Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/10997 E. 2012/26399 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/10997
- Karar No
- 2012/26399
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :789-277 Davacı, davalı apartman nezdinde 12.02.2007-30.09.2009 tarihleri arasında kapıcılık yaparak geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilâmda belirtildiği şekilde davacının davalı apartmanda 12.02.2007-30.09.2009 tarihleri arasında kısmi süreli olarak ve asgari ücretin ½’si oranında ücretle çalıştığının tespitine, fazla istemin reddine demek suretiyle, davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili ve davalı işveren vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında, davacının, 2007 yılından 2009 yılına kadar kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; toplanması gereken bütün delillerin toplanmadığı, davacının çalışmaların kısmi süreli olduğuna hükmedilip, hatalı şekilde bu kısmi çalışmanın ne kadar süre olduğu belirtilmeden, sadece asgari ücretin ½’si oranında ücretle çalıştığına karar verildiği ancak bunun infazı kabil olmayan bir tespit olduğu görüldüğünden, öncelikle davacı tarafından açılan işçilik alacakları dosyası kapsamında bulunan delillere dayanıldığından, bu dosyanın akıbeti araştırılmalı, yukarıda belirtilen şekilde anlatılmaya çalışılan kısmi süreli çalışmadan kastedilen çalışma süresinin ve bu süreye dayanak olan delillerin neler olduğunun belirtilmesi, davacının çalıştığını iddia ettiği aparmanın kapasitesi belirlenip, dava edilen dönemde davacı tarafından çalışma kapsamında hangi hizmetlerin, ne kadar günde, haftada veya ayda ne süre ile icra edildiği hususunda, davacının çalışmaları hakkında ... sahibi olabilecek, kuruma bildirim yapılmayan dava konusu dönemde aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler re’sen saptanarak, bu kişilerin beyanlarına başvurulmalı, bu şekilde hükmün yalnızca davalılar tarafından temyiz edildiği de nazara alınarak, davacının gerçek çalışma süresi tespit edilmeli, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca infazı kabil bir karar verilmelidir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin ve davalı işveren vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ... Apt. Yönetim Kurulu'na iadesine, 20.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.