Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/15127 E. 2012/17613 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/15127
Karar No
2012/17613
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :610-705

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalılardan SGK Başkanlığı ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, davalılardan şirkete ait tekstil işyerinde makineci olarak 01.08.2006-27.05.2009 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, 01.08.2006-13.05.2009 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmiştir. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın geçici 7/1. maddesi hükmünde “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20'nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” düzenlemesinin yer alması ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun, giderek 79. madde olduğu kabul edilmelidir. Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneği olup, medeni (maddi) hukuktaki medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyetinin medeni usûl hukukunda büründüğü şekildir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 38’inci(6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 51) maddesinde davaya ehliyetin Medeni Kanun ile belirlendiği belirtilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 48’inci maddesi hükmüne göre tüzel kişiler hak ehliyetine sahiptirler ve dolayısıyla davada taraf olabilme ehliyeti de ancak, tüzel kişiliği bulunan yapılanmalar için geçerlidir. Tüzel kişiliğin son bulması ile artık eski tüzel kişinin taraf ehliyetinin de son bulacağı tartışmasızdır. Taraf ehliyeti kamu düzeni ile ilgili olduğundan hâkimin bu hususu re’sen göz önünde bulundurması zorunludur. 506 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi ile “işveren; ...sigortalıları çalıştıran... kişiler...” olarak tanımlanmış olup, hizmet tespitine yönelik davalarda, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesinde, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılmasında, bir başka deyişle, davanın sübutu, kanıtlama yükümlülüğü ve verilen kararın infazı açısından, işverene husumet yöneltilmesi zorunludur. Davaya konu somut olayda; Dairemizin 23.02.2012 tarihli dava dosyasının mahallline geri çevrilmesine dair ilamı sonucu; dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ...Tekstil İç Giyim'in, ...Çamaşır San. ve Tic. Limited Şirketi olduğu ve ortaklarının ise İstanbul Ticaret Odası bilgilerine göre ...ve ... olduğu, davanın ise ...Tekstil İç Giyim-...-... aleyhine açıldığı sabittir. 506 sayılı Kanunun 4.maddesi ile “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. ”Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. Hizmet tespitine yönelik davanın da işverene karşı açılması gerekir. Kaldı ki, anılan Yasanın 79/10. maddesine göre, bu tür tespit davalarının sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltmesi gerekir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "tarafta iradi değişiklik" başlıklı ve "Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir..." şeklinde ifade edilen 124. maddesinin 4. fıkrası da bu yöndedir. Anılan şirket hakkında davacı tarafından sunulan 15.10.2009 tarihli dilekçeye istinaden dahili dava dilekçesi tebliğ olunarak davaya teşmil edilip, davalı olarak katılımı sağlanıp göstereceği deliller de dikkate alınarak varılacak sonuca göre hüküm tesis etmek gerektiği dikate alınmalıdır. Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda; davanın doğru işverene yöneltilmesi ile yargılamanın devamı sağlanarak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalılardan SGK Başkanlığı ve ... vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ...'ye iadesine, 05.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/15127, K. 2012/17613, T. 05.10.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-15127-e-2012-17613-k-b8ffdc42bfea