Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/10775 E. 2012/26467 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/10775
Karar No
2012/26467
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2011/975-2012/245

Dava, ödeme emrininin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği gibi davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteğinin süresinde olduğu görülmüş; düzenlenen rapor ve dosya incelenmiş olup işin gereği düşünüldü, aşağıdaki karar tespit edildi: 5510 sayılı Kanun m.88 hükmüne göre; Kurumun süresinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. 6183 sayılı AATUHK m.58 uyarınca, Kurum alacakları yönünden tebliğ edilen ödeme emrine karşı açılacak davalar (7) günlük hak düşürücü süreye tâbidir. 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılan takip nedeniyle; borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline yönelik dava menfi tespit niteliğindedir. Maddede belirtildiği gibi “böyle bir borcun olmadığı”, “kısmen ödendiği” veya “zamanaşımına uğradığı” yönündeki iddialar dışında yeni ve ayrı bir itiraz nedeni ileri sürülemez. Ayrıca İİK m.72 hükmüne benzer bir düzenlemeye 6183 sayılı Kanunda yer verilmediğinden (7) günlük hak düşürücü süreyi geçiren borçlunun, sonradan menfi tespit davası açma olanağı bulunmamaktadır. Kanun koyucu, tahsili istenen alacağın kamusal nitelikte ve imtiyazlı oluşu nedeniyle; sürüncemede kalmaması, hızlı tahsil edilebilmesi için takibin kesinleşmesinden sonra, yeni ve ayrı bir menfi tespit davası açılması yönünde herhangi bir hüküm öngörmemiştir. Bu durumda takibin itiraz edilmeden veya dava açılmadan kesinleşmesi; yahut itirazın veya davanın hak düşürücü sürenin geçirilmesi ile reddine karar verilmesi hallerinde; kamu alacağı borçlusunun menfi tespit veya geri alım (istirdat) davası açabilmesi olanaksızdır. Ancak koşulları oluştuğu ve kanıtlandığı takdirde 5510 sayılı Kanun m.89 hükmüne dayalı olarak, açılacak dava ile ödenen primlerin, Kurumdan geri istenmesi mümkündür. Somut olayda davalı SGK Başkanlığınca, davacı aleyhine 2010/362 ve 363 sayılı takip dosyalarında, 1996/11 ilâ 1998/6 aylarına ait prim alacağı, eğitime katkı payı ve gecikme zamları alacağı talebiyle ödeme emri tebliğ edilmiştir. Davacı, dava dilekçesinde ödeme emrinin 4.11.2011'de tebliğ edildiğini belirtmiştir. Bu davayı ise (7) günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra, 2.12.2011'de açmıştır. Mahkemece, yukarıda belirtilen yasal sebepler gözetilmeden alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan maddi ve yasal olgular karşısında, mahkemece yapılacak iş; menfi tespite ilişkin eldeki davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığının öncelikle belirlenmesi, hak düşürücü sürede açılmadığının tespiti halinde esasa yönelik inceleme yapılmadan davanın bu nedenle reddine karar verilmesi; hak düşürücü süre içinde açıldığının belirlenmesi halinde ise 6183 sayılı Kanun m.58'de belirtilen sınırlı itiraz nedenleri dikkate alınarak yapılacak inceleme ve değerlendirmeye göre bir karar verilmesidir. Mahkemece, belirtilen yasal yöntem izlenmeden karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Bu nedenle davalı SGK Başkanlığı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/10775, K. 2012/26467, T. 20.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-10775-e-2012-26467-k-2ed0ba4c9895