Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/7234 E. 2012/13923 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/7234
- Karar No
- 2012/13923
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :343-823 Dava, yaşlılık aylığı artış oranlarının hatalı belirlenmesi sonucu, eksik ödenen yaşlılık aylıklarından doğan fark yaşlılık aylıklarının ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı vekili, davacının 80134121 emekli tahsis numarası ile davalı Kurumdan yaşlılık aylığı aldığını, 2002/4847 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ve 29.12.2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5565 sayılı Yasanın 30. maddesinin 6. bendi uyarınca " Kurumdan aylık almakta olanlara 2006 yılı için 5454 sayılı Yasaya göre yapılan yıllık kümülatif artış oranı ile aynı dönemde memur aylıklarında husule gelen katsayıların yükseltilmesi suretiyle yapılan kümülatif artış oranı arasındaki farkı telafi edecek şekilde hesaplanacak fark tutarlarının, Temmuz-Aralık 2006 ayları ödeme dönemleri ile sınırlı olmak üzere bir defada Aralık 2006 ayı tutarına ilave edileceğinin belirtilmesine ve 2006 yılı enflasyon farkı 3.53 olduğu halde, 1.33 kabul edilerek eksik hesaplama ve dolayısı ile de eksik ödeme yapıldığını ileri sürmüş ve almakta olduğu yaşlılık aylığının zam farklarının davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın teknik konulardan olduğu, bu konuda mahkemece hesaplama yapılmayacağı, davacının verilen süre içinde bilirkişi ücretini yatırmadığı, dosyanın delil açısından tekemmül ettirilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu olayda öncelikle çözülmesi gereken husus, davacının iddiası yönünden bilirkişi incelenmesine gerek duyulup duyulmadığı, bir başka ifade ile bu yönde yapılacak değerlendirmenin genel ve hukuki bilgi niteliğinde olup olmadığı, buna bağlı olarak bilirkişi incelemesi için gerekli olan giderlerin yatırılması yönünde davacıya verilen kesin sürenin sonuçlarının söz konusu uyuşmazlıkta gözetilip gözetilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 266. (mülga HUMK 275) maddesi uyarınca “…Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.” Somut olayda, tahsis talep tarihindeki prim ödeme gün sayısı, prime esas kazanç tutarı ve sigortalılık süresine göre belirlenen yaşlılık aylıklarının, aylığın bağlanış tarihi ve salt ekonomik gerekçelerle yeniden düzenlenmesinin hukuken mümkün bulunmadığı değişik dönemlerde aylığa hak kazananlar arasındaki farklılıkların yasa koyucu tarafından oluşturulacak düzenlemelerle giderilmesinin mümkün bulunması gözetildiğinde bu yönde yapılacak değerlendirme, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi gereken bir konudur. HMK’nun 266. maddesi hükmü gereğince bu gibi konularda bilirkişi incelemesine gidilemez. Bu nedenle de bilirkişi incelemesi için gerekli giderler yönünden verilen kesin sürenin sonuçları söz konusu uyuşmazlıkta gözetilemez. Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda, bilirkişi incelemesine gerek kalmaksızın davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davacı tarafa bilirkişi incelemesi yapılması yönünde kesin süre verildikten sonra gerekleri yerine getirilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12.07.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.