Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/9425 E. 2012/15189 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/9425
- Karar No
- 2012/15189
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 298-220 Davacı, davalılar ... ve ...’in işlettiği ... isimli işyerinde 1.10.1991 - 10.09.1993 tarihleri arasında geçen ve kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ilâmda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulü ile, davacının davalılara ait işyerinde 01/10/1991 - 30/11/1991 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle 60 gün çalıştığı, 60 günlük çalışmasının Kuruma bildirilmediğinin tespitine, karar verilmiştir. Hükmün, davacı ve davalı SGK Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum avukatının, tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Davacı avukatının temyiz itirazı bakımından ise ; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Yukarıda açıklanan ilke ışığında eldeki dava dosyasına konu olayda davacının kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi için Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Mahkemece kabul edilen sürenin davalı işyerinin salt kanun kapsamından çıkarılma tarihi esas alınarak tespiti isabetsiz olup,davacının, davalılara ait işletmenin yasa kapsamından çıkarıldığı 30.11.1991 tarihinden sonra da çalıştığı iddiası karşısında; Mahkemece, davalı işletmenin 30.11.1991 tarihinden sonra da faaliyetine devam edip etmediği ve bu tarihten sonra davalı ortaklar adına kayıtlı veya ortağı olduğu başka işyerinin olup olmadığı, var ise, bunların kapsam tarihi ve vergi kayıtları ve davacının burada geçen çalışmalarının olup olmadığı, ayrıca, dinlenen bordrolu tanıkların 1993 yılına kadar çalıştıklarını beyan etmeleri karşısında, işyeri devrinin söz konusu olup olmadığı hususunda vergi dairelerinden ve kurumdan gerekli araştırma yapılmamıştır. Bu tür davalarda, davalı işyeri ile ilgili, tüm belgeler, vergi kayıtları, muhtasar beyannameler ve yoklama tutanaklarının olup olmadığı araştırılmalı, davacının çalışmaları ile ilgili tüm belgeler davalı Kurumdan; puantaj kayıtları ve ücret tediye bordrolarının asılları işverenden getirtilmeli, iş bu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın davacıya aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile, inkâr edilip de, aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan, yine, davacı tarafından, hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için davacıya delilleri sorulmalı, dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler emniyet araştırması ve Kurumdan sorulmak suretiyle saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; yargılama sürecinde, dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde; iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, çelişkiler vaki olursa usulünce giderilmeli, böylece, bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip, takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca, bir karar verilmelidir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak, elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 17.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.