Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/5302 E. 2012/8921 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/5302
Karar No
2012/8921
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :455-72 Dava, işe giriş bildirgesine istinaden sigorta başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun’un Geçici 7’nci maddesindeki “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun’un geçici 20’nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” hükmü uyarınca uygulama alanı bulan mülga 506 sayılı Kanunu’nun 108’inci maddeleridir. 506 sayılı Kanunun 108’inci maddesi uyarınca; salt işe giriş bildirgesinin verilmiş olması yeterli olmayıp ayrıca aynı Kanunun 2 ve 6. maddelerinde öngörüldüğü şekilde hizmet akdine dayalı olarak eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın da varlığı gerekir. Ancak, bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinilmesinin önüne geçilmesi ve temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Dava konusu somut olayda; davacının 01.02.1983 tarihli işe giriş bildirgesi süresinde davalı Kurum kayıtlarına intikal etmiş ise de; anılan dönemde bordro tanzim edilmediği anlaşıldığından; gerçek çalışmayı ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtların varlığı aranmalıdır. Bu yönde; davaya konu işyeri sicil numarası ile sigortalıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yıla ait serilerden olduğu davalı Kurumdan sorularak belirlenmeli, işveren ve Kurum nezdindeki çalışma dönemine ilişkin kayıtlar celbedilerek dava konusu dönemde aynı işyerinde çalışanlar, bu da mümkün olmazsa, sigortalının çalışmasının gerçek olup olmadığı hususunda bilgi sahibi olabilecek kişiler saptanarak tanık sıfatıyla dinlenmeli, bu bağlamda; yargılama aşamasında dinlenen tanıkların aynı işyerinde davacıyla birlikte çalışanlardan olup olmadığı araştırılmalı, işyerinin faal olup olmadığına ilişkin davacı tarafın talebi doğrultusunda vergi kayıtları celbedilmeli ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 17.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/5302, K. 2012/8921, T. 17.05.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2011-5302-e-2012-8921-k-1a36aea97924