Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/11518 E. 2012/23104 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/11518
Karar No
2012/23104
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :2011/500-2012/287 Davacı, davalı ... Yönetiminde kapıcı olarak 19.05.2009-17.05.2011 tarihleri arasında aralıksız geçen çalışmalarının sigortalı çalışma olarak tespitini istemiştir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın davanın kabulü ile davacının 19/05/2009 – 17/05/2011 tarihleri arasında davalı ... işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmiştir. Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu tür davalarda, davacının çalışmaları ile ilgili tüm belgeler davalı Kurumdan; puantaj kayıtları ve ücret tediye bordrolarının asılları işverenden ve dava konusu dönem içerisinde davacı çalışmalarını Kuruma bildiren dava dışı işverenden getirtilmeli, iş bu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile, inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan, yine, davacı tarafından hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için davacıya delilleri sorulmalı; dava konusu dönemde farklı işyerinden Kuruma bildirilen davacı çalışmalarının gerçekliği araştırılmalı, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, böylece, bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Davaya konu somut olayda; dosyadaki vergi kaydından, davalı apartmanın 08.09.2009 tarihi itibari ile faal olduğu anlaşılmaktadır. Davacının talebinin daha önceki bir tarihi kapsamakta olduğu anlaşıldığından, öncelikle, davalı apartmanın hangi tarihten beri işyeri olarak faaliyette bulunduğu, hangi tarihte yapı kullanma ruhsatı aldığı ve hangi tarihten beri, davacının ve apartman sakinlerinin apartmanda ikamet ettiği muhtarlık kayıtlarından sorulmalı, vergi dairesine davacı veya davacıdan önce başkası adına işçilik bildiriminin olup olmadığı sorulmalı, apartmanda, davacıya yapılan ödemeler ve apartman gider makbuzları gibi, kayıtlı belgelerin olup olmadığı, davacının çalışmalarının geçtiği apartmanın kapasitesi, kaç daireden oluştuğu, apartmanın ısınmasının ne şekilde olduğu, davacının kalorifer yakma işini yapıp yapmadığı, kapıcılık hizmetlerinin hangi işleri kapsadığı, davacının tüm mesaisini apartmana hasredip hasretmediği, çalışmasının part-time olup olmadığı, bu işlerin günde kaç saatte yapılabileceği hususlarında yeterince araştırma yapılması, çalışmanın niteliğinin ve süresinin tümü yönünden beyanda bulunabilecek davaya konu dönemde apartmanda ikamet edenler, komşu apartman sakinleri ve kapıcıları ile apartmana yakın bakkal, market çalışanı gibi esnaf arasından kolluk araştırması ile, belirlenecek tanıkların beyanına başvurularak her türlü kanıttan yararlanmak suretiyle, çalışma iddiası hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulması gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular üzerinde durulmadan, yazılı şekilde çelişkili hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalılar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 26.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/11518, K. 2012/23104, T. 26.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-11518-e-2012-23104-k-562c28b202da