Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/9940 E. 2012/11480 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/9940
Karar No
2012/11480
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :256-170

Dava, 2926 sayılı Yasa kapsamında geçen sigortalılık süresinin tespiti ve yaşlılılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Dava, 2926 sayılı Yasa kapsamnda tescil edildiği tarih itibariyle, aynı zamanda 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olan davacının tescilinin ilk prim ödemesi yaptığı tarihi takip eden aybaşı olan 01.09.2003 tarihine çekilmesi nedeniyle 03.12.1994-01.09.2003 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, Mahkemece, uyuşmazlık konusu olan bu döneme ilişkin primlerin, Kurum tarafından niza çıkarılmaksızı,n 5458 sayılı Yasa kapsamında yapılandırılarak tahsil edilmesi nedeniyle, TMK 2. maddede düzenlenen dürüstlük kuralı gereği iptalinin mümkün olmadığı sonucuna varılmış ise de; Mahkemenin bu hükmü, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.

Dosya kapsamına göre, oda ve sicil kaydı bulunmayan davacının kamyonculuk işi nedeniyle 21.05.1990-02.12.1994 tarihleri arasında vergi kaydı bulunduğu, bu nedenle, vergi kaydı bulunan bu dönem bakımından, 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı kabul edildiği, yine, davacının 01.06.1993 tarihi itibariyle 2926 sayılı Yasa kapsamında re'sen sigortalılık tescilinin yapıldığı, re'sen tescil edilen tarihte 1479 sayılı Yasa kapsamnda sigortalı olduğu, bu nedenle Kurum tarafından tescil tarihi ilk prim ödemesini takip eden aybaşı olarak değiştirildiği anlaşılmaktadır.

Davada, öncelikle, davacının 21.05.1990 ile 02.12.1994 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı dolup olmadığının tespiti gerekmektedir. 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24’üncü ve 25’inci maddelerinde kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler, meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren zorunlu sigortalı sayılmış iken, anılan maddelerde 2229 sayılı Kanun ile yapılan ve 04.05.1979 günü yürürlüğe giren değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, kendi adına ve hesabına çalışma olgusu sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. Daha sonra, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunla değişik 1479 sayılı Kanunun 24’üncü maddesinin (1) numaralı bendinin (a) ve (h) fıkralarında, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların zorunlu sigortalı kabul edilebilmesi için, esnaf ve sanatkârlar gibi ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar yönünden vergi kaydı, gelir vergisinden bağışık olanlar yönünden kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı bulunma koşulu getirilmiş; anılan madde 22.03.1985 günü yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanunla bir kez daha değiştirilip kapsam genişletilerek, gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar (vergi kaydı bulunanlar) veya esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı bulunanlar ya da kanunla kurulu meslek kuruluşunda usulüne uygun kaydı olanlar zorunlu sigortalı olarak kabul edilmiş, anılan düzenleme 4956 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihine kadar geçerliliğini korumuştur. 4956 sayılı Kanunun 14’üncü maddesiyle değiştirilen hükümle zorunlu sigortalılık kapsamına yalnızca, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar alınmış, gelir vergisinden bağışık tutulanlar yönünden ise Esnaf ve Sanatkâr Sicili ile birlikte aynı zamanda kanunla kurulu meslek kuruluşuna yöntemince kayıtlı bulunma koşulları getirilmiştir.

Diğer taraftan önemle vurgulanmalıdır ki; ilgili vergi, kanunla kurulu meslek kuruluşu, esnaf ve sanatkârlar sicil memurluğu kayıtları zorunlu sigortalılığın dayanak belgeleri niteliğinde olup, anılan kayıtlara sahip kişiler yönünden ancak, “(diğer) sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalma” ve “herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma” olgularının birlikte gerçekleşmesi durumunda zorunlu sigortalılık söz konusu olabilir.Bu çerçevede, davacının bu dönemde 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olup olmadığı araştırılmalı,sigortalı olduğu sonucuna varılacak olursa, 2926 sayılı Yasanın 3. maddesi uyarınca, zorunlu Bağ-Kur sigortalılığına öncelik verilerek, çakışan 01.06.1993 ile 02.12.1994 tarihleri sürenin arası dönemin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.02.2007 gün ve 2007/21-73-71 sayılı Kararında da öngörüldüğü üzere "makul süreyi" aşmış olması karşısında; anılan zorunlu 1479 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmanın sona erdiği tarihten sonra, yeniden 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığın kabulü için; bu sigortalılık kapsamında, yeniden tescil veya prim ödemesi, ya da, ürün teslimatı yapılması halinde, prim ödeme veya tevkifat tarihini takip eden ay başından geçerli olmak üzere, yeniden Tarım Bağ-Kur sigortalılığının başlatılması gerekeceğinden; bu kapsamda, davacının 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalılık süresinin yöntemince araştırılması gerekmektedir.

Yeniden tescil, prim ödemesi veya tevkifatın yokluğunda zorunlu sigortalılıktan söz edilemeyeceği gibi, anılan sigortalılık niteliğine sahip olunmadığı döneme/sürelere ait prim borçlarının daha sonraki tarihlerde Kurumca hatalı olarak geriye dönük tahsil edilmesi sigortalılık niteliği bahşetmez.

HGK'nun 03.02.2010 tarih ve 2010/10-23 Esas ve 2010/59 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, sigortalılık şartları bulunmayan döneme ilişkin olan primler, Kurumun kendi hatası nedeniyle tahsil edilip uzun süre kullanıldıktan ve davacıya bu dönemler için sigortalı olduğu izlenimi verildikten sonra, yanlışlık farkedilerek sigortalılığın iptal edilmesi, TMK'nun 2. maddesinde düzenlenmiş bulunan dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmekte olup, anılan kanun gereğince, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorunda ise de, zorunlu sigortalılık şartları bulunmadığı halde, bu dönemlere ait Primlerin icra takibi sonucu tahsil edilmesi veya 06.03.1992 günü yürürlüğe giren 3780 sayılı Kanun ile 16.05.1997 tarihinde yürürlüğe giren 4247 sayılı Kanun hükümleri kapsamında primlerin ödenmesi bu kapsamda değerlendirilmekle birlikte, 5458 sayılı Yasa kapsamında hataen tahsil edilen primlerin bu kapsamda olmadığı kabul edilmelidir.

Bu açıklamalar ışığı altında dava değerlendirildiğinde; öncelikle, davacınn zorunlu Bağ-Kur sigortalılık süresi tespit edilerek, çakışmanın varolup olmadığı ve makul süreyi aşıp aşmadığı aştığı takdirde ise, uyuşmazlık dönemi bakımından, tevkifat, tescil talebi veya prim ödemesi olup olmadığı, yöntemince araştırılarak sonucuna göre yaşlılık aylığı koşullarının değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O hâlde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/9940, K. 2012/11480, T. 14.06.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-9940-e-2012-11480-k-786f8ae5dd04