Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/9347 E. 2012/22401 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/9347
- Karar No
- 2012/22401
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2009/364-2012/124 Davacı, davalı ...’ın yöneticisi olduğu ... Apartmanında kapıcı olarak 09.06.1997-30.05.2008 tarihleri arasında geçen çalışmalarının sigortalı çalışma olarak tespitini istemiştir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulü ile davacının 09/06/1998-25/01/2005 tarihleri arasında 6 yıl, 7 ay, 16 gün, 09/03/2005-25/01/2007 tarihleri arasında 1 yıl, 10 ay, 15 gün ve 01/06/2007-01/09/2007 tarihleri arasında 3 ay süreyle hizmet akdine dayalı olarak davalı işyerinde çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-) Hüküm İş Mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesi hükmüne göre ise; İş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların, 8 gün içinde temyiz olunması gerekir. Hüküm, 22.03.2012 tarihinde davalı Apartman Yönetiminin vekilinin yüzüne karşı yöntemince tefhim edilmiş, ardından gerekçeli hüküm, davalı vekiline, 03.04.2012 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz ise, 05.04.2012 tarihinde gerçekleşmiştir. Şu duruma göre, davada 8 günlük temyiz süresi fazlası ile geçmiştir. O halde, 01.06.1990 gün ve 1989/3 E. 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı da göz önünde tutularak, davalı Apartman Yönetimi vekilinin temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden REDDİNE karar verilmelidir. 2-)5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Diğer taraftan, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. Bu tür davalarda davacının çalışmaları ile ilgili tüm belgeler davalı kurumdan; puantaj kayıtları ve ücret tediye bordrolarının asılları işverenden ve dava konusu dönem içerisinde davacı çalışmalarını Kuruma bildiren dava dışı işverenden getirtilmeli, iş bu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine davacı tarafından hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için davacıya delilleri sorulmalı; dava konusu dönemde farklı işyerinden Kuruma bildirilen çalışmaların gerçekliği araştırılmalı, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında; dava konusu somut olayda; davacının hizmet döküm cetvelinde hükümde dışlanan 25.01.2005-08.03.2005 tarihleri arasında ve 25.01.2007-31.05.2007 tarihleri arasında da dava dışı işyerinden bildirimlerin olduğu anlaşılmaktadır. Yine, davacı adına ... İnşaat isimli farklı ve dava dışı işyerinden 05.04.2005 işe giriş tarihli ve 04.04.2005 kurum varideli işe giriş bildirgesinin olduğu, ancak hizmet döküm cetvelinde bu işyerindeki çalışmaların olup olmadığının belli olmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre, dava konusu dönemde farklı işyerinden Kuruma bildirilen davacı çalışmalarının gerçekliğinin araştırılması, dava konusu dönemde bildirim yapılan bu işyerleri veya işverenler ile davalı Yönetim veya aynı apartmanda faaliyet gösteren başka işverenler arasında organik bağın bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir. Aynı zamanda davacının kuruma verdiği 04.06.2008 varideli dilekçesi ile yaptığı şikayet sonrasında kurum tarafından yapılan veya tespit edilen sürelerinin olup olmadığının da sorulması gerekir. Davacının çalışmaları bakımından ise;öncelikle çalışmasının sürekli olup olmadığı belirlendikten sonra kesinti ve buna göre hak düşürücü sürenin olup olmadığının belirlenmesi, kesinti yok ise çalışmaların geçtiği apartmanın kapasitesi, kaç daireden oluştuğu, apartmanın ısınmasının ne şekilde olduğu, davacının kalorifer yakma işini yapıp yapmadığı, kapıcılık hizmetlerinin hangi işleri kapsadığı, davacının tüm mesaisini apartmana hasredip hasretmediği, çalışmasının part-time olup olmadığı, bu işlerin günde kaç saatte yapılabileceği ve davacının ne zamandan itibaren bahsi geçen apartmanda ikamet ettiği hususlarında yeterince araştırma yapılması, çalışmanın niteliğinin ve süresinin tümü yönünden beyanda bulunabilecek davaya konu dönemde ve tarafsız olabilecek şekilde apartmanda ikamet edenler, komşu apartman sakinleri ve kapıcıları ile apartmana yakın bakkal gibi esnaf arasından belirlenecek tanıkların beyanına başvurularak her türlü kanıttan yararlanmak suretiyle, çalışma iddiası hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulması ve dinlenen tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu anlaşılmakla mahkemece bu çelişkilerin usulünce giderilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: 1- Davalı Apartman Yönetimi vekilinin temyiz dilekçesinin süre aşımı nedeniyle REDDİNE, 2- Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yönünden; Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.