Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/5059 E. 2012/9061 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/5059
- Karar No
- 2012/9061
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi No :168-414 Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, davalılardan işverene ait market işyerinde aşçı olarak 14.12.2004-13.12.2008 tarihleri arasında eksik bildirlen hizmetinin tespitini talep etmiş; Mahkemece, davanın reddine kabulüne karar verilmiştir. Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Yasanın Geçici 7.maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Yasanın 79/10 maddesidir. Anılan Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği ve 79. maddeye 25.08.1999 tarih, 4447 sayılı Kanunla eklenen, “Ay içinde bazı işgünlerinde çalıştırılmadığı ve ücret ödenmediği beyan edilen sigortalıların otuz günden az çalıştıklarını açıklayan bilgi ve belgelerin işverence prim bildirgelerine eklenmesi şarttır.” düzenlemesi uyarınca, anılan tarih sonrasına ilişkin eksik bildirimlerin dayanağı belgelerin Kuruma ibraz edilip edilmediğinin; aksine durumda Kurumun eksik bildirim nedeniyle resen tahakkuk işlemi gerçekleştirip gerçekleştirmediğinin de araştırılması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. Somut olayda; davacının davalı işyerinden 17.02.2006-17.12.2008 tarihleri arasındaki çalışmalarının bildirildiği, işyeri dosyasında bulunan 17.02.2006 başlangıç tarihli işe giriş bildirgesinin imzasız olduğu, 2006 yılındaki bildirimlerin her ay için 15'er gün olduğu, 2007'deki eksik bildirimlerin davacının istirahatli olmasından kaynaklandığı, 2006 yılına ilişkin ücret ödeme bordrolarının dosyada bulunduğu, 2 aya ilişkin bordronun imzasız diğerlerinin imzalı olduğu, Mahkemece, 15 gün çalışma bildirilen dönemde ücret ödeme bordrolarında da 15 gün çalışmanın yer aldığı ve davacının 2 ay dışında imzasının bulunduğu, 17.12.2006 tarihinden önceki döneme ilişkin olarak ise, yazılı delil bulunmadığı ve salt tanık beyanlarıyla davanın ispatlanamayacağı, belirtilerek davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Öncelikle, çalışma olgusunun her türlü delille ispatı mümkün olup, imza bulunmayan işe giriş bildirgesinden önceki döneme ait çalışmaların salt tanık beyanlarıyla ispatlanamayacağına ilişkin Mahkeme kabulü yerinde değildir. Kısmi bildirim bulunan döneme ilişkin olarak yapılan araştırma da hüküm kurmaya elverişli değildir. Mahkemece, davalı işverenin (işverenlerin) vermekle yükümlü olduğu Kurum nezdindeki kısmi çalışmanın dayanağı belgeler getirtilmeli, işveren (işverenler) nezdindeki dava konusu döneme ait ücret tediye bordroları ve tüm belgeler celp edilmeli, işbu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın kendisine aidiyeti sigortalı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan, yine sigortalıca hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksini eşdeğerde delillerle kanıtlaması için davacıya süre verilmeli; Kuruma bildirim yapılan dönemlerde aylık otuz günden az bildirilen çalışmaya ilişkin açıklayıcı bilgi ve belgelerin işverence prim bildirgelerine eklenip eklenmediği, eklenmemişse, Kurumun eksik bildirim nedeniyle resen tahakkuk işlemi gerçekleştirip gerçekleştirmediği araştırılmalı; bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da, bildirim dışı kaldığı hususu gereğince ve yeterince araştırılmalı; yukarıda öngörülen nitelikte yazılı belge ibraz olunmayan çalışma süreleri yönünden ise, o dönemde sigortalı ile birlikte çalışan ve işverenin (işverenlerin) bordrolarında kayıtlı kişiler ile aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; yargılama sürecinde dinlenen tanıkların sıfatlarına ilişkin belgeler celp edilmeli, dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, işyerinin kapsamı, kapasite ve niteliği nazara alınmalı, böylece dava konusu döneme ilişkin olarak yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak, uyuşmazlık konusu husus hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip deliller hep birlikte değerlendirilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Kabule göre de, 27.06.1956 gün ve 2/14 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da açıkça belirtildiği üzere; davacıya karşı birlikte sorumlu bulunan birden çok gerçek ve tüzel kişi aleyhine açılan bir davanın, davalılar için müşterek bir sebepten dolayı reddedilmesi halinde, tek vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde, her davalı için, ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi de, ayrıca isabetsizdir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 17.05.2011 gününde oy birliğiyle karar verildi.