Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/10889 E. 2012/13580 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/10889
Karar No
2012/13580
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :234-79 Davacı, aksi kurum işleminin iptalini ve 01.12.2011 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini istemiştir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, yurtdışında çalışmağa başlanılan 01.01.1983 tarihinin, sigortalılık başlangıcına esas alınması suretiyle, 01.12.2011 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, borçlanma talep tarihinden geriye gidilerek belirlenen 11.09.1985 sigorta başlangıcına göre ve 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılan 5.150 günlük sürenin 5510 sayılı Yasanın 4/I-b maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereğinden hareketle davanın reddine karar verilmiştir. Yurtiçinde sigortalılık kayıt ve tescili bulunmayan davacının, 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere davalı Kuruma 19.10.2011 tarihinde başvurarak, Fransa'da 01.01.1983-31.12.2008 tarihleri arasında geçen 5.150 günlük hizmetini 5510 sayılı Yasanın 4/I-b maddesi kapsamında borçlandığı, borçlanma bedelinin 03.11.2011 tarihinde ödendiği belirgindir. Anılan borçlanma üzerine davacının tescili 5510 sayılı Yasanın 4/I-b kapsamında yapıldığı anlaşılmaktadır. 1-Mahkemenin, 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılan borçlanma süresinin ve dolayısıyla aylığı bağlayacak kurumun 5510 sayılı Yasanın 4/I-b maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine yönelik kabulü yerindedir. 2- Ancak, sigorta başlangıcının 11.09.1985 olarak belirlenmesine ilişkin kabul ise hatalıdır. 3201 sayılı Kanunun, süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı başlıklı 5. maddesinde, Sosyal Güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılacağı; sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihinin, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürüleceği düzenlenmiş olup, 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Kanunun 79.maddesi ile eklenen son fıkra ile de sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülkelerdeki hizmetlerini bu Kanuna göre borçlananların, sözleşme yapılan ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarihin, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmayacağı vurgulanmış ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.03.2001 tarihli, 2001/232 Esas ve 2001/272 sayılı kararı ile sonrasında Dairemizin istikrar kazanmış uygulamalarında belirtildiği üzere, borçlanılan sürenin ilişkin olduğu çalışmaları Fransa’da geçen davacı hakkında, Anayasanın 90/son maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti ile Fransa Cumhuriyeti arasında bağıtlanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin "Bir işçi, Türk mevzuatına tabi olmadan önce Fransız Sosyal Güvenlik rejimlerinden birine tabi olmuşsa Fransız mevzuatına ilk tabii olduğu tarih, Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına ilk defa tabi olduğu tarih olarak kabul edilir." şeklindeki 30/1. maddesinin, bir atifet yasası olan 3201 sayılı Borçlanma Yasasının 5/son maddesi karşısında uygulamada önceliğinin bulunduğu, başka bir deyişle, anılan çalışmaları Fransa’da geçen ve Türkiye'de sigortalı çalışması bulunmayan davacıya, sözleşmenin diğer hükümleri uygulanmaksızın 30. maddesinin 1.bendinin uygulanmasının mümkün bulunduğu gözetilmemiştir. O halde yapılması gereken iş; davacının Fransa’da çalışmaya başladığı 01.01.1983 tarihinin sigorta başlangıcına esas alınması ve borçlanmaya konu sigortalılık süresinin 5510 sayılı Yasa’nın 4/I-b maddesi kapsamında(mülga 1479 sayılı Yasa) değerlendirilmesiyle, tahsis şartlarının varlığı yeniden araştırılarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 09.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/10889, K. 2012/13580, T. 09.07.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-10889-e-2012-13580-k-b59c96f286ee