Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/3606 E. 2012/21473 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/3606
- Karar No
- 2012/21473
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No : 2009/185-2011/164
Dava, hizmet süresinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Kurum ve davalı ... İşletme Müdürlüğü vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-) 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74’üncü maddesinde, Medeni Kanun ile belirtilen hükümler saklı olmak üzere, hakimin her iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı bulunduğu, ondan fazlası veya başka bir şey hakkında karar veremeyeceği belirtilmiş, 01.10.2011 günü yürürlüğe girerek 1086 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26'ncı maddesinde de, hakimin, tarafların istem sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği açıklanmış olmakla, hukuk yargılamasına “istemle bağlılık” ilkesi egemen kılınmıştır. 2-)5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Somut olayda; davacı, dava dilekçesinde davalı işveren nezdinde 01.03.1981-30.04.1981 tarihleri arasında aralıklarla 42 gün çalıştığını, iddia ederek, bu sürenin tespitini talep etmiş,ancak bahsettiği aralıkların hangi tarihlerde olduğunu belirtmemiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, Davacı ...'in 08/03/1981 – 29/04/1981 tarihleri arasında 53 gün asgari ücret karşılığında hizmet akdine bağlı olarak çalışmış olduğunun tespitine karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, Mahkemece; öncelikle davacının isticvap edilerek, çalışma dönemine ilişkin talebinin açık ve net tarihler olarak açıklattırılması; talep edilen dönem net olarak belirlendikten sonra, davacının, kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; puantaj kayıtları ve ücret tediye bordroları gibi işyeri kayıtlarının davalı kurumdan ve işverenden getirtilmesi; dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile, gerektiğinde, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak re’sen bilgi ve görgülerine başvurulması; tespiti istenen dönemde davalı işyerinde Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığının sorulması, inceleme yapılmışsa belgelerin getirtilmesi; yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliğinin nazara alınması; böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip karar verilmesi gerekirken,eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde karar verilmiş olması, isabetsizdir. 3-Kabule göre de; Mahkemece,verilen hükmün, davacının istemine ve temyiz eden kurum sıfatına göre kısmi kabul niteliğinde olduğu anlaşılmakla, avukatla temsil edilen davalı ... İşletme Müdürlüğü ve Kurum lehine, karar tarihi itibariyle yürürlükte olan tarife uyarınca red sebebinin ortak olduğu da gözetilerek tek vekâlet ücretine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi, usul ve yasaya aykırı olup,bozma nedenidir. Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum ve orman İşletme Müdürlüğü vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı ... İşletme Müdürlüğü'ne iadesine, 12.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.