Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/9672 E. 2012/8825 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/9672
- Karar No
- 2012/8825
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :770-952 Dava, hizmet süresinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın geçici 7/1. maddesi hükmünde, “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20'nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” düzenlemesinin yer alması ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun, giderek 79/10. maddesi olduğu kabul edilmelidir. 506 sayılı Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Dava konusu, somut olay incelendiğinde; davacı ... Konut Sitesi B-1 Blok apartmanı işyerinde bahçıvan olarak çalıştığı 17.7.1997- 4.6.2008 tarihleri arasındaki çalışmalarının sigortalı hizmet olarak tespitini talep ettiği,mahkemece davanın kabulü ile, 17.7.1997- 4.6.2008 tarihleri arasında davalı işyerinde fiilen çalıştığının tespitine karar verilmiştir. Davacıya ait hizmet cetveli incelendiğinde; uyuşmazlık konusu dönemde, davalı işyerinden veya dava dışı başka bir işyerinden bildirim yapılmadığı anlaşılmaktadır. Dava da dinlenen kat malikleri tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulmuş ise de; çalışma olgusu konusundaki yapılan araştırma, hüküm kurmaya yeterli değildir. Somut olayda; ...'un; davalı sitenin yöneticisi olduğunu, davacının sitede calıştığını, ancak belli bir çalışma saatinin olmadığını,davacının kendine ve yaşına göre mesaileri ayarladığını, düzenli bir iş akdi bulunmadığını, belli zamanlarda yaptığı işlere karşılık davacıya ödeme yaptıklarını, ayrıca davacının bu dönemlerde başka işlerde de çalıştığın belirtdiği dikkate alınarak,Mahkemece, öncelikle, davalı apartman yönetimine ait ihtilaf konusu dönemdeki karar ve işletme defterleri celp edilmeli, bordro tanıklarının beyanlarına başvurulmalı, dava konusu dönemde aynı yörede benzeri işleri yapan kişiler ile komşu bina sakinleri resen zabıta marifetiyle saptanarak, çalışmaların varlığı ve süresi yönünden bilgi ve görgülerine başvurulmalı, söz konusu ... Konut Sitesi B-1 nolu bloğun büyüklüğü,iş hacmi de araştırılıp, çalışmanın tam günü mü gerektireceği, yoksa part-time çalışmanın yeterli olup olamayacağı hususu araştırılmalı, toplanan tüm kanıtlar değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. Anılan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekili bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.05.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.