Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/7856 E. 2012/11852 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/7856
Karar No
2012/11852
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :486-90

Davacı, sigortalılığının tespiti ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini talep etmektedir. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak hükümde belirtilen gerekçelerle, davanın reddi ile davacının 15.02.1983-11.10.1984, 22.03.1985-14.05.1987, 01.06.1989-01.05.1990, 16.05.1994-30.11.2006 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun,15.05.1987-31.05.1989 ve 02.05.1990-15.05.1994 tarihleri arasında SSK'ya tabi zorunlu sigortalı olduğunun, 12.05.1984-22.03.1985 devresi zorunlu veya isteğe bağlı sigortalılık isteğinin yerinde olmadığının tespiti ile yaşlılık aylığı talebinin şartları oluşmadığından talebin reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Hakkındaki davanın reddine karar verilen davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının kararı temyizde hukuki yararı bulunmadığından, anılan davalının temyiz isteminin reddine; 2-Davacı vekilinin temyiz talepleri yönünden; Davacının, 15.02.1983 -11.10.1984 tarihleri arasında oto tamiri faaliyetinden dolayı, 24.5.1995-31.12.2004 tarihleri arasında lokantacılık faaliyetinden dolayı ve 1.6.2005 -30.11.2006 tarihleri arasında yine lokantacılık faaliyetinden dolayı vergi kaydı bulunduğu,27.6.1983- 30.11.2006 tarihleri arasında Bafra Mad. Sanatkarlar Odası üyelik kaydı, 8.12.1998-9.3.2007 tarihleri arasında Esnaf ve Sanatkarlar Odası üyelik kaydı bulunduğu anlaşılmıştır. Davacının, 15.5.1987 -31.5.1989 ile 2.5.1990 -15.5.1994 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalığı bulunduğu görülmektedir. Davacının, 1479 sayılı Yasa kapsamında, 15.2.1983 -11.10.1984, 22.3.1985 -14.5.1987, 1.6.1989 -1.5.1990 , 16.5.1994-30.11.2006 tarihleri arasında “17 yıl 3 ay 2 gün”, sigortalılık süresi davalı Kurum tarafından kabul edilmekte olup,bu hususta uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık konusu olan dönem 11.10.1984 -22.3.1985 tarihleri arasında sigortalı olarak kabul edilip edilmeyeceği ve yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığı hususundadır. Mahkemece,davacının 15.02.1983-11.10.1984, 22.03.1985-14.05.1987, 01.06.1989-01.05.1990, 16.05.1994-30.11.2006 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğu, 15.05.1987-31.05.1989 ve 02.05.1990-15.05.1994 tarihleri arasında SSK'ya tabi zorunlu sigortalı olduğunun tespitine,12.5.1984 -22.3.1985 tarihleri arasında zorunlu veya isteğe bağlı sigortalılık isteği yerinde olmadığından ve yaşlılık aylığı şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Davanın yasal dayanağı olan ve 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24’üncü ve 25’inci maddelerinde kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler, meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren zorunlu sigortalı sayılmış iken, anılan maddelerde 2229 sayılı Kanun ile yapılan ve 04.05.1979 günü yürürlüğe giren değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, kendi adına ve hesabına çalışma olgusu sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. Daha sonra, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunla değişik 1479 sayılı Kanunun 24’üncü maddesinin (1) numaralı bendinin (a) ve (h) fıkralarında, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların zorunlu sigortalı kabul edilebilmesi için, esnaf ve sanatkârlar gibi ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar yönünden vergi kaydı, gelir vergisinden bağışık olanlar yönünden kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı bulunma koşulu getirilmiş; anılan madde 22.03.1985 günü yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanunla bir kez daha değiştirilip kapsam genişletilerek, gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar (vergi kaydı bulunanlar) veya esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı bulunanlar ya da kanunla kurulu meslek kuruluşunda usulüne uygun kaydı olanlar zorunlu sigortalı olarak kabul edilmiş, anılan düzenleme 4956 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihine kadar geçerliliğini korumuştur. 4956 sayılı Kanunun 14’üncü maddesiyle değiştirilen hükümle zorunlu sigortalılık kapsamına yalnızca, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar alınmış, gelir vergisinden bağışık tutulanlar yönünden ise Esnaf ve Sanatkâr Sicili ile birlikte aynı zamanda kanunla kurulu meslek kuruluşuna yöntemince kayıtlı bulunma koşulları getirilmiştir. Diğer taraftan önemle vurgulanmalıdır ki; ilgili vergi, kanunla kurulu meslek kuruluşu, esnaf ve sanatkârlar sicil memurluğu kayıtları zorunlu sigortalılığın dayanak belgeleri niteliğinde olup, anılan kayıtlara sahip kişiler yönünden ancak, “(diğer) sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalma” ve “herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma” olgularının birlikte gerçekleşmesi durumunda zorunlu sigortalılık söz konusu olabilir. Belirtilen kayıtların yokluğunda zorunlu sigortalılıktan söz edilemeyeceği gibi, anılan sigortalılık niteliğine sahip olunmadığı döneme/sürelere ait prim borçlarının daha sonraki tarihlerde Kurumca hatalı olarak geriye dönük tahsil edilmesi sigortalılık niteliği bahşetmez. Bununla birlikte, HGK'nun 3.2.2010 tarih ve 2010/10-23 esas ve 2010/59 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sigortalılık şartları bulunmayan döneme ilişkin olan primler, Kurumun kendi hatası nedeniyle tahsil edilip uzun süre kullanıldıktan ve davacıya bu dönemler için sigortalı olduğu izlenimi verildikten sonra, yanlışlık fark edilerek sigortalılığın iptal edilmesi, TMK'nun 2. maddesinde düzenlenmiş bulunan dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder. Anılan kanun gereğince, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorunda olup, zorunlu sigortalılık şartları bulunmadığı halde, bu dönemlere ait Primlerin icra takibi sonucu tahsil edilmesi veya 06.03.1992 günü yürürlüğe giren 3780 sayılı Kanun ile 16.05.1997 tarihinde yürürlüğe giren 4247 sayılı Kanun hükümleri kapsamında primlerin ödenmesi bu kapsamda değerlendirilmelidir. Bu açıklamalar ışığı altında dava değerlendirildiğinde; öncelikle davalı Kuruma yazı yazılarak tutar ve tarihleriyle birlikte tüm sigorta prim ödemelerini içeren liste getirtilip Bağ-Kur sigortalılık süresini karşılayan kısmının mahsubu yapıldıktan sonra, kalan prim ödemelerinin karşıladığı süre kadar yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde uyuşmazlık konusu dönemde isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olduğu kabul edilerek ve davacının iddiası doğrultusunda askerlik borçlanmasına ilişkin belgeler getirtilerek borçlanma süresinin netleştirilmesi, sonucu göre, ayrıca, yaşlılık aylığı koşullarının değerlendirilmesi gerekmektedir. 3-Kabule göre de, taraflar arasında bir ihtilaf olamaması karşısında, mahkemece, talep aşılarak, taraflar arasında ihtilaf konusu olmayan ve Kurumca davacının kesintili olarak sigortalı kabul edildiği “15.02.1983-11.10.1984, 22.03.1985-14.05.1987, 01.06.1989-01.05.1990, 16.05.1994-30.11.2006 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğu, 15.05.1987-31.05.1989 ve 02.05.1990-15.05.1994 tarihleri arasında SSK'ya tabi zorunlu sigortalı olduğunun tespitine ” karar verilmesi , usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 05.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/7856, K. 2012/11852, T. 19.06.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2011-7856-e-2012-11852-k-3f2095bc0197