Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11215 E. 2023/12954 K. – Hizmet Tespit
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/11215
- Karar No
- 2023/12954
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/213 E., 2023/310 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2019/508 E., 2022/260 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Karar davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nce istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, fer'i müdahil Kurum vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı nezdinde 14.09.2000 - 18.10.2010 tarihleri arasında çalışmışlığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Fer'i müdahil Kurum davaya cevap vermemiş vekili duruşmalarda davanın reddini savunmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 01.10.1996 tarihinde çıraklık okuluna kaydolanarak davalıya ait işyerinde 3308 sayılı Çıraklı Eğitim Kanunu kapsamında staj mahiyetinde çalışma yaptığını, öğrencilik dönemi çalışmalarının 30.09.1999 tarihine kadar devam ettiğini ve bu süredeki sigortasının Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yatırıldığını, çıraklık eğitim tamamlandıktan sonra davacının müvekkiline ait işyerinden ayrıldığını, davacının 24.09.2001 tarihinde dava dışı olan ... Oto Elektrik isimli işyerinde işe başladığını 2004 yılındın Eylül ayına kadar bu işyerinde çalışmaya devam ettiğini, daha sonra davacının başka bir şahısla ortak olarak dükkan açtığını ve bu işyerini de bir süre işlettikten sonra resmi olarak kapattığını, SGK kayıtlarından da görüleceği üzere 01.01.2008 tarihi ile SGK 4b kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak hizmetlerini devam ettirdiğini ve bu hizmetlerinin 22.10.2010 tarihine kadar sürdüğünü, 19.10.2010 tarihinde davalının yanında işe başladığını ve 31.03.2013 tarihine kadar çalıştığını, davalının davacının sigortasını tam ve eksiksiz olarak yatırdığını, 31.03.2013 tarihli ibranamede de davacının davalının yanında 19.10.2010-31.03.2013 tarihleri arasında çalıştığını açıkça beyan ettiğini, davacının davasını süresinde açmadığı için 5 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 14.09.1982 doğumlu olan davacının 01.10.1996 tarihinde ... Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğüne kayıt olduğu, 30.09.1999 tarihinde kalfa olarak mezun olduğu, 11.10.1999 tarihinde ustalık eğitimi için kayıt yaptırdığı, 20.08.2001’de usta olarak mezun olduğu, 21.08.2002 – 12.09.2002 tarihleri arasında askerlik yaptığı, davalı işveren adına tescilli ... sicil numaralı işyerinin 19.10.2010 tarihinde 5510 sayılı Kanun kapsamına alındığı, bu işyerinden davacı adına 19.10.2010 – 31.03.2013 tarihleri arasında çalışmanın Kuruma bildirildiği, 19.10.2010 – 31.03.2013 tarihleri arasında davalı işverene ait ... sicil numaralı işyerinde çalıştığını belirterek 31.02.2013 tarihinde ibraname imzaladığı, davacının 10.12.2007 tarihinde ... Ziraat Odası kaydının olduğu, 10.12.2007 tarihli giriş bildirgesi uyarınca 01.01.2008 tarihi itibariyle Tarım Bağ-Kur sigortalı olarak tescil olunduğu, 01.01.2008 – 22.10.2010 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesi kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalı olduğu, 18.12.2007 – 14.09.2010 arasında düzenli prim ödemelerinin olduğu, davacının oto elektrikçisi olarak 26.04.2007 – 26.06.2007 tarihleri arasında vergi mükellefi olduğu, davacı ...'nun ... vergi sicil numarası ile Oto Elektrikçisi olarak 26.04.2007 - 26.06.2007 tarihleri arasında vergi mükellefi olduğundan diğer bir ifade ile çalışma süresi kresintiye uğradığından 25.04.2007 tarihinden önce geçen ve tespiti talep edilen süreleri 25.04.2007 tarihinin yıl sonu olan 31.12.2007 tarihini takip eden 5 yıllık süre içerisinde tespit davası açılmadığından hak düşürücü süreye uğradığı, ... Bağ numarası ile 01.01.2008-22.10.2010 tarihleri arasında 2 yıl 9 ay 22 gün (1012 gün) 4/1.b.4 (Tarım Bağ-Kur) sigortalısı olduğundan bu sürelerin tespitinde hukuki yarar bulanmadığı, davacının vergi mükellefiyetinin sona erdiği 26.06.2007 tarihinden itibaren davacının davalı ...'ın işyerinde çalıştığına dair çalışma olgusunun ise tanık beyanları ile ispatlandığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davacının 26.06.2007- 31.12.2007 tarihleri arasında işçi olarak davalı iş yerinde çalıştığının tespitine, diğer dönemler bakımından talebin reddine karar verilmiştir. VI.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurmuştur. B.İstinaf Sebepleri: 1.Davalı vekilinin İstinaf Sebepleri Davacı işçinin davalı yanında çalışma iddiasını ispatlayamadığını, davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Fer'i Müdahil Kurum Vekilinin İstinaf Sebepleri Mahkemece verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacının müvekkil Kuruma sigortasız çalıştığına dair herhangi bir başvurusunun bulunmadığını, Mahkemece çelişkili olan tanık beyanlarının hükme esas alınmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilgi ve belgeler, tanık beyanları, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili; istinaf sebeplerini tekrarla temyiz talebinde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; davacının davalı nezdinde 14.09.2000 - 18.10.2010 tarihleri arasında çalışmışlığının tespiti istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrasıdır ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin 9 uncu fıkrasıdır. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. İlgili kanunlarda hizmet tespiti davasında ispat yönteminin ne şekilde olması gerektiğine dair herhangi bir açıklama bulunmadığından, kamu düzenine ilişkin bu tür davalarda taraflar her türlü delile dayanabileceği gibi mahkemece kendiliğinden araştırma ilkesine göre delil toplanabilir ve inceleme yapılabilir. Bu davaların kamu düzenine ilişkin olduğu da gözetilerek davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığı yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmelidir. Bu nedenle fiili çalışma olgusunun somut şekilde ispatlanabilmesi için sadece taraf delilleriyle yetinilmeyip mahkemece resen araştırma yapılmalıdır. Sigortalı hizmetin tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirmekte olup, bu niteliği gereği özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerekmektedir. Bu davaların kanuni dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası olup bu bentte “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilmeyen sigortalıların hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde Mahkemeye başvurarak hizmet tespiti isteyebilecekleri” açıklanmıştır. Anlaşılacağı üzere, çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın mevcudiyetini etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hak bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Söz konusu Kanun'un kabul edilip, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un 5 inci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup, hâlen geçerliliğini korumaktadır. İşe giriş bildirgesi düzenlenmediği veya düzenlenmesine karşın kanuni hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmediği, bu süre içerisinde Kuruma verilen dönem bordroları ile bildirimin yapılmadığı, sigorta primlerinin Kuruma yatırılmadığı, çalışmanın varlığı yönünde sigorta müfettişince herhangi bir saptamanın söz konusu olmadığı durumlarda, hizmetin varlığını ileri süren kişilerin hak düşürücü süre gerçekleşmeden yargı yoluna başvurması zorunludur. İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi, dört aylık sigorta primleri bordrosu, sigortalı hesap fişi vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması hâlinde artık Kanun'un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrasında yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir. Diğer taraftan, Kurum tarafından yapılan bir tespitin olması hâlinde de aynı kabul şekline ulaşılmaktadır. 3.Değerlendirme Dava hizmet tespiti davasıdır. Davacı 14.09.2000 - 18.10.2010 tarihleri arasında davalı iş yerinde hizmetlerinin tespitini talep etmektedir. Davacı oto elektrikçisi olarak 26.04.2007 - 26.06.2007 tarihleri arasında vergi mükellefidir. Davacı ayrıca 01.01.2008 - 22.10.2010 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısıdır. 26.04.2007 - 26.06.2007 tarihleri arasında vergi mükellefi olmasından dolayı davacının çalışmaları kesintiye uğramış olduğu, 25.04.2007 tarihinden önce geçen ve tespit talep edilen süreleri 25.04.2007 tarihinin yıl sonu olan 31.12.2008 tarihini takip eden 5 yıllık süre içerisinde tespit davası açılmamasından dolayı hak düşürücü süreye uğradığı, 01.01.2008 - 22.10.2010 tarihleri arasında davacının Tarım Bağ - Kur sigortalısı olduğundan bu sürelerin tespitinde hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle, davacının vergi mükellefiyetinin sona erdiği 26.06.2007 tarihinden itibaren, davalı iş yerinde çalıştığına dair çalışma olgusunun tanık beyanları ile ispatlandığı Mahkemece kanaat getirilmekle 26.06.2007 - 31.12.2007 arasında davacının davalı iş yerinde çalıştığının kabulüne karar verilmiş ise de; verilen karar eksik araştırma ve hatalı değerlendirmeye dayalıdır. Davacının 01.01.2008 - 22.10.2010 tarihleri arasındaki dönemde davalı yanında hizmet akdine tabi olarak çalışıp çalışmadığı araştırılmalı ve çalışması yoksa kabul edilen dönemin de hak düşürücü süreye uğrayacağının gözetilmemesi hatalı olup verilen karar bozmayı gerektirmiştir. VIII.KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.12.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi.