Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/20202 E. 2012/25722 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/20202
- Karar No
- 2012/25722
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi No :2009/654-2012/108 Dava, hizmet tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7/1’inci maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı mülga 506 sayılı Kanunun 79’uncu maddesidir. Anılan Kanunun 6’ncı maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Davacı, davalı Kurum müfettişinin 07.03.2008 gün 14 sayılı raporu sonucunda davalılardan işveren şirket tarafından süresinde bildirimi yapıldığı halde gerçek ve fiili çalışmaya dayanmadığı gerekçesiyle bir kısım hizmetlerinin iptal edildiği iddiasıyla; 01.01.2007 – 30.11.2007 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespiti ile aksine Kurum işlemlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme; davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamından davacının işyerinde yaptığı işin gerçekliği ile işyerinin kapsam ve niteliği anlaşılamamaktadır. Bu nedenle; özellikle davacıya ilişkin kısımlar olmak üzere müfettiş raporunun tümü davalı Kurumdan celbedilmeli; varsa ceza davası sonucu araştırılmalı; puantaj kayıtları, ücret tediye bordroları, hasta sevk kağıtları, yaptığı işe göre davacının isim ve imzasını taşıyan sevk irsaliyesi, posta ve kargo alındı makbuzları, fatura ve benzeri her türlü belge davalı işverenden celbedilmeli; ilgili ticaret odasından kapasite raporu ve ilgili vergi dairesinden muhtasar beyannameleri getirtilmeli; kapasite, üretim adedi, ciro, elektrik, su tüketimi ve makine parkına göre çalışması gereken sigortalı sayısı, gerektiğinde, alanında uzman tekstil mühendisi, mali müşavir ve hukukçudan oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınarak belirlenmeli; yargılama aşamasında dinlenen tanıkların sıfatlarına ilişkin belgeler temin edilmeli; davaya ve iptale konu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile, aynı yörede komşu ve benzer işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; böylece gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilerek takdir edilip, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. 2- 20.05.2006 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanununun 36’ncı maddesi hükmüne göre; ilgili kanunlarda yer verilmemiş olsa dahi, Kurumun taraf olduğu davalar, icra kovuşturmaları ile ilamların harçlardan müstesna olduğu olduğundan, davalı Kurumun harçtan sorumluluğuna karar verilemez. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 14.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.