Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/19271 E. 2012/21017 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/19271
Karar No
2012/21017
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :284-583

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01.07.1982 tarihinde 1 gün hizmet akdi ile çalışmış olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, ilâmda belirtildiği şekilde davanın kabulü ile davacının 01.07.1982 tarihinde 1 gün hizmet akdi ile çalıştığının tespitine karar vermiştir.

Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.

Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında, davacının, 1982 yılında gerçekleştiğini iddia ettiği çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğinin belirlenebilmesi amacıyla; davacının çalışmaları ile ilgili tüm belgelerin davalı kurumdan istenmediği görüldüğünden, özellikle ne zaman 506 sayılı Kanun kapsamında olduğu anlaşılamayan davalı işverene ait 29070 sigorta sicil numaralı işyerinin öncelikle nerede işlem gördüğünün tespiti ile davacının sicil dosyası ile işe giriş bildirgesinin aslı getirtilmeli akabinde dava dilekçesinde talep edilen tarihi kapsar aylık sigorta primleri bildirgeleri, ücret bordroları, dönem bordroları, aylık prim ve hizmet belgeleri, kurum müfettişleri tarafından yapılan teftişe ilişkin tutanaklar ve diğer kayıtlar celbedilmeli, davacı tarafından bildirilen ve kayıtlar dosya kapsamında bulunmadığından, bordro tanıkları olup olmadıkları anlaşılamayan tanıkların bordro tanığı sıfatına haiz olup olmadıkları tespit edilmeli, aksi durumda bu tanıkların beyanları ile yetinilmeyerek, davacının çalışmaları hakkında bilgi sahibi olabilecek, dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile gerektiğinde, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, sonradan dinlenen tanık beyanları ile daha önce dinlenen tanık beyanları arasında çelişki oluşması halinde, bu çelişki giderilmeye çalışılmalı, bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince araştırılmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.

Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 08.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/19271, K. 2012/21017, T. 08.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-19271-e-2012-21017-k-0cbd5351bd61