Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/16963 E. 2012/18524 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/16963
Karar No
2012/18524
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No :279-61

Dava, davacının SSK'dan aldığı yaşlılık aylıklarına prim borcu nedeniyle konulan hacizlerin kaldırılması, aksi kanaat oluşması halinde 1/3 oranında uygulanan haczin 1/4 oranında uygulanması istemine ilişkindir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir. Hükmün, tarafların avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1- Davalı Kurum tarafından davacının da kurucu ortağı ve temsil ve ilzama yetkili kişisi olduği bildirilen ortağı olduğu ... Amb ve İth Mad. AŞ'.nin Prim borcu nedeniyle başlatılan icra takibinden dolayı davacının SSK'dan aldığı yaşlılık aylıklarına konulan haczin kaldırılması talep edilmiş, mahkemece, davacının AŞ'nin temsil ve ilzama yetkili kişisi olarak prim borcundan sorumlu olması nediniyle, haczin kaldırılması isteminin reddine karar verilmiştir. a) Dava konusu haciz bildirisi, 29.07.2009 tarihli olup, davacının 2009 yılı ağustos aylığından kesinti yapılmaya başlandığı, dosyadaki 1998/364 takip sayılı ödeme emrinde borçlunun okunaksız olup, 6 adet takip dosyasının bu takip dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, takip evraklarında, davacı adına düzenlenen ödeme emrinin bulunup bulunmadığının belirsiz olduğu anlaşılmıştır. Davacının ortağı ve temsil ve ilzama yetkili kişisi olduğu şirketin prim borcundan dolayı, yaşlılık aylıklarından cebren tahsile geçmeden önce, 6183 sayılı Kanunun 55. maddesi hükmünde öngörülen bilgilerin tümünü içeren bir ödemeye çağrı yazısının, “ödeme emri” nin, tebliğ edilmesi yasal zorunluluktur. Bir başka ifade ile kamu alacağı için davacı hakkında bir “ödeme emri” çıkarılmadan haciz uygulanması ve diğer cebren tahsil yollarına başvurulması Kanuna aykırıdır. Bu nedenle öncelikle yapılacak iş, davacının yaşlılık aylıklarına konulan haczin dayanağı olan takip dosyalarından gönderilmiş ödeme emrinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, ödeme emri tebliğ edilmemiş ise, davacı hakkında kesinleşmiş bir takip bulunmadığından yapılan haciz işleminin yasal dayanağı bulunmadığından, haciz işleminin iptalinin yerinde olacağı açıktır. b)Davacı adına ödeme emri tebliğ edilmiş ve takip kesinleşmiş ise; Sosyal güvenlik, niteliği gereği kamu hukuku alanına girmekte olup, hayatın çeşitli sosyal riskleri karşısında topluma, insan onuruna yaraşır asgari yaşam düzeyi sağlamayı amaçladığından, ücretler ile, sigortalıların ve ölümleri durumunda hak sahiplerinin sosyal sigorta haklarının dokunulmaz olması sağlanarak, ücret ve sosyal sigorta yardımlarının olanaklı olduğu ölçüde, anılan kişilerin ellerine geçmesi ve kendileri ile geçimini sağlamak zorunda olduklarının gereksinimlerini sağlamaları için kanun koyucu tarafından bazı düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda; davanın yasal dayanağı olan, “Sigorta yardımlarının haczedilemeyeceği, yanlış ve yersiz ödemelerin tahsili” başlığını taşıyan, “Bu kanun gereğince bağlanacak gelir veya aylıklar ve sağlanacak yardımlar, nafaka borçları dışında haciz veya başkasına devir ve temlik edilemez.” hükmünü içeren 506 sayılı Kanunun 121’inci maddesinin birinci fıkrası, 06.07.2004 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanunun 17’nci maddesi ile değiştirilerek, anılan fıkraya “nafaka borçları” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve bu Kanunun 80’inci maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklar” ibaresi eklenmiş, böylelikle, Kuruma, alacakların 80’inci maddeye göre takip ve tahsilinde aylıklar üzerinde haciz işlemi uygulayabilme olanak ve yetkisi verilmiştir. Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 01.10.2008 günü yürürlüğe giren, “Devir, temlik, haciz ve Kurum alacaklarında zamanaşımı” başlıklı 93’üncü maddesinde de, sigortalıların aylıklarının, 88’inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile, nafaka borçları dışında haczedilemeyeceği hüküm altına alınarak kanun koyucu tarafından aynı yaklaşım sürdürülmüştür. Her kanun, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar ve bu tarihten sonra meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır. Bu kuralın doğal sonucu, kanunların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilememesi, eş deyişle geriye yürümemesidir. Kuralın istisnalarından birini, geçmişe etkililik konusunda ilgili kanunda açık hüküm bulunması oluşturduğu gibi, öğreti ve uygulamada, kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin kurallar ile yargılama hukukunu düzenleyen kanunların da geçmişe etkili olacakları, dolayısıyla, sözü edilen kuralın istisnaları arasında bulundukları kabul edilmekte olup, belirtilen yasal değişiklik, anılan istisnalardan herhangi birinin kapsamında bulunmamaktadır. Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı hakkında kesinleşmiş bir ödeme emri ve takip bulunup bulunmadığı belirlenmeli ve sonucuna göre haciz bildirisinin düzenlendiği 29.07.2009 tarihi itibarıyla yürürlükte olan, 5510 sayılı Yasa'nın 93. maddesine göre irdeleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendireme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O Halde, taraflar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm temyiz edenin sıfatına göre bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/16963, K. 2012/18524, T. 11.10.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-16963-e-2012-18524-k-2b937394350e