve Tic. Ltd. Şti. dışındaki davalıların sorumluluğunu 6.729,12 TL ile sınırlı tutulmasına, davalı ... Elektrik İnşaat ve Tic. Ltd. Şti.'nin ise hükmedilen tüm tutardan sorumlu tutulmasına), fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. Dairemizin 06.12.2020 tarihli,2021/9324 Esas, 2020/15434 Karar sayılı kararı ile temyize konu tutarın temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla, anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulması miktar itibariyle mümkün bulunmadığından, davacı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davalı TEDAŞ vekili 10.05.2023 tarihinde kararı temyiz etmiş olup temyiz dilekçesinde; mahkeme kararının tebliğ edilmediğini, karardan haricen haberdar olmaları üzerine kararı temyiz ettiklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Somut dosyada yapılan incelemede; davacı Kurumun temyiz başvuru dilekçesinin 14.06.2021 tarihinde, yargıtay ilamının 22.12.2021 tarihinde TEDAŞ vekili Av. ... ..ner'e tebliğ edildiği, gerekçeli kararın tebliğ edilmek üzere Av. ... .. 23.06.2021 tarihinde gönderildiği ancak tebliğin yapılamadığı, ... PTT Müdürlüğü tarafından tebligatın kabul işleminin yapılmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla; davalı TEDAŞ vekiline mahkeme kararı tebliğ edilememiş olduğundan temyiz talebinin ve maddi hatanın kabulü ile Dairemiz 2021/9324 Esas, 2020/15434 Karar sayılı, 06.12.2021 tarihli ilamının kaldırılmasına 1.Davacı Kurum temyizi yönünden; 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8. maddesinin 1. fıkrasına göre karar tarihi itibariyle iş mahkemelerinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları hariç miktar veya değeri bin lirayı geçmeyen davalar hakkındaki nihaî kararlar kesindir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında, HUMK’nın 427. maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği belirtilmiştir. 1 Ekim 2011 tarihinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) yürürlüğe girmiş, anılan Kanunun 450. maddesiyle de 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ek ve değişiklikleriyle birlikte tümü yürürlükten kaldırılmıştır. Bununla birlikte yasa koyucu uygulamada birtakım sorunların ortaya çıkmasını engellemek için, Hukuk Muhakemeleri Kanununda geçiş hükümlerini ayrıca düzenlemiştir. Bu bağlamda 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesinde, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2004 tarih ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı açıkça düzenlenmiştir. 16.07.1981 gün ve 2494 sayılı Kanun'un geçici maddesi ile temyiz ve karar düzeltme sınırlarına ilişkin değişikliklerin, Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra verilecek nihai kararlara yönelik temyiz ve karar düzeltme istemleri hakkında uygulanacağı belirtilmiş; dolayısıyla, dava hangi tarihte açılmış olursa olsun, temyiz ve karar düzeltme sınırlarının saptanmasında, hakkında bu yollara başvurulan hükmün verildiği tarihteki yasal durumun esas alınacağı kabul edilmiştir. Temyiz kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde temyiz (kesinlik) sınırının saptanmasında alacağın tamamının gözetilmesi, tümü dava konusu yapılan bir alacağın kısmen kabulünde ise temyiz (kesinlik) sınırının belirlenmesinde kabul ve reddedilen miktarların esas alınması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununu Geçici 3. maddesi gereğince 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427. maddesi hükmü gereğidir. 21.07.2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak, öngördüğü istisnalar dışındaki hükümleri yayım tarihinde yürürlüğe giren, 14.07.2004 tarih ve 5219 sayılı "Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ve ayrıca 5236 sayılı Kanun; katsayı artışı da uygulanmak suretiyle bu kanunların yürürlük tarihinden sonra yerel mahkemelerce verilen hükümler yönünden 2019 yılı için 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427. maddesindeki temyiz (kesinlik) sınırını 3200 TL olarak değiştirmiştir. Somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla, anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulması miktar itibariyle mümkün bulunmadığından, davacı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir. 2.Davalı TEDAŞ vekilinin temyiz talebi yönünden; Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davacı Kurum ve davalı TEDAŞ vekillerinin tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı Kurum vekilinin temyiz talebinin kesinlikten REDDİNE, Davalı TEDAŞ vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/15896, K. 2025/10421, T. 23.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-15896-e-2025-10421-k-e8d395a20dde