Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/8020 E. 2012/21486 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/8020
- Karar No
- 2012/21486
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :2010/507-2012/138 Davacı, davalı şirket nezdinde 15.08.1995-26.02.2005 tarihleri arası ve 01.06.2006-23.09.2009 tarihleri arasında aralıksız çalıştığı iddia ile, kuruma bildirilmeyen çalışmalarının sigortalı çalışma olarak tespitini istemiştir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, davacının 1.10.2004 ila 24.2.2005 tarihleri arasında, 1.6.2006 ila 8.11.2006 tarihleri arasında her ay 30 gün süre ile davalı işveren ... Diş Sağlığı ve Teknik Hiz. Tic. Ltd Şti.'de asgari ücretle çalıştığının tespitine, fazla istemin reddine karar verilmiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi 1-)Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-)Davacı vekilinin temyiz talebine gelince; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Davaya konu somut olayda, davacı adına 10.01.2001 tarihli ve 09.01.2001 varideli işe giriş bildirgesinin uzun vadeli sigorta kollarından verildiği ve davacının 10.01.2001-31.07.2001 tarihleri arasında davalı şirketten bildirimlerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak, gelen kayıtlardan, davacının 01.10.2001-30.09.2004 tarihleri arasında Sakarya Eğitim Merkezinde eğitim gördüğü anlaşılmış olup, davacının aynı işyerinden bildirimleri olduğu da gözetilerek bu dönemdeki çalışmalarının 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu kapsamında olup olmadığı ve davacının Mesleki Eğitim kurslarına devam edip etmediği, günün hangi saatlerinde Mesleki Eğitim gördüğü ve davalı işyerindeki çalışmaları ile birlikte yürütülüp yürütülemeyeceği hususlarında araştırma yapılmalı, bu kapsamda davacının sürekli işyerinde çalışmaları mevcut ise ve davacının üretime yönelik olarak işyerinde çalışmaya katılması durumunda bu çalışmalarının da -506 sayılı Yasanın 60-g maddesi gözetilerek- prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi mümkün bulunduğu gözetilerek Mahkemece talep edilen sürelere ilişkin olarak işveren nezdindeki tüm belgeler getirtilmeli; işbu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden, imzanın kendisine aidiyeti sigortalı tarafından kabul edilenler ile inkâr edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine sigortalıca hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanmalı; bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince yeterince araştırılmalı; o dönemde sigortalı ile birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ile aynı yörede komşu ve benzeri işleri yapan başka işverenler ile bu işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, yargılama aşamasında dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, işyerinin kapsamı kapasite ve niteliği nazara alınmalı, böylece, bu konuda yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 12.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.