Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2013/18933 E. 2013/24193 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/18933
Karar No
2013/24193
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2013/1-2013/189 Dava, Alman rant sigortasına giriş tarihinin Türkiye’de sigorta başlangıcı olarak tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Kurum Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 05.11.2008 tarihinden itibaren 5510 sayılı Yasanın 4/I-a madde kapsamında sigortalı olan davacı, 10.08.2012 günlü borçlanma talebiyle Almanya’da geçen ev kadınlığı ve boşta geçen süreleri borçlanmak istemesi üzerine, 27.12.1976-17.09.1984 tarihleri arası 2.781 günlük süreye ilişkin olarak yapılan borçlanma tahakkuku, 13.09.2012 gün ve 14311693 sayılı ödeme yazısıyla davacıya 19.09.2012 tarihinde tebliğ edilmiş, ancak tebliğe rağmen yasal üç aylık süre içerisinde bir ödeme yapılmaksızın 02.01.2013 tarihinde eldeki bu dava açılmıştır. Öte yandan, ibraz edilen ikamet belgelerine göre, davacının 27.12.1976-17.09.1984 tarihleri arası dönemde ev kadını olarak Almanya’da ikamet ettiği; yine dava dosyası içerisinde yer alan 20.04.2009 günlü Alman Merciine ait yazısı ile eki sigorta durum listesine göre de, Almanya’daki 21.01.1980-14.09.1984 tarihleri arası çalışma süresine ait primlerin 30.10.1984 günlü kararla davacıya iade edildiği belirtilmektedir. Davacı, 27.12.1976 tarihi itibarıyla Almanya’da sigorta girişi yaptığını beyanla, Alman rant sigortasına giriş olan 27.12.1976 tarihinin Türkiye’de sigorta başlangıcı olarak tespitini istemiştir. Mahkeme, ev kadınlığı süresinin Alman rant sigortası kapsamı olup olmadığı konusunda bir araştırma yapmaksızın, yine, yurtdışı çalışmaların tasfiye durumunu irdelemeksizin ve bir borçlanma işlemini de usulünce sağlamaksızın, Alman rant sigortasına giriş tarihi olduğundan bahisle 27.12.1976 tarihinin, Türkiye’de sigorta başlangıcı olarak tespitine karar vermiştir. Mahkemenin hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık süresini düzenleyen 5510 sayılı Yasanın 38’inci madde hükmü; malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin başlangıcını; sigortalının, 5417, 6900, 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20’nci maddesi kapsamındaki sandıklara veya bu Kanuna tâbi olarak malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girdiği tarih olarak kabul edileceğini; kanunun uygulanmasında 18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların sigortalılık süresinin, 18 yaşının ikmal edildiği tarihte başlamış olacağını, bu tarihten önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin, prim ödeme gün sayısı hesabına dahil edileceğini öngörürken, Uluslararası Sosyal Güvenlik Sözleşme hükümlerini saklı tutmuştur. Öte yandan, Anayasamızın 90/son maddesi uyarınca, yöntemince yürürlüğe konulmuş Uluslararası sözleşmeler kanun hükmünde olduğu gibi, normlar hiyerarşisi yönünden uluslararası sözleşme kurallarına uygulamada yasal güç tanınmakta ve bu kuralların uygulanma önceliği de haiz bulunmaktadır. 10.04.1965 tarihli resmi gazetede yayımlanarak 01.11.1965 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin uzun vadeli sigorta kollarından olan “Malüllük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları(aylıkları)” başlıklı beşinci bölümde düzenlenen konuya ilişkin 29’uncu madde hükmü ise “Türk Sosyal Sigorta Mercii için aşağıdaki hususlar geçerlidir: … (4) Bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce bir Alman rant sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına girişi, Türk Sigortasına giriş olarak kabul edilir. ..” hükmünü öngörmüştür. Anılan Uluslararası sözleşme hükmü ile, sözleşme hükmünün düzenlendiği bölüm birlikte değerlendirildiğinde; bir kimsenin Türk sigortasına girmeden önce, sözleşme hükmü kapsamında,uzun vadeli sigorta kollarından olan malüllük, yaşlılık ve ölüm Sigortalarından Alman rant sigortasına girmiş bulunması halinde, rant sigortasına giriş tarihinin, Türk sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceğinin kabulü gerekir. Somut olayda, davaya konu yapılan ve rant sigortasına giriş olarak öngörülen 27.12.1976 tarihini de içeren 27.12.1976-17.09.1984 arası dönemin “Ev kadınlığı süresi” olması karşısında, anılan ev kadınlığı süresinin, yukarıda bahsedilen Uluslararası sözleşme hükmü kapsamında, uzun vadeli sigorta kollarından olan malüllük, yaşlılık ve ölüm Sigortalarından Alman rant sigortasına giriş niteliğinde bir sigortalılık süresi olup olmadığı usulünce araştırılmalıdır. Yapılacak araştırma neticesi, ev kadınlığı süresinin, Alman rant sigortası kapsamında bulunmadığının anlaşılması halinde, bu sefer Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin sigorta başlangıcına dair yukarıdaki sözleşme hükmünün uygulanmasını gerektirecek nitelikteki varsa başkaca rant sigortasına giriş tarihi belirlenmelidir. Bu belirleme yapılırken 20.01.1980-14.09.1984 tarihleri arası yurt dışı çalışma sürelerine ilişkin Alman primlerinin 30.10.1984 günlü kararla iade suretiyle tasfiye edilip edilmediği araştırılmalı ve tasfiye edildiğinin anlaşılması halinde, tasfiye edilen yurt dışı çalışma sürelerinin sigortalılık başlangıcında asas alınmasının mümkün olmayacağı gözetilmelidir. Böylece yapılacak araştırma ve inceleme neticesi olarak, Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin sigorta başlangıcına dair sözleşme hükmünün uygulanmasını gerektirecek nitelikte bir rant sigortasına giriş tarihinin belirlenebilmesi halinde, davacı tarafa yöntemine uygun şekilde verilecek mehille, belirlenen Alman Rant sigortasına giriş tarihini de içerecek şekilde ve dava tarihindeki şartlar çerçevesinde(çünkü 10.08.2012 günlü borçlanma başvurusu üzerine kurumca tahakkuk ettirilen borçlanma bedeli, tebliğe rağmen yasal üç aylık süre içerisinde haklı bir neden olmaksızın ödenmemiş olmakla geçersiz sayılması gerekecektir) yurt dışı borçlanması, 5510 sayılı Yasanın 4/1-a madde kapsamında öngörülen sigortalılık niteliğinde olmak üzere, usulünce sağlanmalı ve borçlanmanın varlığı halinde, sigorta başlangıcına hükmedilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 12.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/18933, K. 2013/24193, T. 12.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2013-18933-e-2013-24193-k-b75cc17ef56a