Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/10589 E. 2012/15518 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/10589
Karar No
2012/15518
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :212-388 Dava, 1479 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi hükmü karşısında, davanın yasal dayanağının 1479 sayılı Kanun olduğu anlaşılmaktadır. 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24. maddesine göre, bir kimsenin zorunlu Bağ Kur sigortalısı olması için, meslek kuruluş kaydı ile birlikte, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışması gerekli iken, anılan maddelerde 19.4.1979 gün ve 2229 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. Öte yandan, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasanın 6. maddesi ile değişik 1479 sayılı Yasanın 24. maddesinde, zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olmak için ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olma, gelir vergisinden muaf olanların da meslek kuruluşuna kayıtlı olması hükmü yer almaktadır. Yine 22.03.1985 tarihinde 3165 sayılı Kanunla getirilen düzenleme ile de kendi nam ve hesabına çalışanlardan vergi mükellefi olan, esnaf siciline veya meslek kuruluşuna kaydı olanların Bağ-Kur sigortalısı olacağı belirtilmiştir. 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen düzenlemelerin, anılan KHK’nin Anayasa Mahkemesi’nce iptalinden sonra 4956 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle bu kez; ...gerçek ve basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyet tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkarlar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıt olanlar ise talep tarihinden itibaren zorunlu sigortalı olarak Yasa kapsamına alınmışlardır. Davacının, Bağ-Kur'a tescilinin, Meslek odasına kaydından dolayı, 20.04.2000 tarihinde, 09.10.1987 tarihinden geçerli olmak üzere yapıldığı; sigortalı tespit tescil belgesine göre, vergi yükümlülüğü ve esnaf sicil kaydı söz konusu olmayıp, Seyyar Pazarcılar odasında ...1 sicil numarası ile, 09.10.1987-23.06.2000 tarihleri arası kaydı bulunduğu, 09.10.1987-23.06.2000 tarihleri arasındaki sigortalılığına istinaden Kurumca 14.6.2000-21.03.2001 tarihine kadar primlerin tahsil edilmiş olduğu, bilahare, davalı Kurum tarafından, oda kaydının usulsüz olduğu gerekçesiyle, sigortalılığın iptal edildiği, davalı Kurum, 09.10.1987-23.06.2000 dönemi için yatırılan primlerin, ilk kez 14.06.2000 tarihinde ödemiş olması nedeniyle, sadece, 14.06.2000- 31.12.2002 arası 825 gün isteğe bağlı sigortalılık olarak kabul edileceğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, davacının, zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olmanın şartlarını taşımadığı, Esnaf ve Sanatkarlar sicilinde kayıtlı olmayan davacının toplu ödeme yaparak geçmişe yönelik sadece Esnaf odası kaydına dayalı olarak Bağ-Kur'lu sayılması mümkün olmadığı, 09.10.1987-23.06.2000 döneminde isteğe bağlı sigortalı sayılmasına da olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacının yatırdığı primlerin karşılığı bu dönem sigortalı olarak kabul edilmek suretiyle karşılanmıştır. Ancak, mahkemece, yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Mahkemece, öncelikle oda kayıtlarındaki usulsüzlük nedeniyle ceza davası açılıp açılmadığı araştırılmalı, dava açılmışsa sonucu beklenmeli, sahteliğe ilişkin iddia araştırılmalı, buna ilişkin deliller toplanmalı, sahtecilik bulunmadığının tespiti halinde, her halükarda, davacının vergiye kayıtlı olduğu süreler dışında kendi nam ve hesabına çalışması bulunup bulunmadığı yöntemince araştırılmalı, prim ödemelerinin isteğe bağlı sigortalılık kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği irdelenmeli, tüm deliller toplandıktan sonra, elde edilecek sonuca göre, karar verilmelidir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak, elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacının, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 18.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/10589, K. 2012/15518, T. 18.09.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2011-10589-e-2012-15518-k-bdb3a9e69da8