Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/12116 E. 2012/23106 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/12116
- Karar No
- 2012/23106
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :2009/722-2012/141
Davacı, davalı şirket nezdinde 10.08.2006-15.08.2009 tarihleri arasında aralıksız çalıştığını iddia ile bu tarihler arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde 17.10.2006-5.4.2008 arasında ve 2.7.2008-15.8.2009tarihleri arasında davacının sigortalı çalıştığının tespitine karar verilmiştir. Hükmün, davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-)5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu tür davalarda, davacının çalışmaları ile ilgili tüm belgeler davalı Kurumdan; puantaj kayıtları ve ücret tediye bordrolarının asılları işverenden ve dava konusu dönem içerisinde davacı çalışmalarını Kuruma bildiren dava dışı işverenden getirtilmeli, iş bu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile, inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan, yine, davacı tarafından hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için davacıya delilleri sorulmalı; dava konusu dönemde farklı işyerinden Kuruma bildirilen davacı çalışmalarının gerçekliği araştırılmalı, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Eldeki davada Mahkemece; bir kısım süreler yönünden kabule karar verilmiş ise de, davacının kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi için yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Davacının çalışmalarının tespiti açısından, dinlenen tanıkların nitelikleri ve beyanları yetersizdir. Gelen dönem bordrolarında davalı işyerinde 3 kişinin çalıştığı anlaşıldığına göre, davacının çalışmalarını bilebilecek konumda olan bordrolu tanıklarından, yeterli sayıda kişi dinlenmemiştir. Diğer taraftan, davacının davalıdan aldığı malzemeleri yurtdışında sattığı iddiası da yeterince araştırılmamış olup; Mahkemece, davacının yurtdışı giriş ve çıkış kayıtları sorularak hangi tarihlerde gerçekleştiği ve davacının yutdışına çıkış sebebi araştırılmalı, bu kapsamda gerektiğinde biletlerin davalı adına mı yoksa kendi adına mı alındığı hususu araştırılmalıdır. Ayrıca, davalı yanında çalışan kayıtlara geçmiş diğer çalışanlar ile, aynı yörede komşu oldukları kollukça belirlenen ve benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, davacının yaptığı işin kapsamı ve niteliği nazara alınmalı, çelişkiler vaki olursa usulünce giderilmeli, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. 2-) Kabule göre de; Mahkemece verilen hükmün; davacının istemine ve temyiz eden kurum sıfatına göre kısmi kabul niteliğinde olduğu anlaşılmakla, avukatla temsil edilen davalı şirket ve Kurum lehine, karar tarihi itibariyle yürürlükte olan tarife uyarınca red sebebinin ortak olduğu da gözetilerek tek vekâlet ücretine karar verilmesi gerekmekte olup, aynı nedenle, yargılama giderlerinin de kabul ve reddedilen kısma göre davalılar arasında paylaştırılmaması ve yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalılar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalılardan ... Bujiteri İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye iadesine, 26.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.