Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/13553 E. 2012/26535 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/13553
- Karar No
- 2012/26535
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi No :532-450 Dava, yersiz ödendiği ileri sürülen ölüm aylıklarının yasal faiziyle birlikte geri alınması istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı SGK Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Hakkında verilen boşanma kararı 1999 yılında kesinleşen davalıya, yaşamını yitiren sigortalı babası üzerinden 506 sayılı Kanun hükümlerine göre hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla bağlanan ölüm aylığının, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle davacı Kurumca 2010 yılında gerçekleştirilen işlemle 01.10.2008 tarihi itibarıyla iptal edilerek (kesilerek), 22.10.2008 - 22.02.2010 döneminde yersiz ödendiği ileri sürülen aylıklar yönünden borç tahakkuk ettirildiği, anılan aylıkların geri alınması için Kurumca 23.08.2010 tarihinde açılan işbu davada yargılama sürerken, bu kez hak sahibince 01.10.2010 günü Kütahya İş Mahkemesi’ne 2010/535 Esas numaralı dava açılarak aylığın kesilmesine yönelik Kurum işleminin iptalinin istenildiği ve söz konusu davada davalı konumunda yer alan Kurum vekilince davaların birleştirilmesinin istenildiği belirgindir. 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlarda yer almamakla birlikte ilk kez 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Gelir ve aylık bağlanmayacak haller” başlığını taşıyan 56. maddesinin ikinci (son) fıkrasında düzenlenen davanın yasal dayanağı niteliğindeki norm 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiş, fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiş olup, hükmün Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle yapılan başvurunun, Anayasa Mahkemesi'nin 15.12.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 28.04.2011 gün ve 2009/86 Esas – 2011/70 Karar sayılı kararı ile reddedildiği, dolayısıyla iptal edilmeyen fıkranın yürürlükte olduğu belirgindir. Diğer taraftan, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Bekletici sorun” başlığını taşıyan 165. maddesinde, bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya tamamen veya kısmen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına kadar yargılamanın bekletilebileceği öngörülmüş, “Davaların birleştirilmesi” başlıklı 166. maddesinde de, davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda bağlantının var sayılacağı, davalar ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirmenin ikinci davanın açıldığı mahkemeden istenebileceği, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren birinci davanın açıldığı mahkemenin bununla bağlı olduğu, birleştirme kararının derhal ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirileceği açıklanmıştır. Anılan yasal düzenlemeler ışığında yapılan değerlendirmede; Kurum tarafından yersiz ödendiği ileri sürülen ölüm aylıklarının geri alınmasına yönelik açılan işbu dava ile hak sahibince Kütahya İş Mahkemesi’ne açılan 2010/535 Esas numaralı ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali davasının doğuş sebepleri, ayrı yargı çevrelerinde yer alan mahkemelerce görülen davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması, iptal davasında davalı konumundaki Kurum vekilince birleştirmenin istenilmiş olması dikkate alındığında, anılan davada söz konusu 166. madde kapsamında birleştirme kararı verilip verilmediği araştırılarak davaların birleştirildiği belirlendiğinde yöntemince araştırma yapılıp boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği ortaya konulmalı, birleştirme kararının bulunmadığı anlaşıldığı takdirde bu kez 165. madde çerçevesinde iptal davasının sonuçlanmasına kadar yargılama bekletilerek elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.