Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/9134 E. 2023/9553 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/9134
- Karar No
- 2023/9553
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/69 E., 2022/182 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasında Mahkemede görülen hizmet tespiti davasında davanın kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi tarafından Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemiz tarafından Mahkeme kararının yeniden bozulmasına karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili davacının davalıya ait işyerinde 15.11.1987-16.07.2006 tarihleri arasında askerlik süresi haricinde geçen çalışmalarının tespitini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Pozantı Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 13.04.2016 tarihli ve 2015/102 E-2016/153 K sayılı kararı ile "davanın kabulüne, davacının 15.11.1987 - 16.07.2006 tarihleri arası davalı iş yeri olan Topbaşlar Turizm San ve Tic A.Ş.'de hizmet sözleşmesine bağlı kesintisiz olarak çalıştığının, 15.11.1987- 16.07.2006 tarihleri arasında davacının 6220 gün hizmetinin Kuruma bildirilmemiş olduğunun tespitine" karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 27.03.2018 tarih ve 2016/14842 -2018/2925 sayılı kararında; Yapılacak iş, ihtilaf konusu dönemde çalışan bordro tanıklarının beyanlarına başvurmak, tanıkların davalı işyerindeki çalışmalarının tespiti açısından hizmet döküm cetvellerini getirtmek, ..., zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davacının işe giriş-çıkış tarihlerini kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlemek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir. Gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 10.10.2013 tarihli ve 2011/458 E-2013/336 K Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. C. 2'nci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 23.02.2021 tarih ve 2020/5394- 2021/2020 sayılı kararında; Davada somutlaşan olayda, dosya kapsamı değerlendirildiğinde, red kararının eksik inceleme-araştırma ve yanılgılı değerlendirme sonucu verildiği anlaşılmaktadır. O halde Mahkemece yapılacak iş; tanık beyanları arasındaki çelişki giderilmeli, dosyada mevcut dönem bordrolarından, bordro tanıkları resen seçilerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, aynı ve benzer işi yapan komşu işyerlerinin bordrolarından hizmetleri bildirilen ve işverenler ile bodrolu çalışanlar tespit edilerek dinlenilmeli, alacak davası dosyası değerlendirilerek, tanık beyanları karşılaştırılmalı, böylelikle, varlığı belirgin olan hizmet akdinin süresi tespit edilmelidir. Gerekçesiyle Mahkemece verilen karar bozulmuştur. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacının 15.11.1987 - 16.07.2006 tarihleri arası davalı iş yeri olan Topbaşlar Turizm San. ve Tic. A.Ş.'de hizmet sözleşmesine bağlı kesintisiz olarak çalıştığının, 15.11.1987-16.07.2006 tarihleri arasında davacının 6220 gün hizmetinin Kuruma bildirilmemiş olduğunun tespitine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili; tanık beyanlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davacının davasının reddi gerektiğini belirtilerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 86 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası hükümleridir. 3. Değerlendirme Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi ( dava hakkı ) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, ( o davada davacı sıfatının kime ait olacağı ) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, ... 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, ... 2000, s.288). Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Şu halde yapılması gereken iş; anılan Hukuk Genel Kurulu kararı çerçevesinde, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin ihyası için tasfiye memurluğu ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmeli, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucu beklenmeli, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar verilmelidir. Somut olayda; hakkındaki davada aleyhe hüküm kurulan davalı .... ve Tic. A.Ş.'nin ilgili ticaret sicilinden terkin edilip edilmediğinin araştırılması, terkin edildiğinin anlaşılması halinde bu durumda taraf ehliyeti bulunmayan adı geçen davalı şirket aleyhine karar verildiği anlaşılmış olmakla, davalı şirket hakkında ihya yapılması için yasal prosedür işletilmek suretiyle şirketin ihyasına ve şirkete tasfiye memuru atanmasına dair karar alındıktan sonra, usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve infazı mümkün olmayacak şekilde, karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 11.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.