Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/11701 E. 2012/19723 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/11701
- Karar No
- 2012/19723
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :152-551 Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı Kurum,22.05.2010 tarihli iş kazasının üç iş günü içinde bildirilmemesi nedeniyle sigortalı ...'ye 21.07.2010-13.09.2010 tarihleri arasında ödenen 5.906.06 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin rücuen tazminini talep etmiş, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Konuya ilişkin yasal mevzuatın incelenmesinde; 5510 sayılı Yasa’nın 13. maddesinde iş kazasının 4'ncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5'nci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu öngörülmüştür. Anılan Kanun'un 21. maddesinin 2. fıkrasında ise; iş kazasının 13. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sürede işveren tarafından Kuruma bildirilmemesi halinde, bildirim tarihine kadar geçen süre için sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneğinin Kurumca işverenden tahsil edileceği hükmü yer almaktadır. 5510 sayılı Kanun'a istinaden çıkartılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 35. maddesinde de, iş kazasının üç iş günü içinde Kuruma bildirileceği öngörülmüştür. Dava konusu somut olayda; davalının sözü edilen bildirimi kaza tarihinden 2 gün sonra 24.05.2010 tarihinde yaptığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Bölge Müdürlüğünün 24.05.2010 tarih 0092 sayılı yazısı ile sabit olduğundan, bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiğinin kabulü gerekir. Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular gözetildiğinde, davanın reddine karar verilmesi gerekirken , yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 19.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.