Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/4447 E. 2012/21481 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/4447
Karar No
2012/21481
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2008/563-2011/943 Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. Maddesidir. Anılan Kanunun 6. Maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Dava konusu somut olayda; Mahkemece, davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile reddedildiği anlaşılmakta ise de; mahkemece, hatalı değerlendirme sonucu karar verilmiştir. Dosyadan, davacının dava dilekçesi ile 01.02.1999- 31.03.2002 tarihleri arasındaki sürelerinin sigortalı çalışma olarak tespitini talep ettiği, ancak yargılama sürerken, davalı Kurumun 01.02.1999- 31.12.2001 tarihleri arasındaki çalışmaları bakımından, davacının çalışmalarının işe giriş bildrigesi ve prim kesintisi yapılan bordrolar nedeniyle davalı Kurum tarafından kabul edilerek davacının hizmet döküm cetveline de yansıtıldığı, yargılama esnasında, davacı vekilinin 16.06.2010 tarihli celsede alınan beyanına göre 2002 yılı 1’inci dönemi bakımından davaya devam edildiği, bu şekilde davacının talebini daralttığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlık konusu, bu şekilde belirlendikten sonra, 2002 yılının ilk dönemi bakımından da dosyada, 2002 yılı Mart ayı bordrosunda, davacının işten ayrılış tarihinin açıkça 31.03.2002 olduğu, ve burada da yine, davalı şirket tarafından sosyal güvenlik primlerinin davalı kuruma ödendiği, 24.04.2002 kurum varideli belgede de davacının davalı işyerinden 31.03.2002 tarihinde ayrılışının davalı Kuruma bildirildiği, bu belge ile de, davacının ayrılış tarihinin doğrulandığı anlaşılmasına göre, davacının çalışmaları bakımından davanın kabulü yerine, reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 2- Kabule göre de; Mahkemelerce verilen hükümlerin Hukuk Muhakemeleri Yasasının 294 ve 297. maddelerinde tanımlanan unsurları taşıması ve “…taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi…” yönündeki hükümlerinin kararın yazımında dikkate alınması gerekli olup, Mahkemece verilen hükümde, davalılardan SGK’nın bir kısım süreler bakımından ihtilafı ortadan kaldırması nedeniyle, bu dönemdeki süreler bakımından karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerekirken, davanın tümden reddine karar verilmiş gibi anlaşılacak şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 12.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/4447, K. 2012/21481, T. 12.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-4447-e-2012-21481-k-8d1e710b5569